Kadınların isyanı

Xezal Aslan: Beni 4 bin TL’ye verdiler

Dayika Xezal yaşlı bir Êzîdî anne. Konuşurken oldukça duygulanan anne, evlendirildiği yıllara kısa bir yolculuk yapıyor. Xezal Aslan, “Biz Êzîdîlerde çok eskiden de başlık vardı, fakat bugünkü kadar değildi. Mesela benim için o zaman, yani 50 yıl önce 4 bin Türk Lirası başlık verdiler. Bugün Avrupa’da öyle olmuş ki parası olamayan evlenemiyor. Bu devirde kimin o kadar parası var? Ben 40 yıldır çalışıyorum. Kaç tane oğlum var, nasıl evlendirecem? Nereden o kadar para getirecem? 40 bin Euro, 50 bin Euro nerden getireceğim? Bu miktarı da erkekler toplanıp belirliyor. Çünkü kadının söz hakkı yok. Başka bir durumda var. Bazı kadınlar da yani anneler önceden konuşarak başlık miktarını belirliyor. Bu kadar olsun diye erkeğine önceden söylüyor. Toplum içinde konuşamadığından böyle bir yöntem uygulanıyor” sözleri ile toplumsal çarpıklığı ortaya koyuyor.

‘Kızlarımız mücadele verirken... ’

Êzîdî kadınlara seslenen Dayika Xezal, Kürt kızlarının özgürlükleri için dağlarda mücadele ettiğini de vurguluyor. Tüm annelere seslenen Dayika Xezal’ın diğer kadınlara önerisi şöyle:
“Biz kadınlar artık kızlarının satılmasına izin vermemeliyiz. Kendimizi düşünelim bizi nasıl sattılar? Biz nasıl satıldık? Aynı durumu kızlarımız yaşamasın. Onları satmayalım. Baba satsa dahi biz izin vermeyelim. Bir de düğünden sonra yaşanan ayrılıklar oluyor. Bu ayrılıklar sonrası aileler başlık nedeni ile birbirine giriyor. Bir sürü olay yaşanıyor. Ne başlık alsınlar. Ne de bu şekilde hem kendilerini hem de toplumu rahatsız etsinler. Bu başlık kökten kalkmalıdır. İnsan biraz dünyaya bakmalı. Bizim kızlarımız bizim özgürlüğümüz için dağlarda mücadele veriyor. Biz de burada düşmüşüz başlık derdine.”

Kararı erkekler veriyor

Yıllar önce kendi kızı için aldığı başlığın acısını yaşayan Dayika Xezal erkeklerin verdiği bu kararların artık eskisi gibi etkili olmadığını belirtiyor. 17 yıl önce evlendirdiği kızı için gözyaşlarını da tutamıyor Dayika Xezal.
“Ben bundan 17 yıl önce kızımı evlendirdim. Başlık aldık. Ama o da benim söylememle olmadı. Erkeklerin verdiği bir kararla oldu. O zamanlar böyle düşünmüyorduk. Ama şimdi karşıyım. O zamanki erkek de artık buna karşı. Kimisi de dinimizde böyle bir şey var diyor. Hayır, Zerdüştlük de, Êzîdîlik de böyle bir şey yok. Din böyle emretmiyor. Asıl kızlarını satanlar dinlerine karşı geliyor ve günaha giriyorlar. Ben tüm Êzîdîlere sesleniyorum. Kızlarımızı satmayalım. Onlara sahip çıkalım. Bizim özgürlüğümüz için mücadele edenlere sahip çıkalım. Hepsi bizim çocuklarımızdır” ifadeleri ile konuşmasını noktalıyor.

