Yeni demokratik siyasi çözüm sürecini başarıya ulaştırmak için PKK hamle üstüne hamle yapıyor. En son hamle KONGRA GEL Genel Kurulu’nun 9. toplantısını gerçekleştirmek oldu. Bu haber Türkiye siyasi ortamına adeta bomba gibi düştü. PKK’nin nasıl bu denli geniş bir toplantı yapabildiğinden gerçekleşen yönetim değişikliklerine kadar her şey medyanın yoğunca tartıştığı bir husus haline geldi.

Her şeyden önce çok açık bir biçimde anlaşılıyor ki, PKK bu sürece çok ciddi yaklaşıyor. Sürecin başarısı için tüm gücünü ortaya koyuyor. Başarıdan başka hiçbir sonucu kabul etmiyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Ya başarı, ya başarı” yaklaşımı tüm PKK’ye hakim olmuş görünüyor. Bunu görmemek ya da aksini iddia etmek kesinlikle doğru değildir.
Başından beri yaşanan süreci kısaca özetlemek gerekirse, daha süreç ilan edilmeden PKK elindeki esirleri serbest bıraktı. Önder Abdullah Öcalan’ın Newroz Çağrısı ardından hemen ateşkes ilan etti. 8 Mayıs’tan itibaren gerillanın geri çekilişini başlattı ve ilk gerilla gruplarının Mayıs ortasında Medya Savunma Alanlarına ulaşmasını sağladı. Böylece 1 Haziran tarihine kadarki sürede yapılması gereken çalışmaları 15 Mayıs’a kadar tamamladı. Böylece demokratik siyasi çözüm sürecinde birinci aşamayı tamamlayarak ikinci aşamaya hazır hale geldi.
PKK, askeri alanda bu adımları atarken, bunlarla da yetinmeyip bu adımları siyasi ve örgütsel adımlarla beslemeyi de esas aldı. Kürt halkının ve Türkiye halklarının iradesini ve siyasi görüşünü ortaya çıkarmayı hedefleyen konferanslar yapılmasını teşvik etti. Ankara, Amed ve Brüksel konferansları, ayrıntıda eleştirilecek eksiklikleri olsa da, amaçlanan doğrultusunda önemli başarılı sonuçlar ortaya çıkardı. Artık Kürtlerin ve Türkiye toplumunun ne istediğini herkes biliyor.
KONGRA GEL Genel Kurulu’nun 9. toplantısı ise, bu adımların örgütsel açıdan desteklenmesi ve tamamlanması oluyor. Bu Genel Kurul ile PKK sürece artık tam hazırdır. Süreçle tamamen uyumludur. Süreç görevlerini tam bir birlik halinde bilince çıkartıp kararlaştırarak, onları uygulamaya hazır hale gelmiştir. Bu durumda hiç kimse PKK’nin sürece gevşek yaklaştığını ve süreçle uyumlu olmadığını iddia edemez.
Dahası da var. Askeri, siyasi ve örgütsel açıdan atılan bu adımlarla da yetinilmeyerek, AKP’ye adım attırabilmek için PKK’nin yürüttüğü çalışmalar da söz konusu. Özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu konuda son derece yaratıcı çaba harcıyor. Herkesin adım atması için ön açıyor, zemin oluşturuyor, perspektif veriyor, plan sunuyor, vs. vs. Kısaca hiç kimsenin aklına gelmeyecek çabalar yürütüyor, yaratıcılık gösteriyor.
Önder Abdullah Öcalan’ın bu konudaki son girişimi komisyon çalışmalarıdır. Sekiz boyutta komisyon çalışması ile Türkiye’yi demokratikleştirecek hukuki-yasal çerçevenin hazırlanmasını öneriyor. Böylece zamanın boş geçmemesini ve meclis çalışmalarının kolaylaşmasını sağlamak istiyor. Meclisin başlattığı yaz tatilinin süreci sabote etmemesi için çalışıyor.
Kürt Halk Önderi bu konuda kendi durumunu ve sağlık problemlerini bile başarıya vesile etme çabasında. Şimdiye kadar çoğu kez dile getirmekten kaçındığı sağlık problemlerini şimdi açıkça dile getiriyor ve bağımsız bir sağlık heyeti tarafından muayene edilmesini istiyor. Bunu ilk önce kardeşi Mehmet Öcalan açıkladı ve çağrı yaptı. Daha sonra KCK Yürütme Konseyi ve çeşitli yurtsever örgütler bu konuda hükümetin adım atmasını istediler. Kürt halkının yaşadığı gerginlik ve öfkeyi dile getirdiler.
