Irak, DAİŞ için harekete geçiyor
Forum Haberleri —

DAİŞ
- Irak girişiminin mantığı, güvenlik yükünü bir alandan diğerine aktarmak değil. DAİŞ’in yeni isimler ya da yapılar altında yeniden ortaya çıkmasını engellemek.
*FERHAD ALAALDIN
Irak’ın, Kuzey-Doğu Suriye’de tutulan en tehlikeli DAİŞ tutuklularından bazılarını kabul etme girişimi, bölgenin terörizmle mücadele yaklaşımındaki daha büyük değişimleri yansıtıyor. Bu adım, teknik bir transfer ya da geçici bir çözümden çok daha öteye gidiyor. Çatışma sonrası dönemin en karmaşık çözümsüz sorunlarından birini, belirsiz ve istikrarsız gri bölgelerde askıda bırakmak yerine, bunu siyasi ve güvenlik açısından hesaplı bir tercihle ele alma yönünde bir sinyal niteliği taşıyor.
Yıllardır Kuzey-Doğu Suriye’deki gözaltı tesisleri ve kamplar, bölgesel güvenlik dengesinde açık bir dengesizlik noktası oluşturdu. Bu alanlar doğaları gereği istikrarsız; geçici düzenlemelerle yönetiliyor, çok uluslu aşırı unsurlarla dolu ve ani kırılmalara müsait kırılgan bir ortamda yer alıyor. Uzun süre acil bir çözüm olarak görülen bu gerçeklik, uluslararası camiada giderek kalıcı bir risk kaynağı olarak algılanmaya başladı. Bu risk, sonsuza kadar kontrol altında tutulamaz.
Bu arka planda Irak’ın girişimi, özellikle Suriye’deki son değişiklikler ve orada kontrolü elinde bulunduran güçler arasındaki kaymalar ışığında, çok daha tehlikeli bir güvenlik senaryosunu önlemeye yönelik önleyici bir çaba olarak ortaya çıkıyor. Gözaltı düzenlemelerinin çökmesi ya da sertleşmiş militanların kaotik ortamlara yeniden salınması konusunda ciddi endişeler dile getiriliyor.
Irak girişiminin mantığı
DAİŞ’le mücadelede en yüksek bedellerden birini ödeyen Irak, artık nitelik olarak farklı bir tehditle karşı karşıya. Bu tehdit, artık yalnızca iç mesele değil, uluslararası boyuta ulaşmış ve örgütün daha karmaşık, potansiyel olarak daha tehlikeli biçimlerde yeniden üretilmesine imkân tanıyabilecek bir tehdit. Dolayısıyla Irak girişiminin mantığı, güvenlik yükünü bir alandan diğerine aktarmak değil. DAİŞ’in yeni isimler ya da yapılar altında yeniden ortaya çıkmasına yol açabilecek açık güvenlik boşluklarının oluşmasını engellemek. Amaç, bu dosyayı devletin otoritesi altına almak; geçici düzenlemelerin sınırlarının giderek daha belirgin hale geldiği bir ortamda dosyayı bu düzenlemelerin esiri olmaktan kurtarmak.
Endişe ve risk
Ayrıca şunu vurgulamak önemli: Bu DAİŞ tutukluları, uzun süre nispeten kontrol altında tutulabilir addedilen düzenlemeler altında tutuluyordu. Son gelişmeler –özellikle Şam ile Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi arasındaki gerilimler– bu varsayımı aşındırdı ve Washington’da acil sürdürülebilirlik soruları doğurdu. Bölgesel kontrol değişiklikleri ve Suriye hükümetinin bazı askeri oluşumlarındaki zayıf kurumsal disiplin, bu son derece hassas dosyanın yönetilme kapasitesi konusunda artan endişelere yol açtı. Dosyanın pazarlık konusu haline gelmesi ya da aşırı tehlikeli bireylerin serbest bırakılması için bir kapı haline gelmesi riski, son derece değişken siyasi ve güvenlik ortamında daha da belirginleşti.