Satılan bir kadın nasıl mutlu olur
Başlık parasına genç kızlardan büyük bir tepki var. Midyatlı Zozan Kurt, 20 yaşında bir öğrenci. Çarpıcı bir ifadeyle kadın başlık parasına olan tepkisini dile getiriyor: “Satılan bir kadın gelin gittiği evde nasıl mutlu olur?” Folklor kampında görüştüğümüz genç Êzîdî kadınları da başlığa ilişkin görüşlerini bizimle paylaştılar. Gayet rahat ve cesaretle böylesi hassas bir konu üzerinde düşüncelerini açıklıkla dile getirmeleri oldukça önemliydi bizler için. 20 yaşındaki Midyatlı genç Êzîdî kızı olaya cesaret ve genç gözüyle bakın nasıl yorum getiriyor:
“Aslında başlık bizim orda kalkmış diyebilirim. Yine de kalkmış deniliyor, ama alınan bir miktar var. Bu miktar da gelin ve damat için harcanıyor. Burada erkek tarafı çok zor durumda kalıyor. Ekonomik olarak çok zorlandırılıyor. Çok doğru bir şey değil. Düşünün kızın başlığı 20 bin Euro erkek tarafı bu parayı nerden getirecek? Yani bir birini ekonomik olarak çökertme var. Sonra da kız gelin gittiği evde parayla alınmış bir mal gibi görülüyor. O kadın o evde nasıl mutlu olacak? Ben bunu anlamıyorum. Ben kadının satıldığını düşünüyorum. Ben bir kadın olarak satılık değilim. Olamam. Artık anne babalarımız bizi başlık adı altında satmasınlar. Kalkıp ‘benim kızım 20 bin Euro’dur’ diyorlar. Benim değerim 20 bin Euro mudur? Ben dünya malı ile kıyaslanamam. En küçük bir miktar dahi alınmamalıdır. Ben kendi adıma söylüyorum. Eğer kız kardeşim yapmasa ben yapacağım beni istemeye geldikleri zaman anne babama söyleyeceğim ‘beni satmayın.’ Kalkamsı için genç kadınların elinde fazla bir şey yok diye düşünüyorum. Babalarımız, dedelerimiz bir nokta koymalı bir şeyler yapmalılar. Başlığın, Êzîdîlikle de bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum.”

Metina Yazgan: Başlık çok saçma

Metina Yazgan da Batmanlı 19 yaşında bir öğrenci. Yazgan da Bielefeld’deki folklor kampında görüşlerine başvurduğumuz Êzîdî gençlerden biriydi. Yazgan, anne babaların çocuklarının geleceklerini düşünmediklerini kızlarını bir eşya gibi satmalarına anlam veremediğini söylerken oldukça sitemkardı.
Yazgan, “Başlık bana çok saçma geliyor. Ben anlamıyorum bizim Kürtler neden kızları için para alıyor. Anne babalar çocuklarını evlendirirken onların geleceklerini, huzurunu, mutluluğunu düşünmeliler. Parayı düşünmemeliler. Ne oğlanlarını ne de kızlarını parayla satmasınlar. Şimdi öyle olmuş ki kızlarını satıyorlar sanki kızları yine o eve gelmeyecek, sanki kızları artık onların kızı değil. Neden bir eşya gibi satıyorlar ki? Benim ailemde başlığa karşıdır. Maalesef gelin getirdiğimizde başlık veriyoruz ama kız verdiğimizde başlık almıyoruz” şeklinde başlığın anlamsızlığını ve saçmalığını sorguluyor.  

Aileler radikal kararlar almalı

Bir genç olarak sanatsal bir pratik içinde olan Metina Yazgan özellikle Êzîdî ailelere seslenerek artık radikal kararlar vererek, bu işin üstesinden gelinebileceği düşüncesine sahip. Yazgan’ın düşünceleri şöyle: “Ailem benim için başlık almayacaklarını şimdiden söylüyor. Sonuçta başlık vermek de, almak da aynı mantığa dayanıyor. İkisi de olmamalı. Yani satmak da, almak da aynıdır. Ailelerimiz kendi içinde verecekleri radikal kararlarla başlığı kaldırabilirler. Ne versinler ne de alsınlar. Genç bir Êzîdî Kürt kızı olarak halkımıza çağrım budur.”

