Ermeni Soykırımı'nda hayatını yitirenler dün yapılan törenlerle anıldı. Ermenistan, ABD, Fransa ve Türkiye gibi birçok ülkede yapılan törenlere katılan binlerce kişi katledilenleri unutmadığını gösterdi. Törenlerde, 99 yıldır soykırımı inkar eden Türk devletinden soykırımı tanıması ve özür dilemesi istendi.

Ermenistan'daki en büyük tören başkent Erivan'da yapıldı. Ermeni Soykırım anıtındaki resmi anma törenine Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın yanısıra dini liderler ile çok sayıda siyasetçinin de olduğu binlerce kişi katıldı. Yas rengi karalar giyen katılımcılar, Ermeni Soykırımı anıtının ortasında sürekli yanmakta olan ateşin etrafına soykırımda ölenler anısına çiçekler bıraktı.

Sarkisyan konuşma yaptı

Cumhurbaşkanı Sarkisyan anma töreninde yaptığı konuşmada Türkiye’nin yapılanları "soykırım olarak" tanımamasını eleştirirken, “Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi olan Türkiye, Ermeni Soykırımı’nı tümüyle inkar politikasını sürdürüyor” dedi. “Biz bir suçun inkarının da bu suçun doğrudan devamı anlamına geldiğinden eminiz. Gelecekte benzer suçları sadece bu suçun kabul edilmesi ve kınanması önleyebilir" diyen Ermenistan Cumhurbaşkanı'na göre, "Bu tarihi utancın geride bırakılması ve devletin bu ağır yükün altından kurtarılması" Türkiye'nin tavrına bağlı.

'Türk halkı düşmanımız değil'

Sarkisyan, konuşmasında Türk Başbakan Erdoğan’ın taziye mesajına değinmezken şu ifadeleri kullandı: "Herkesin önünde teyit etmek isterim ki bizler Türk toplumunu düşman olarak görmüyoruz. Masum kurbanların anısı önünde eğilirken, Ermeni komşularına yardım elini uzatan Türkleri, Türk aileleri de hatırlıyoruz. Tanrı yurttaşlarımıza ellerini uzatarak kendilerinin ve ailelerinin hayatını tehlikeye atanları kutsasın. Türkler dahil her toplum işkenceyle soykırıma atılanları kurtaran atalarıyla gurur duymalıdır. Biz bunu hatırlıyoruz."

Protokolleri hatırlattı

Sarkisyan,  2015’te soykırımın 100. yıldönümünde "Türkiye’ye güçlü bir mesaj vermeleri gerektiğini" de belirtirken, "Ermenilere yönelik lafta kalan sözler artık sürdürülemez. Çünkü atılması gereken açık adımlar vardır. İlişkilerin normalleştirilmesi ve sınırların açılması gibi atılması gereken açık adımlar var" dedi. Sarkisyan, Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan ancak daha sonra parlamentolar tarafından onaylanmayan protokolleri de anımsattı. Ülkesinin bu protokollere yönelik tutumunun değişmediğini vurgularken, "Mantıklı şartlar içeren fikirler eskisinden daha çok aciliyet arz etmektedir" dedi.

Türkiye özür dilemeli

Bu törenden bir gün önce de Erivan’da binlerce kişi gece ellerinde meşalelerle Ermeni Soykırımı anıtına yürüyerek soykırımda ölenleri andı. Etkinlikte binlerce Ermenistanlı Opera’nın bulunduğu Özgürlük Meydanı’nda toplandı. Anmada konuşan Devrimci Ermeni Federasyonu Taşnaksutyun’un Başkanı Giro Manoyan Türk Başbakan Erdoğan’ın Ermeni Soykırımı ile ilgili yaptığı açıklamayı hatırlatarak "Taziye diledi ama özür dilemedi. Sanki insanlar depremde öldü" diye konuştu. Manoyan "İnkar politikasını kabul etmiyoruz" diyerek adalet için sonuna kadar mücadele edeceklerini ifade etti. Taşnaksutyun Gençlik Birliği ise Sarkisyan’dan Türkiye-Ermenistan protokolündeki imzasını çekmesini istedi.

