16 Eylül tarihinde yazdığı aynen şu: "Sivas'ın hesabı verilmeden, kapılarına çarpı işareti koymaların, fişlemelerin hesabı verilmeden inanç üzerinden baskı yapamazsınız.”
Sorum basit: Bişi anladınız mı? Ben çok iyi anladım. Anladığım şey Ülker tarhana çorbası değil! CHP’nin genel algoritmasıdır. Hepsinde genel olarak algoritma böyle işliyor… Emine hanım bunu o kadar net ifade etti ki, yeni kitap baskılarına gerek kalmadı… Sağolasın canıım!
**
Bülent Arınç geçenlerde yine Kürtçe hakkında konuştu. Gerçi kendisi zaten daha önce bu konuda söylenecek en ağır hareketi ederek ‘Kürtçe medeniyet dili değildir’ demişti. Bu sefer beyimizin başka planları var. Okuyalım bakalım ne demiş: "Diyelim ki anayasa değişti ve anadilde eğitim mümkün hale geldi. Anadil sadece Kürtçe mi? Başka anadiller de var. Kürtçe'yi esas alalım, bugün bu dilde eğitim yapabilecek düzeyde yetişmiş insanımız var mı? Fiziği, matematiği, coğrafyayı, siyasi ilişkileri, bir dilde okutabilecek, diploma verebilecek noktada mıyız? Bize örnek olarak sadece Kuzey Irak'taki bazı okulları gösteriyorlar. Peki çocuklarınızı oraya gönderin bakalım, orada eğitim alsınlar. 'Hayır, göndermem' diyorlar. Sen, benim seçmeli dersime karşı çıkıyorsun. Senin amacın üzüm yemek değil ki bağcıyı dövmek." … Yani diyor ki Bülent Arınç: "Kürtçe eğitim isteyenler çocuklarını Kuzey Irak'a göndersin”…
Bu akıl tutulması söyleme diyecek cevap çok ama en kestirmeden ve net bir şey söylemek istiyorum kendisine. Hevalê Bilo! Senin "ağlamağın” geldiğinde biz sana git başka yerde ağla diyor muyuz? Biz sana kamera önlerinde değil de git arka kuliste ağla diyor muyuz mêro?
Özetle sormak lazım. Bir halkın dili ile böyle dalga geçer gibi konuşanları nereye göndermek lazım? Farz etki biz bunu Türkçe için söyledik! Sen düşün cezayı ve ver kendine…
**
Atatürk'ün Rize'ye gelişinin 89'uncu yıldönümü kutlamalarında konuşan Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Rizelilerin 1924 yılında kenti ziyaret eden Atatürk'ü aşırı miktarda silah atarak karşıladığını belirterek, "Valimiz ruhsat vermiyor ama bizim hemşerilerimizin o zamandan beri silah zafiyeti var" dedi.
Bu adamı hatırladınız mı? Kendisi Güney Dakota’nun vahşi dünyasından Şerif Halil! Silah en büyük tutkusu. TRT kovboy kuşağından hatırlamadıysanız size tanıştırayım! Daha önce Kürt sorunu ile ilgili bir formül atmıştı ortaya. Şöyle diyordu: "Güneydoğu’da ikinci eş yaygın. Bu bizim kültürümüzde vardır. Bu bölgelerden evlilik ve hısımlıkları artırarak, devletin de teşvikiyle sorunların aza ineceğine ve çözüleceğine inanıyorum” demişti.
Kürt kızlarını alarak sorunu bitirme planına zaten Ece Temelkuran balıklama dalacaktı aylar sonra bir yazısı ile.
Şimdi silah zafiyetinden bahsediyor. Keşke Japon bir başkan olsaydın Halil! En azından az onurlu davranır ve bu sözlerden sonra gelen tepkilere dayanamayıp kendi ayaklarına sıkardın!
**
Çerkezköy'de bir Özel Eğitim Merkezi'nin açılışında konuşan AKP Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut, hükümetinin engelliler için çıkardığı yasaları hatırlatarak, "2005'te çıkardığımız yasa ile biz engellileri insan yerine koyduk, adam yerine koyduk" dedi. Hayatında sadece bir engelli insan tanımış olsa bir insan böyle sorumsuzca konuşabilir mi?
Sözünün nereye gittiğini düşünmez mi? Ama AKP öyle burnu havada öyle büyük bir güç sahibi ki artık insan üretme ve adam koyma kriterlerini de hanesine geçirmiş. Bu hizmet sadece onlarda var. Kendileri adamlık mertebelerini yalayıp yutmuş ve şimdi de ücretli iş ihalelerine çekmişler meseleyi. Şaka gibi gerçekten… Herif insanlıktan bahsediyor! Ben insanlıktan çıkmaya gidiyorum. Dileyen gelsin arkamdan…
İnsanlıktan çıkıyorum... Görüşürüz!
CHP’li vekil Emine Ülker Tarhan geçenlerde bir twit attı ki akıllara zarar.