‘Almanlar bize sorduğunda’

Başlık parası konusunda tepki gösterenlerden biri de Nusaybinli Maria Akçay. Bir öğrenci olan Akçay, “Êzîdî Kürt kızları satılık değildir” biçiminde oldukça sert tepkide bulunuyor. Akçay, Alman arkadaşlarına başlık parasını anlatırken ezildiğini söylüyor.
Akçay şunları ifade ediyor: “Başlık parasını duyunca bir Êzîdî Kürt kızı olarak utanıyorum. Bu kadının satılması demektir. 21. yüzyılda Avrupa’da yaşıyoruz. Kızlarımız satılamaz. Satılmamalıdır. Bunun dinle de bir ilgisi yok, kültürle de bir ilgisi yok. Ben kendi arkadaş çevremde de bu sorunu sık sık duyuyorum. Almanlar bize ‘nasıl oluyor da bir insanın evladı paradan daha değerli oluyor’ diye sorunca utanarak, ezilerek ‘yok böyle bir şey’ diyoruz. Bu işin bir de pazarlığını erkekler yapıyor. Bu da ayrı bir sorun aslında. Artık aileler kendi arasında karar alarak başlığı kaldırmalı bence.”

‘Çözümü gençler getirecek’

Tepkili bir şekilde konuşmasını sürdüren Akçay düşürülen başlık miktarlarının göstermelik olduğunu ima etti. Bu soruna asıl mağduru olan gençlerin çözümü getireceğini sözlerine ekleyen Akçay, “Bazı yerlerde kararlar alınmış mesela bazı köylüler ya da aşiretler standart bir rakam belirlemişler. Eskiye oranla çok düşürmüşler. Hani borsa da değer kaybı ya da yükselişi oluyor ya. Onun gibi bir şey olmuş aslında. Bana göre başlığın kalkması için en büyük görev gençlere düşüyor. Cesaretle anne babalarına bunun bir satış olduğunu, biz kızların satılık olmadığımızı kavratmalılar. Aynı şekilde genç erkekler de başlık karşılığında evlenmemeliler. Bu şekilde gençler başlığı kaldırabilir” diyor.

Büyüt sonra bir mal gibi sat

Medya Koyun da başlık parası uygulamasına sert tepki gösteren genç kızlar arasında. “Yıllarca kızını sakla, büyüt, sonra bir mal gibi sat” şeklindeki söylemi, aslında çarpıklığa olan büyük isyanını yeterince gözler önüne seriyor ve devamla şunları söylüyor:
“Öncelikle böyle bir konuyu ele aldığınız için gazetenize teşekkür ediyorum. Umud ediyorum ki, Êzîdî Kürt gençleri bu konuda sizin aracılığınızla daha duyarlı olurlar. Kızı için başlık alan birisi bana göre hayvan satar gibi bir şey yapıyor. Yıllarca o kızı evde hizmetçi gibi kullan, büyüt ondan sonra bir mal gibi sat. Çok kez aillerin başlık yüzünden birbirine girdiğini duymuşum. Bu konuda kavgalar, tartışmalar yaşanmıştır. Bir çok genç başlık yüzünden sorun yaşıyor, evlenemiyor. Evlendiği zaman da büyük bir borç altına giriyor. Ben kendim başlığı doğru bulmuyorum. Annem, babam da karşılar.”

