İngiltere Gündemi
İngiltere teröre karşı yine büyük bir sınavdan geçiyor. Geçtiğimiz aylardaki bıçaklı saldırı ya da arabayla yayaların üzerine sürülmesinin ötesinde geçtiğimiz Cuma ülke bir patlama ile karşı karşıya kaldı. Londra’nın Batısındaki bir istasyonda Cuma sabahı bir patlama meydana geldi ve ayni gün ilerleyen saatlerde bir şüpheli bıçağıyla beraber Birmingham şehrinde yakalandı. Patlamayı DAİŞ üstlendi. Ondan zaten bir şüphe yoktu. Londra’daki patlamada onlarca kişi yaralandı ve neyse ki kimse hayatını kaybetmedi ama bıraktığı korku bütün ülkeyi sardı. Her an başka bir yerde patlama olacağı korkusuyla yaşıyor insanlar. Terör tehdidi için alınan önlemler kritik seviyesine çıkartıldı ki bu da ülkede her an bir saldırının olacağı anlamına geliyor. Aslında Mayıs’ta Manchester’daki patlamada beri önlem seviyesi hem kritik seviyesindeydi.
Patlamanın bir süredir olmaması yoğun güvenlik önlemlerinin işe yaradığını gösterdiği için insanlar kısmi olarak huzurluydu. Bilgisayarınla bile uçağa binmeyi yasaklayan kurallarının konulduğu bu dönemde patlayıcı maddenin nasıl yapıldığı veya nereden tedarik edildiği büyük soru işaretlerini beraberinde getirdi. İngilizler artık hiç güvende olmadıklarına inanıyor ki aslında güvende de değiller. Paris’te bir İngiliz uçağı güvenlik tehdidi gerekçesiyle uçurulmadı. Ülkenin her yerine 5 bin kadar silahlı kuvvet dağıtıldı. Ama yine de güvende değiller.
Bu tarz terör olayları hâlihazırda olan siyasi krizi ve AB ile zaten kötü giden müzakereleri daha da olumsuz etkiliyor. AB’den çıkmanın ciddi ekonomik bir faturası zaten vardı. AB ülkeleri ile bozulan anlaşmalar da ciddi bir krizi beraberinde getirecekti. Terörle mücadele için 24 milyon Sterlin bütçe ayrıldı, ki bu da ekonomiyi olumsuz bir şekilde etkileyecek. Daha az yatırım daha fazla istihbarat ve silah demek oluyor bu. Hükümet, terör saldırısı karşısında yine üçüncü şahıs gibi davrandı. Özellikle Dışişleri Bakanı Boris Johnson ve Başbakan Theresa May’in pasif tutumları oldukça eleştirildi. Bu tarz patlamalar zaten zayıf olan hükümeti daha da zayıflatıyor. AB ile müzakerelerde İngiltere’nin elindeki kozları da ellerinden alıyor. İki hafta sonra gerçekleşecek olağan kurultayda zaten hükümet partisi olan Muhafazakarlarda büyük dengelerin değişeceğinden bahsedilirken bu tarz patlamalar, bütün planları alaşağı ediyor.
İngiltere’de 2005’ten beri 9 büyük terör saldırısı oldu ve 89 kişi hayatını kaybetti. Yani DAİŞ’ten önce de İngiltere’nin başı radikal İslamcılarla dertteydi. Olayla ilgisi olduğu gerekçesiyle şu ana dek iki kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların biri 21 yaşındayken diğeri 18 yaşında. Haklarındaki bilgiler sır gibi tutuluyor ama büyük bir ihtimalle İngiltere doğma büyüme Müslüman İngiliz vatandaşılardır bu iki kişi. Bu da ucunun şiddete uzandığı radikal İslamcılığın İngiltere’deki gençleri nasıl ele geçirdiğini gösteriyor. İki kişi belki doğrudan olayın failleridir ve öyleyse tutuklanacaklardır ve ceza alacaklardır. Peki mesele çözülmüş mü olacak? Peki dışarıda binlerce gencin radikalleşmesi nasıl engellenecek?