• AKP’nin “birkaç kemik parçası” diye savunduğu Agit İpek’in cenazesine yapılan ve ailesine yaşatılanların insanlığa sığmadığını belirten DTK Eşbaşkanı Güven, “İnsanım diyen bunu yapmaz, zaten insan olmadıkları da ortadadır” dedi.
Oğlu Agit İpek’in cenazesi PTT ile gönderilen Halise Aksoy’un başının dik olduğunu ve öyle konuştuğunu söyleyen DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, devletin gerçekliğine dikkat çekti. ÖHD suç duyurusunda bulundu. PKK, insanlığına karşı suç işlendiğini belirtti. AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ise her şeyin “usule uygun" olduğunu savunarak, şu sözleri sarf edebildi: “Bir ceset ortada yoktur, birkaç kemik parçası vardır.” Dersim merkeze bağlı Xelasor Tepesi’nde 23 Mayıs 2017’de şehit düşen HPG’li Agit İpek'in cenazesi PTT kargoyla 10 Nisan'da ailesine teslim edildi. Aile, çocuklarının cenazesini Mardin’in Artuklu ilçesine bağlı Tizyan Mahallesi’ne götürerek abluka altında toprağa verdi. İpek’in cenazesinin kargoyla ailesine teslim edilmesi tepkilere neden olurken, AKP-MHP iktidarının sicili, bu tarz kötülüklerle dolu:
  •  Şırnak'ın Silopi ilçesinde de 19 Aralık 2015’te komşusundan evine dönerken katledilen 11 çocuk annesi 57 yaşındaki Taybet İnan'ın cenazesi 7 gün sokak ortasında bekletildi.
  • Muş’un Varto ilçesinde de 10 Ağustos 2015’te Kader Kevser Eltürk’ün (Ekin Van) cenazesi teşhir edildi.
  • Şırnak'ın Dicle Mahallesi'nde 3 Ekim 2015’te Hacı Lokman Birlik (24), yaralı bir halde bedeni zırhlı araca bağlanıp sürüklendi.
  • Cizre’deki sokağa çıkma yasağı sırasında katledilen 10 yaşındaki Cemile Çağırga’nın da defnedilmesine izin verilmediği için ailesi çocuklarının bedenini buzdolabında bekletti.
Bitlis’in Oleka Jor kırsalında bulunan Garzan Mezarlığı’ndan 19 Aralık 2017’de çıkarılan PKK’lilere ait 264 cenaze de önce İstanbul Adli Tıp Kurumu’na götürüldü, ardından da Kilyos Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildi. Yıllar sonra bazı cenazeler, kutular içinde ailelerine teslim edildi.   Yasal başvurular yapılacak Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi, Agit İpek'in ve ailesinin maruz kaldığı tablo karşısında ulusal ve uluslararası alanda her türlü hukuksal başvuruyu yapacaklarını duyurdu. "Annenin elinde bir kargo paketinin içindeki cenaze görüntüsü kötülüğün sıradanlığına, insanlık dışı muamelenin ne denli sınırlarının zorlanabileceğini göstermektedir” denilen açıklamada, şunlar ifade edildi: “Öncelikle hukukta, tüm ideolojilerde ve dinlerde ölen insanın üzerinde hangi hüküm olursa olsun o hüküm kalkmış kabul edilir. Bir toplumda ölünün hatırasına saygı ve inancı gereği gömülebilmesi ve cenaze töreninin yapılabilmesi hayati önemdedir. Bu durum ulusal ve uluslararası mevzuatta hüküm altına alınmıştır. İnsanlığın mirası olan ölüye saygı, her türlü normdan üstündür ve devlet bu ahlaka uymakla yükümlüdür. Dolayısıyla bir anneye yaşatılan bu acı, topyekün Kürt halkının varlığının inkar edilmesi anlamına gelmektedir. Bunun farkındalığıyla Özgürlükçü Hukukçular olarak ailenin maruz bırakıldığı bu tablo karşısında gerek ulusal gerek uluslararası her türlü başvuruyu yapacak, hukuk önünde sorumlulardan hesap sorulması için her türlü çabayı göstereceğiz." Eski konseptin devamı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ise eski konseptini devam ettirmeye çalışan devletin gerçekliğine dikkat çekerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sık sık başvurduğu bir yöntem var; Cenazelere işkence yapmak, mezarlıkları tahrip etmek, ölülere hakaret etmek ve saygısızca davranmak. Bunları Hacı Birlik Lokman, Ekin Van, Taybet anne, Cemile ve Aysel Tuğluk'un annesinin defnedilmesi sırasında gördük. Şimdi de Halise annenin oğlunun cenazesini kargo paketi ile gönderiliyor. Bundan sonuç almayacağını çok iyi bilmesine rağmen yapıyor” hatırlatmasında bulundu. Güven, aynı Kürt halkını tahrik ve kontrol etmek istediğine işaret ederek, halkın refleksinin de yerinde olduğunu söyledi. Güven, “Bugün Halise Anne bu acının karşısında ortaya koyduğu şey direniştir. Yani oturup ağlayan değil, kafasını dik anlatıyor. Halis Anne diyor ki ‘bu insanlığa sığmaz’ diyor. Dolayısıyla cenazelere işkence yapmaktan vazgeçin. Bu insanlığa, vicdana, adalete, hiçbir şeye sığmaz. İnsanım diyen kişiler bunu yapmaz, zaten insan olmadıkları da ortadadır” dedi.
İnsanlık suçu işleniyor PKK Şehit Aileleri ile Dayanışma Komitesi da yaptığı açıklamada, AKP-MHP iktidarının hiçbir bir din ve ahlakta olmayan, vicdanları sızlatacak faşizan uygulamalarıyla özgürlük savaşçılarının naaşlarını değersizleştirerek halka korku salacağını sandığını belirtti. Komite, “Hangi hukukta böylesi bir uygulamanın yeri var?” diye sorarak, şunları vurguladı: “Bu, sadece özgürlük savaşçılarına değil, bütün halkımıza ve insanlığa yapılmış bir suçtur. Kendisine insanım diyen, herkes işlenen bu insanlık suçu karşısında sessiz kalmamalıdır.” Birkaç kemik parçası… Bu arada Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, konuyla ilgili Meclis Genel Kurulu'nda konuştu. Beştaş, "Kişinin layıkıyla defnedilmesi, bir mezara sahip olması ve yasının tutulması bir haktır. Bu hak kanunda yazılı olarak düzenlemeyi dahi gerektirmeyecek insanlık tarihi kadar eski bir haktır” dedi. Agit İpek’in cenazesine yapılanları anlatan Beştaş, hiçbir inanca, etik değere, yasaya sığmayan bir kötülük olduğunu vurguladı. Beştaş, "Bu sadece vicdansızlık değil, aynı zamanda suçtur. Bu bir insanlık suçudur. Bu suçu işleyenler hakkında derhal yasal işlem başlatılmalıdır. Bu fotoğraf (elindeki fotoğrafı göstererek) iktidarın insanlığa karşı işlediği suçun belgesidir. Bu utanç tablosu olarak tarihe geçecektir" şeklinde konuştu. Beştaş'ın konuşması sonrası AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan söz alarak, cenazenin aileye kargo ile gönderilmesini "usule uygun" diye savundu. Özkan, "Cenazenin kargoyla iade edilmesi meselesi bir adli vaka olarak önümüzdedir. Yer gösteren teröristin ifadesi üzerine ilgili kişinin annesinden DNA örneği alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu'na incelemeye gönderilmiştir. Bir ceset ortada yoktur, birkaç kemik parçası vardır" şeklinde konuştu. HABER MERKEZİ