İnançsızlık teslim olmaktır. Bunun bilimsel sonuçları için, psikanalistlerin insanlar üzerinde uyguladığı bir deney örnek verilebilir: Aynı hastalıktan teşhis konulan bir grup hastayı iki bölüme ayırırlar. Her iki gruba da aynı ilaçlar verilir. Bir bölüme sürekli iyileşecekleri, diğer bölüme de iyileşmeyecekleri söylenir. Bu durum periyodik aralıklarla bir süre devam eder. Belli bir süreden sonra iyileşecekleri söylenenler iyileşir, iyileşemeyecekleri söylenenler ise iyileşmezler. Psikanalistlerin bu deneyle inancın, moralin, umudun hastalığa, hastalara olan etkisi ispatlanmak istenmiş ve sonuç itibariyle de böylesi bir realite ortaya çıkmıştır.

Bugün HDP için birçok spekülasyon yapılmaktadır. Barajı aşacak diyenler ile aşamayacak diyen iki topluluk oluşmuş durumda. Bir tarafta sömürgeci, soykırımcı bir politika izleyen, daima demokrasi güçlerinin karşısında yer almış ve onları yok etmek için elinden geleni yapmış grup, diğer tarafta ise mücadelenin demokrasiyi geliştireceği inancını taşıyan politik bir dünya. Yani halkların, kardeşliğin, demokrasinin teminatı olan, Türkiye’ye, dünyaya örnek bir model olacak yeni bir sistem, yeni bir dünya anlayışında olan bir oluşum. Bu iki taraf arasındaki mücadele sürmekte. Kim ne derse desin “HDP barajı aşamaz” söylemi sömürgeci, soykırımcı rejime hizmettir ve ideolojik kaymadır. 

Peki, bugün HDP değil de ne zaman? Biz özgürlük ve demokrasi hareketi olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığımız oyları Kızıl Elma koalisyonunun yanlış tercihi ya da tercihsizliği olarak mı değerlendireceğiz? Öyle yaparsak, HDP’nin tarihsel-felsefik esprisi temelinde emek veren, bedel veren ve bu temelde bunca değerlere haksızlık etmiş olmaz mıyız? Bu değerlerimiz, bizi bugüne getirdi ve bu birikimleri, değerleri başkalarının zaaflarına, acizliğine bağlayamayız. Bu, özel savaş politikalarına alet olmaktan başka bir şey değildir. Bunun başka izah tarzı, söylem tarzı olamaz. Bu inançsızlıktır ve teslimiyete götürür. Belki fiziki olarak teslim almak kabaca olur, görünen bir ihanet olur. Ama zihnen özel savaş politikalarına inanmak, fiziki teslimiyetten daha derin bir kölelik durumunu açığa çıkarmaktadır.

Biz inancımız oranında başaracağız. Kapitalist sisteme hizmet eden AKP ve CHP gibi partiler, HDP'nin Türkiye ve Kürdistan halklarının demokrasi ve özgürlük mücadelesinin “biricik” hareketi olduğunu anlamalarından dolayı bu kadar pervasızca saldırmakta, hatta provakasyonlara başvurmakta. 

Bize bu kadar saldırmaları doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Başaracağımıza olan inancımızı halklara yansıtır, bu temelde emek verip, çalışırsak başaracağımız kesindir. 21. yüzyıl özgürlük demokrasi yüzyılı olacak ve yüzyıllardır özgürlük, eşitlik acısını yaşayan halkların yüzyılı olacaktır. Bu kararlılık, bilinç, irade ve güvenle hareket edildiği takdirde başarı, demokrasi ve özgürlük gücünün olacaktır. HDP geleceği yeni bir yaşamla, radikal bir demokrasi ile taçlandıracaktır. Bu başarının ilk ve somut adımı Kobanê zaferi olmuştur.


 Şakran 4 nolu T Tipi Cezaevi