Medya Koyun: Örgütlenelim

Medya Koyun, sadece konuşmada da kalmıyor, yaşıtlarına sesleniyor: “Örgütlenelim.” Medya’nın kararlılığı ve tepkisi de bize bu konuda umut veriyor. O ise tepkisini dile getiriyor, çünkü O’nun bu gelenek yüzünden, okul çevresinde büyük bir eziklik yaşadığını anlıyoruz. Medya duygularını şu şekilde anlatıyor:
“Okulda ya da farklı yabancı çevrelerde bu konu üzerine bana sorulduğu zaman mecburen kendimizi koruma adına ‘yok böyle bir şey’ ve ‘yanlıştır’ diyorum. Herkes bilsin ki, başlık Êzîdîlik’te yok. Başka yerlerden içimize gelmiştir. Hem ilk defa kadın hakkı Zerdüşt dininde verilmiştir. Kadın kutsaldır. Ben Êzîdî kızlarına seslenmek istiyorum: Başlığa ve şiddete karşı çıkın. Bu düşünceyi yaygınlaştıralım. Örgütlü olalım. Yoksa biz kadınlarda bu suça ortak oluyoruz. Yine babalara, annelere, yaşlılarımıza, sesleniyorum: artık bu başlık olayını bırakın bu kadının satılmasıdır. Yapmayın yazıktır. Günahtır bize.”


Başlık parasının kaldırılması için kampanya
Kürtler arasında toplumsal bir sorun olarak varlığını devam ettiren ‘başlık parası’na karşı tepkiler gittikçe çoğalıyor. Kürt Êzîdî kurum temsilcileri ve gençler, ‘başlık parası’na karşı örgütlenmek gerektiğine vurgu yaptılar.
Almanya Nordrhein Westfalen (NRW) Eyalet Meclisi Sol Parti eski milletvekili Ali Atalan, başlık uygulamasını insanlık dışı olarak niteliyor. Eski parlamenter Atalan görüşlerini bizimle şu şekilde paylaşıyor:
“Tüm toplumsal oluşumları bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum. Başlık parasının kaldırılması için şu anda yoğun bir kampanyayı başlatmış bulunuyoruz. Bu insanlık dışı bir uygulamadır. Bu uygulama ne inançta, ne kültürde ne evrensel değerler sisteminde vardır. Erkek egemen ideolojisi bunu tarihten beri gelenekselleştirmeye çalışmıştır. Kadına karşı zulmün niteliğinde olan bu uygulamaya karşı pratikte en kararlı şekilde mücadele edilmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Bu konuda bütün toplumsal oluşumlara ve örgütlü güçlere, ilericilere, demokratlara ve aydınlara büyük bir görev düşmektedir.”

Alan da veren de teşhir edilmeli

Êzîdîlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde yapılan halk toplantılarında ve özellikle Celle’de yapılan Êzîdî Derneği kongresinde önemli kararlar aldıklarını belirten Atalan, başlık parası alan da veren de afaroz edilmesi gerektiğini dile getiriyor. Atalan düşüncelerini şu şekilde noktaladı:
“Bielefeld’de halkla yaptığımız bir toplantıda ve Cellle’de ki Êzîdî Dernekleri Federasyonu Kongresi’nde karar haline gelmiştir. Ki 2013 yılı içinde bu toplumsal illeti, ortadan kaldırmaya kararlıyız. Bu tür uygulamalarda bulunan insanlar teşhir ve afaroz edilmelidir. Toplum içinde hiçbir itibarı olmamalı bunların. Söylem düzeyinde kaldığı ve bu konuda kararlı bir mücadele verilmediği müddetçe bu çağdışı uygulama aşılamaz. Umarım 2013 yılı, bizim toplumumuz içinde kadın-erkek eşitliği meselesinde bu hastalığı ortadan kaldırarak daha ileri bir atılabilir.”