Obama yine 'Büyük Felaket' dedi

Diasporada yaşayan Ermeniler de bulundukları ülkelerde katledilen atalarını andı. ABD de törenler yapılırken, Barack Obama 1915’te katledilenleri anmak için yaptığı yazılı açıklamada yine "soykırım" yerine "Büyük Felaket" anlamına gelen "Meds Yeghern" ifadesini kullandı.
Soykırım nasıl başladı?
Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Osmanlı topraklarında 2 milyondan fazla Ermeni yaşıyordu. Ancak 1915-1923 tarihleri arasında 1.5 milyon Ermeni katledildi. 24 Nisan 1915’ten itibaren Ermeni düşünür ve entelektüeller İstanbul'da gözaltına alınmaya başlandı. Aydınların da olduğu yaklaşık 2 bin 500 kişi öldürüldü ve böylece Ermeni halkını yok etme hareketinin ilk aşaması başlamış oldu. Bundan sonra dünyanın her yerindeki Ermeniler bu günü soykırımında ölenlerin anısına adadılar. Soykırımın ikinci aşaması ise yaklaşık 60 bin Ermeni erkeğin bir kere de zorla askere alınmasıydı. Hepsi burada öldürüldüler ve Ermeniler silah tutan güçlerini kaybetmiş oldular. Üçüncü aşama da Ermeni halkının genç yaşlı çoluk çocuk demeden katledilmeye başlanması ve Suriye çöllerine doğru sürülmesiydi. Tehcir sırasında binlerce insan Türk askerler ile işbirlikçileri tarafından katledildi. Kalanlar da açlıktan, bulaşıcı hastalıklardan öldüler. Kadınlar ve çocuklar işkencelere maruz kaldılar. Birçok insan zorla müslümanlaştırıldı. Ayrıca Ermenilerin taşınır ve taşınmaz malları, zenginlikleri yağmalandı. Soykırımın son etabı ise Osmanlı bakiyesi Türk hükümeti tarafından Ermenilere kendi yurtlarında yapılan tehcirin ve kitlesel imhanın inkar edilmesiydi. Tüm dünyada gittikçe daha fazla ülke Ermeni Soykırımı'nı kabul etse de Türkiye ısrarla inkar etmekte ve buna karşı tarihi değiştirmeye ve farklı yerlerde lobi faaliyetleri yapmaktadır.

ERİVAN




Avrupa'dan bir heyet de Erivan'daydı


Erivan'daki Ermeni Soykırımı anmasına katılan Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi'nden Şafak Arabacı acıların paylaşılması gerektiğini söylerken, YEKKOM Eşbaşkanı Yüksel Koç halkların da tarihle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi'nden (ABDEM) bir heyet de Erivan’a gitti. Heyette şu isimler var: Nor Zartong İstanbul'dan Sayat Tekir, Nor Zartong Avrupa’dan Alex Kalk, Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu YEKKOM'dan Yüksel Koç, Avrupa Ezilen Göçmen işçiler Federasyonu’ndan Şafak Arabacı, ABDEM Eşbaşkanı ve Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nden Rojda Yıldırım ile Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan Aliekber Pektaş.

1915 olmasaydı Dersim olmazdı

Heyetten Şafak Arabacı bianet'e yaptığı açıklamada "Erivan’a Ermeni halkının acılarını paylaşmaya geldik” dedi. Arabacı, Ermenistan’da pek çok kurumu ziyaret ettiklerini ve ziyaretlerinin önyargıların kırılması konusunda çok yardımcı olduğunu ifade etti: "Burada birçok kurumla tanıştık, gençlerle, öğrencilerle konuştuk. Başta bize yaklaşımları farklıydı, bunu hissedebiliyorduk. Ama konuştukça bu yargılar kırıldı. Bizim bugün Ermenistan’a geliş sebebimiz Ermeni halkının acılarını paylaşmak. Onların öfkesini, yangınını anlayamayız belki ama paylaşabiliriz. Çünkü eğer ki Ermeni Soykırımı’na bizim atalarımız 'hayır' deselerdi Dersim ve Koçgiri, daha sonra Maraş, Sivas yaşanmayacaktı. Biz tabii ki bir devletin tarafı değiliz. Demokratik, muhalif ezilenleriz. Önemli olan halkların kendi tarihleriyle yüzleşmesi. Bunu sağlamamız gerekiyor. Türkiye’nin de tarihi boyunca yaptığı katliam ve soykırımlarla yüzleşmesi ve bu halkların taleplerini koşulsuz yerine getirmesi gerekli."

Geçmişin kirinden kurtulmalıyız
YEKKOM Eşbaşkanı Yüksel Koç ise tarihte yaşanan katliamlarla devletler kadar halkların da yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Koç şunları söyledi: "Avrupa Barış Konferansı'nı yaptığımızda ben şunu gördüm, Çerkeslerin kendi acıları var, bilmiyoruz. Lazların kendi travmaları var, anlayamıyoruz. O zaman anladım ki biz, evet devletlerle uğraşalım ama önce kendimizle uğraşalım. Birbirimizi tanımıyoruz. Önce halkların birbirlerini tanıması gerekli. Herkesin önyargısı aslında egemenlerin yarattığı algıdır. Toplumsal barış için bu önyargıların kalkması lazım. Eğer benim topraklarımda bir katliam olmuşsa ve ‘ben bunun dışındayım’ dersem kendimi kandırırım. Bu gerçeklerin, katliamların üstün kir pasla örtmektir. Evet belki katılmamıştır katliama ama görmezden gelmiştir, ses çıkarmamıştır, karşı çıkmamıştır. Bunlar da suç ortaklarıdır. Bu yüzden önce kendimizle yüzleşmeliyiz. Bunu kendimiz için yapmalıyız. Türkiye de soykırımı kendisi için, demokrasi, özgürlük, kardeşlik için kabul etmeli. Geçmişin kiri, pasından kurtulmalıyız."