ABD’nin Irak’ın bu adımına verdiği yanıt, bu değerlendirmeyle uyumlu oldu. Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın kararını “DAİŞ faaliyetlerinin yeniden canlanmasını önlemek için cesur ve gerekli bir adım” olarak nitelendirdi. Bu, konunun artık yalnızca Irak'ın iç meselesi olarak değil, daha geniş bir bölgesel güvenlik yaklaşımının parçası olarak görüldüğünü gösteriyor. Önemli olan, bu tutumun baskı ya da emirle değil, Bağdat’ın girişimini egemen bir karar olarak tanıyan bir dille ifade edilmesiydi. ABD’li yetkililer, Suriye Özel Temsilçisi Tom Barrack dahil olmak üzere, Başkan Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Irak hükümetinin tutumunu ve DAİŞ tutuklularının oluşturduğu devam eden tehdide karşı uluslararası toplumu koruma konusundaki hazır oluşunu takdir ettiklerini iletti. Irak’ın rolünün artık yalnızca Suriye’de değil, tüm bölgede istikrarı teşvik eden kilit bir faktör haline geldiği vurgulandı. Aynı zamanda Washington, diğer ülkelerin kendi tutuklu vatandaşlarını geri alması gerektiğini belirterek, bu konudaki uluslararası tutumda dikkate değer bir değişimi yansıttı.
Siyasi boyutu
Bu uluslararası angajman, Irak’ın kararının niteliğini değiştirmiyor, ancak siyasi boyutunu öne çıkarıyor. Adım, net bir operasyonel bileşeni, özenle ayarlanmış bir egemenlik iddiasıyla birleştiriyor. Tutuklu dosyasını ertelenebilir bir yük olarak görmek yerine, Irak bunu devletin stratejik hesaplamasına dahil etti. Karmaşıklığını kabul ederek, aynı zamanda kontrol ve yönetim kapasitesini ortaya koydu. Bu, riski uzaktan yönetmekten tanımlı ulusal çerçeveler içinde aktif olarak azaltmaya geçişi temsil ediyor.
Aynı zamanda Irak, hassas bir dengeyi korumaya özen gösterdi. Vesayet olmadan uluslararası iş birliği ve başkalarının yükünü üstlenmeden bölgesel güvenliğe katkı. ABD’nin tutuklu vatandaşları konusunda sorumluluk almaları yönündeki tekrarlanan çağrıları, Irak girişiminin doğrudan güvenlik sonuçlarının ötesine uzanan siyasi bir boyut katıyor.
Şiddetin mirasını yönetme
En önemlisi de bu adım, günümüzün aşırı örgütlerle mücadelesinin doğasına dair daha olgun bir anlayışı yansıtıyor. Meydan okuma artık yalnızca askeri kontrolle tanımlanmıyor; devletlerin şiddetin mirasını yargı sistemleri ve kurumlar aracılığıyla yönetme kapasitesiyle ve bunun gelecekteki tehditlere dönüşmesini önleme yeteneğiyle tanımlanıyor. Bu anlamda Irak girişimi, güç gösterisi olmaktan ziyade devlet kapasitesinin bir sınavı olarak en iyi şekilde anlaşılıyor.
Sonuçta Irak, yıllardır izlediği rotayı yeniden teyit ediyor: Çatışmanın sonuçlarıyla şekillenen bir ülkeden, çatışma sonrasının mimarisine aktif katkı sağlayan bir ülkeye dönüşüm. Hâlâ çözümsüz dosyalar ve kırılgan düzenlemelerle boğuşan bir bölgede bu yaklaşım, istisnai olmaktan ziyade, önümüzdeki karmaşıklıkların soğukkanlı bir kabulünü ifade ediyor.
* Ferhad Alaaldin'in www.thenationalnews.com'daki yazısı çevrilerek kısaltıldı.