Şêx Ûsif Ak: Haramdır, günahtır

Êzîdîlik inancında büyük öneme ve saygınlığa sahip olan bir statü vardır. O da ‘şêx’lik statüsüdür. Evine konuk olduğumuz bir diğer Êzîdî ailesi ise bu statüye sahip Şêx Ûsif Ak ailesiydi. Onlar da diğer Êzîdîler gibi köylerini, topraklarını devletin baskısından dolayı bırakıp sürgüne çıkanlardan. Kısa bir sohbet ardından açtığımız konu onlar için hiç de yabancı değil. Onlar da dert yanıyor başlık meselesinden. Şêx Ûsif, konuya başından geçen bir olayı anlatarak giriyor. Olayı şöyle anlatıyor:
“Erkek arkadaşı ile kaçan bir kızın barışını sağlamak için beni de çağırdılar. Kızın ailesine gittik. Kızın babası kaçan kızı için 80 bin Euro istedi. Ben rakamı kızın babasına tekrar ettirdim. Baba tekrar aynı rakamı söyleyince, ben bu rakam azdır dedim. Senin kızının değeri nasıl 80 bin Euro olur. 150 bin Euro olması gerekir dedim. Ardından babasına ‘nasıl olur da kızının değerini parayla kıyaslıyorsun’ diye tepkimi gösterdim ve ‘ben başlığın olduğu bir meseleye girmem’ diyerek orayı terk ettim.”
Başlık parasını haram olarak niteleyen Şêx Ûsif kızarak konuşmasına devam ediyor: “Ben bir Êzîdî şêxiyim. Şimdi bir kere şunu açıkça söyleyeyim. Êzîdîlik inancında başlık haramdır. Bana göre hani domuz eti haramdır diyoruz ya işte domuz etinden bile daha haramdır benim için. Bizim inancımızda nasıl ki öldürmek, talan etmek, eziyet etmek günahsa başlık da onlar gibi günahtır. Dinimizde böyle bir şey yok. Haramdır. Günahtır. Aynı şekilde başlık veren de alan gibi günah işlemiş oluyor. Başlık alınması hiç doğru bir şey değil. Ben bugüne kadar 3 kızımı evlendirdim hiçbiri için başlık almadım. 6 kızım da olsaydı yine almazdım. Yani dinen bir şeye haram diyorsak onu yapmamamız gerekiyor. Söylemle pratik aynı olmalı. Kimisi çok iyi konuşur, ama pratiğine bakarsanız birçok günahı vardır. Bu da Êzîdîlik değildir.”

İnsani ilkeler girerse başlık kalkar

Şêx Ûsif’a bu başlık parası almanın nasıl kalkacağını sorduğumuzda içini çekerek, “insani ilkelerin devreye girmesi ile ancak toplumun bu kangrenden kurtulabileceğini” vurguluyor. Şêx devamla, “Ancak insanlık bu başlığı kaldırabilir. Bir kere düşünelim herşeyden önce biz insanız. Kadın da, erkek de insandır. Bizim dinimizde bunu söylüyor. Kadın ve erkek arasında fark yoktur. İkisi de insandır. Dinimiz diyor, tek kökden geliyorlar. O zaman nasıl ki erkek satılmıyorsa kadın da satılamaz. Burada şu nokta da var. Kadın da kendisine sahip çıkmalı. Öyle bir mücadele vermeliler ki kendilerini dünyaya göstermeliler. Bu bir ayıptır. 2013 yılında yaşıyoruz halen kadınlarımızı kızlarımızı satıyoruz. Çok ayıptır. Günahtır” diyor.

Pazarlığın ardında kadınlar da var

Toplumun bir yarası olan bu konuda bir soru daha sorduk Şêx Ûsif’e. “Neden başlık parası pazarlığını sadece erkekler yapıyor?” İşte O’nun cevabı:
“Ben bu sorunuza şu şekilde katılmıyorum. İnanın yapılan pazarlıkların arka perdesinde kadınlar vardır. Kadın, yani anneler başlığın alınması için erkeklere baskı yapıyor. Eğer öyle olmasa bu Avrupa’da erkeklerin yüzde 20’si ancak başlık alır. Yani her pazarlığın arkasında kadın vardır. Maalesef kendi cinsine ihanet ediyor. Her ne kadar erkekler bu pazarlık esnasında hazır bulunsa da her erkeğin de arkasında saklı bir kadın var.” BİTTİ
MURAT MANG