Bütün bunlar karşısında AKP’nin tutumu nedir? Süreç için yaptıkları nelerdir? Kuşkusuz AKP hiçbir şey yapmadı ve yapmıyor denemez. Fakat AKP yaklaşımı ve tarzıyla da bu süreç başarıya gitmez. AKP’nin süreç karşısındaki tutumuna en hafif deyimle ipe un sermek denir. Süreci yavaşlatmak, gündemi saptırmak, oyalamak ve ertelemek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Mayıs ortasından itibaren süreci yavaşlatmak ve gündemi saptırmak için her türlü oyuna başvurdu. Bunun için Gezi Parkı direnişini bile kullanmaya çalıştı. BDP heyetinin İmralı görüşmelerini yapabildiği kadar geciktirdi. Farklı heyetlerin İmralı’ya gitmesine izin vermedi. PKK’nin mektuplarını zamanında İmralı’ya ulaştırmadı. Anayasal ve yasal düzenlemeleri uzun süre gündemden çıkardı.
Dahası Kürt toplumunu tahrik etmek için her şeyi yaptı. Hakaretamiz sözlerden asker ve polis terörüne kadar Kürt toplumuna her şeyi yöneltti. Bizzat Meclis Başkanı’nın ağzından “Zaten hepsi çekilip gittiler” diyerek gerillanın geri çekilişini basitleştirmeye çalıştı. CHP ve MHP ile ağız dalaşını tırmandırarak toplumun dikkatini bunlar üzerinde yoğunlaştırmak istedi.
AKP’nin süreci yavaşlatan ve ikinci aşamaya geçişi engelleyen duruşu toplumun nezdinde teşhir edilince, bu kez farklı yöntemlere başvurmaya çalışıyor. Pratikte yapılanlara bakmadan “Süreci PKK’nin yavaşlattığını” iddia ediyor. Cemil Çiçek’in söylediği “Hepsi çekilip gitti” sözünü unutarak, bu kez Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı ağzından “PKK’nin ancak yüzde onbeş çekildiğini” topluma propaganda etmeye çalışıyor.
Yine açık bir AKP klasiği ile karşı karşıyayız: Kendi marifetlerini karşıtına maletmek! Elindeki medya gücüne dayanarak her türlü yalanı toplum nezdinde doğru gibi savunmak! Herkesi ahmak yerine koyarak bayağı bir biçimde demagojik çarpıtmalar yapmak!
Fakat öyle anlaşılıyor ki, bu AKP klasiği artık yürümeyecek. Çünkü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK çok kararlı. Cesur ve hızlı adımlar atıyor. Ne yapsa da bunların toplumu etkilemesini AKP engelleyemiyor. KONGRA GEL Genel Kurulu 9. toplantısı ile Kürdistan Özgürlük Hareketinin kendisini sürece göre yenilemesi işte böyle bir olaydır. Bu nedenle basına etkin bir biçimde yansımasını AKP engelleyememiştir.
AKP’nin ipe un seren tutumu, başta Kürtler olmak üzere tüm toplumu germekte ve tahrik etmektedir. Örneğin, demokratik siyasi çözüm sürecine öncülük eden Kürt Halk Önderi’nin sağlık sorununun giderilmemesi, bu konudaki talep ve başvurulara AKP tarafından olumlu yanıt verilmemesi Kürt halkında ve dostlarında neredeyse bir infial durumu yaratmıştır. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplum sokağa inip meydanlara dolarak AKP’ye bu adımı attırmaya çalışmaktadır.
Gerekirse Kürtlerin en güçlü serhildana kalkabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Temmuz ayındayız ve bu ayın Kürt direnişinde hamle ayı olduğu iyi biliniyor. 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişinin otuzikinci yılına giriliyor. 14 Temmuz direniş ruhu taptaze olarak tüm Kürtleri sarıyor. Gerekirse Kürtlerin yeni 14 Temmuzlar yaratacağını herkes biliyor.
Bu vesileyle 14 Temmuz Ulusal Onur Günü’nü kutluyor, bu günün yaratıcıları Mazlum Doğan, Kemal Pir, Hayri Durmuş ve şahıslarında tüm özgürlük şehitlerini saygıyla anıyoruz!..