
Bilim-Teknik Gündemi
Hazırlayan: Doğan Barış ABBASOÐLU
Evrenin doğası bu. İnsanların soyu tükenecek. Bütün galaksimizi kolonileştirse de uzak gezegenlerde yeni yaşam alanları bulsa da bir gün mutlaka tükenecek. Ama şu anda bu kıyametin büyük bir ihtimalle Dünyamızda gerçekleşeceği düşünüyoruz.
Kuzey Kore ile ABD arasındaki savaş ihtimali, Rusya ile ABD arasındaki gerilim, Trump’ın nükleer bombalarını yenileme ve arttırma planları insanlığın geleceği konusunda ciddi endişeler doğurmuş durumda. Ancak bu soy olarak evrenden silinmemizi sağlayacak tek tehdit değil. İnsanlığın sonunu getirebilecek birçok şey var. Bunların bazıları insanların kendi kendilerine ortaya çıkardıkları tehditlerken büyük bir çoğunluğu ise yaşanabilecek kozmik gelişmelerden kaynaklı.
İnsan kaynaklı tehditler
Nükleer savaş insanlığa yönelik insan kaynaklı en büyük tehditlerden biri. Nükleer bir savaş durumunda dünyamızın artık insan yaşamını destekleyemeyecek ölçüde kirleneceğini düşünüyoruz.
Yazar N.K. Jemisin’e göre yakın bir gelecekte katalizmik bir olayla insanlığın büyük bir bölümü yok olabilir ve uygarlığımız primitif günlerine geri dönebilir. Jemisin şöyle diyor: “Gezegenimizde bizden milyarlarca var. Ve en azından bazılarımız kendi aptallığımız ve bencilliğimizin yol açtığı sonuçlardan kurtulup, soyumuzu bir süre daha devam ettirebilecek kadar güçlü.”
Ani çevre değişimi
Her ne kadar nükleer savaştan endişe etsek de gezegenimiz için daha fazla endişe verici meseleler var. Örneğin ani çevresel değişimler bunlardan biri.
Bundan 70 bin yıl önce Endonezya’daki Toba süpervolkan patlaması insanlığın az daha sonunu getiriyordu. Bazı bilim insanlarına göre bu patlamanın ardından yaşanan küresel felaketten sadece 100’ü aşkın insan kurtulabildi. Ve hepimiz de bu insanların soyundan geliyoruz.
Günümüzde ABD’deki Yellowstone Milli Parkı da dev bir süpervolkanın üzerinde bulunuyor. Burada yaşanacak bir patlamanın dünyayı on yıllar boyunca bir volkanik kışa mahkum edeceği, bitki ve hayvanların ölümüne neden olacağı düşünülüyor.
Süpervirüsler
Bilim insanlarına göre en büyük tehditlerden biri süpervirüsler ya da antibiyotiklere dirençli bakteriler. Birçok canlıyı taşıyıcı olarak kullanabilen dirençli bir virüsün tüm insanlığı yok edebilecek bir kapasiteye gelebileceği düşünülüyor.
Bunun tarihte örnekleri de oldu. Örneğin Beyaz Avrupalılar tarafından Amerika kıtasına taşınan virüs ve mikroplar yerli nüfusun çok büyük bir kısmının ölümüne neden oldu. 1918 yılındaki İspanyol gribi de bu örneklerden biri. 500 milyondan fazla kişiyi etkileyen bu virüs yaklaşık 100 milyon kişinin yani dünya nüfusunun yüzde 5’inin ölümüne neden oldu.
Kozmik felaket
Gökyüzünden gelecek felaketler de insanlık için ciddi bir sorun. Fakat gerçekleşme olasılıkları artık olağanüstü bir şekilde düşük. Yine de saçtıkları dehşet bu düşük ihtimali olağanüstü ilgi çekici hale getiriyor.
Örneğin uzayın derinliklerinde iki nötron yıldızının birleşmesi sonucu oluşan bir gamma ışını patlaması eğer dünyamıza denk gelirse bir anda gezegenimiz atmosfersiz kalabilir. Milyonlarca ışık yılı öteden gelebilecek bu ışın patlamasını önceden bilme şansımız da yok.
En olası kozmik felaketlerden biri göktaşı çarpması. Göktaşları dinozorların soylarının tükenmelerinden sorumlu ve bunu pekala insanlık içinde tekrarlayabilirler.
Kaçınılmaz felaket
Bundan 1 milyar yıl sonra Güneş’in parlaklığı ve ısısının artması sonucu dünyamızın tamamen yaşama uygun bir yer olmaktan çıkacağı düşünülüyor. Eğer o zamana kadar insanlığın soyu tükenmemiş olursa muhtemelen soyunu devam ettirecek başka gezegenler bulmuş olacak fakat ilk evimiz, evrene merhaba dediğimiz dünyamız artık olmayacak.
Uzaylılar
Bilim insanları son dönemde uzaydaki başka olası medeniyetlerle iletişim kurma çabalarımızı tehlikeli bulduklarını açıklamıştı. Uzaylı gelişmiş bir medeniyet varsa bizimle hiçbir şekilde iletişim kurmaya elverişli olmayan bir biyolojik ya da başka bir yapıya sahip olabilirler. Bizim onlarla iletişim kurmaya çalışmamız bir sincapla iletişim kurma çabalarımızdan farksız olur.
İhtimaller
İnsanlığın ne zaman yok olacağı yönünde bilim insanları uzun süreden bu yana ihtimal hesapları yapıyor. Bilim insanı Nick Bostrom’a göre insanlığın yakın gelecekte yok olma ihtimali yüzde 25 civarında.
Felsefeci John Leslie ise önümüzdeki 500 yıl içinde insanlığın devam etme ihtimalini yüzde 70 olarak görüyor. Önümüzdeki 100 yılda insanlığın yok olma ihtimali ise yüzde 10 olarak hesaplanmış.
Nerelere kaçabiliriz?
İnsanlık uzay macerasına atıldığından beri kendisine yeni evler arıyor. Şu ana kadar insanlar sadece 250 bin kilometre ötemizdeki Ay’a adım atıp kısa sürede geri dönmüş durumda. Uzaydaki en kalıcı üssümüz Dünya’nın çevresinde dönen Uluslararası Uzay İstasyonu.
Bilim insanları yakın gelecekte insan soyunun yedeklenmesi için en uygun ortamın Mars’ta olduğunu düşünüyor. Hatta Güneş Sistemimizde Mars dışında insanların üstlenmesine uygun bir yer olmadığı düşünülüyor.
İnsanlar için bir diğer seçenek de devasa uzay gemileri içinde yaşamak. Bilim insanları 2100 yılına kadar Dünya yörüngesinde uzay şehirlerinin kurulacağını ve onbinlerce insanın buralarda yaşayabileceğini düşünüyor.
Satürn’un uyduları Europa ve Titan’ın da insan yaşamına uygun yerler barındırabileceği düşünülüyor. Ancak insan anatomisinin evrimleştiği Dünya’ya göre çok küçük olan bu gökcisimlerinde yaşamın mümkün olmayabileceği de ifade ediliyor.