
Ilısu Barajı projesiyle su altında kalma tehlikesinde olan Hasankeyf’in belgesel filmi çekildi. Tommaso Vitali, Francesco Marilungo, Carlotta Grisi adında araştırmacı ve yönetmen üç İtalyan’ın ortak çalışması sonucu çekilen ‘This was Hasankeyf- Burası Hasankeyf’ti’ adlı belgesel filmin çekimleri kısa bir süre önce sona erdi.
Hasankeyf’in tarihi güzelliğini ve doğasını korumaya yönelik duyarlılığı artırmak amacıyla filmin, uluslararası festivallerin yanı sıra televizyon kanallarında da gösterilmesi planlanıyor. Filmin çekim hikayesi ve büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalan Hasankeyf üzerine filmin yönetmenlerinden Tommaso Vitali ile görüştük.
Hasankeyf üzerine belgesel film yapma fikri nasıl oluştu?
2011 Eylül ile Aralık ayları arasında birkaç kere Hasankeyf’i ziyaret etme fırsatım oldu. Bazen birkaç gün orada kalarak, ailelerle tanıştım. Aynı zamanda belgesel için gerekli olan etnografik araştırmada ortak yazar-yapımcı olan Francesco Marilungo ve Carlotta Grisi ile aramızda güçlü bir paylaşım ve arkadaşlık oluştu. Diyarbakır’dan Hasankeyf’e bu sık ziyaretler, Hasankeyf hakkında mevcut çalışmalardan daha büyük, daha derin ve belki de daha farklı bir çalışma yapılması gerekliliğini bize hissettirdi. Tabii ki daha uzun zaman alacak bir çalışma. Ilısu Barajı temasının ötesine gitme ihtiyacı hissettik. Bu, herhalde kaçınılmaz bir konuydu: Hasankeyf sakinlerinin geçmişinde kökleri olan ve yakın geleceğine de etkileri olan bir şey. Genelde ‘kayıp’ kavramı, özelde ise hikayeler, bilgiler, fikirler gibi değerli şeyleri kaybolmaya mahkum eden durumlar ilgimi çekiyor. Kesinlikle Dicle kenarında bulunan bu ilçe büyük değişimler ve varlıklarını kaybetmeyle karşı karşıyadır.
Çekimler ne kadar sürdü ve nasıl bir yöntem izlendi? Mesela yerel halkla, belediye başkanıyla görüştünüz mü?
Birinci ayda hiç kamera kullanmadık. Bu süreden sonra yaklaşık altı ay boyunca düzenli olarak Hasankeyf’te çekimler yaptık. Birçok insanla röportaj yaptık ve oradaki ailelerle zaman geçirdik. Bazen kamerayı çıkarmadan, sadece onların yaşamlarıyla ilgilenerek ve onların nehir, mağara, kimlikleri olan ilişkileri hakkında daha fazla şey duyma hevesiyle dinledik. Kaymakam ve belediye başkanıyla nadiren sohbet ettik, ki zaten onlar bizim belgeselimizin özneleri değildiler. Ama Türk devletini bir ana karakter olarak filme almaya karar verdik.
Belgesel tam olarak hangi konu ve temalara değiniyor?
‘This was Hasankeyf’ insana ait bir hikayedir, geçmiş ve geleceğin hikayesi. Filmimizin amacı Hasankeyf halkının anıları aracıyla bu toprağın eşsiz tarihini, onların çevrelerindeki doğayla ilişkisini ve kırsal yaşamın saflığını anlatmaktır. Fakat tüm bunların yanı sıra belgesel üzerinde çalışırken bazı karmaşık durumlarla karşılaştık. Örneğin Hasankeyf halkı ile ilçenin kalkınması arasındaki ilişki ya da halkın 2014 yılında Ilısu Barajı projesi yüzünden su altında kalacak olan bir vadide geleceği planlama mücadelesi gibi şeylerden bahsedebiliriz. Dediğimiz gibi Hasankeyf ile birlikte kaybolacak günlük yaşama dair birçok detay ilgimizi çekti. Ama belki de bizim için Hasankeyf’te yaşamak, ışığını, günbatımını, suyun gürültüsünü, köy yaşamının güzel ve zor yönlerini sevmek daha önemli oldu. Fark etmeden üçümüzde, kendimizi yavaş yavaş Hasankeyf insanlarına ve yaşamına bağlı hissetmeye başladık. Bu nedenle Hasankeyf’in kaderi üzerine daha çok düşünmeye başladık.
Bölgenin geleceği için bu tarz filmlerin neden önemli olduğunu düşünüyorsunuz?
Kürt meselesi hakkında farkındalığı artırmak belki projemizin ilk amacı olmayabilir, ama bu belgeselin düşünülmesi gereken birçok yönü var. Örneğin, Türk devletinin kendi vatandaşları ve doğa için ne yapılması gerektiğine karar verecek demokratik bir süreci istemediği besbelli. Eğer böyle bir niyet olsaydı bizim çalışmalarımızın da Türk devletiyle olumlu bir diyalog başlatmaya faydası olabilirdi. Fakat bunun yerine, devletin bölge insanı değil de GAP projesine dahil olan yatırımcı şirketleri hesaba katma tavrının ne kadar tehlikeli sonuçları olabileceğini göstermek zorunda kaldık. Bunun dışında bu topraklarda mevcut olan büyük kültürel çeşitliliğin ve zenginliğin derinliğine inmeye çalıştık. Bu miras eski Hasankeyf hatıralarından geliyor ve Hasankeyf sakinleri için gelecekte alacakları karara temel oluşturuyor.
Film nerelerde gösterilecek ve bu konuda beklentileriniz nelerdir?
‘This was Hasankeyf’ belgeseli uluslararası festivallerde gösterilecek ve umuyoruz ki daha fazla seyirciye ulaşmak için böyle bir projeye ilgi gösterebilecek televizyon programlarında da gösterilecek. Umuyoruz ki seyirciler bakış açımızı, Hasankeyf’in hikayesini ve meseleye farklı yaklaşımımızı beğenecekler. Şimdiye kadar araştırma ve çekimler boyunca ifade özgürlüğü sağladığımız için gurur duyuyoruz. Indiegogo kampanyamız, destekçilerimiz sayesinde bu sürece devam etmemize izin verecek ve ileride seyircilerimiz tarafından da beğenileceğini düşünüyoruz.
Şu an montaj ve post-prodüksiyon evresine başlamak üzereyiz. www.indiegogo.com adlı web sitesinde ‘This was Hasankeyf’ kampanyamız başladı. Bu şekilde isteyen herkes doğrudan projeye yardım edebilir. Küçük ya da büyük fark etmeden belirli bir para yardımıyla insanlar post-prodüksiyon masraflarını karşılamak için bize yardımcı olabilirler. Bu paylaşıma açık fon biriktirme şekli bize gurur veriyor, hem daha iyi bir çalışma üretmemize hem de daha çok seyirciye ulaşmamıza izin verecek. Film hakkındaki detaylara ulaşmak isteyen okurlar, www.thiswashasankeyf.com / www.indiegogo.com/thiswashasankeyf adlı sayfaya bakabilirler. Şimdiden vereceğiniz destek için teşekkür ediyoruz.
ÖZLEM GALİP