İngiltere Gündemi


Irak savaşı tekrar gündemde. ABD’nin 2003’deki Irak’a işgali esnasında İngiltere’nin aldığı rol didik didik soruşturuluyor. Aslında soruşturma yeni başlamadı. Eski Başbakan Gordon Brown’ın 2009’da Irak savaşından ders çıkarma adına başlattığı soruşturma, bu hafta gündemi tekrar işgal etti. Soruşturmada, 2001 yılından 2009’a kadar ki süreçte Irak Savaşına ilişkin İngiltere’nin aldığı kararların hepsi incelenecek. Öyle ki soruşturmanın resmi sitesinde şöyle bir ifade bile var: 'Bu savaştan ders çıkartalım ki ileride benzer bir durumla karşılaştığımızda, hükümet nasıl davranması gerektiğine dair hazırlıklı olsun.’ Yani o dönemin hükümetinin paldır küldür savaşa girdiği nihayet kabul ediliyor. Soruşturma komitesinde, en asilinden hukuk ve tarih tahsilli beş kişi bulunuyor.
2009’dan beri ise kamuoyuna açık onlarca mahkeme kurulup ifadeler alındı. 2009’da beri yapılan soruşturma kapsamında harcanan para ise 8 Milyon Sterlin civarında. Yani petrolün ve müttefikin olan ABD’nin yüzü suyu hürmetine gir savaşa, binlerce insanın ölümüne sebep ol, yine aynı şekilde bu savaş yüzünden yüzlerce askerin ölsün, sonra hata olduğuna dair şüpheler artınca soruşturma altına al ve soruşturma için milyonlar harca. Oh ne ala mualla!
Umulanın aksine bu soruşturma sonunda kimse yargılanmayacak. Komitede bulunanlar ha keza hakim bile değiller. Amaç dış işleri politikalarındaki hatalı tutumlardan ders çıkarmak adına bir raporcuk yayınlamak. Halkın parası önce silahlara, sonra yine halkın parası ‘acaba bu silahlarla masum insanların ölümüne mi neden olduk? Dur hele bir kendimizi sorgulayak’ şeklinde başlayan soruşturma silsilesine harcanıyor.  
Soruşturmanın bir parçası olarak George Bush ve Tony Blair’in aralarında geçen 130 tane diyalog kayıtlarının en can alıcı kısımları ve 200’den fazla sayıda ki kabine tartışmalarının en kritik dakikalarını, Soruşturma Komitesi kamuoyuna sunacak. Bu arada sadece Blair’inkiler sunulacak. Bush’unkiler sır gibi saklanacak. Öyle uygun görülmüş. Hatırlamak gerekirse, Irak’ın ABD ordusu öncülüğündeki işgali sırasında ABD’nin liderliğini George Bush, İngiltere’deki hükümetin başkanlığını ise Tony Blair yürütüyordu. Sözde amaç Irak petrolünün yine Irak halkına teslim edilmesi idi. Irak petrolünün çok uluslu şirketler aracılığı ile Irak halkına geri verilmesi olduğunu hiç kimse söylemedi elbette.
Irak’ta 2003’ten bu yana 110 bin kişi öldü. Milyonlarca kişi de yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Binlerce Amerikan ve İngiliz askeri ya hayatını kaybetti ya da sakat kaldı. Başbakan Cameron ve Liberal Demokrat lideri Clegg’in yoğun baskıları üzerine soruşturma raporun bir an önce yayınlanması beklense de raporun tamamlanması aylar sürecek. Cameron ve Clegg’in amacı toplumsal vicdandan öte o dönemin hükümeti olan İşçi Partisine karşı bolca karşıt argüman oluşturabilmek. Irak savaşı fiyaskosunun açığa çıkması, Muhafazakar ve Liberaller için 2015 genel seçimlerine yönelik daha iyi bir kampanya malzemesi olabilir mi ki?
Kitle imha silahlarının Irak’taki varlığına ilişkin Bush/Blair çiftinin rollerini ve bu zatların binlerce ölüme yol açtığını biliyoruz. Irak’ın Özgürlük Operasyonun ölüm ve yıkım operasyonlarına dönüşmesinden ötürü, hatta her ikisinin de Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları gerektiğini de savunmalıyız. Ancak milyonlar harcanarak yapılan bir soruşturmada, Bush’un savaşa ilişkin görüş ve konuşmalarını saklamak ABD ile iyi ilişkileri muhafaza etme çabalarının bir parçası değil de nedir? ABD hadi gel gidelim savaşa dese İngiltere gitmeyecek mi? BM ya da yoğun karşı çıkışlar olmasaydı Obama ve Cameron şimdi el ele Suriye’deki savaştalardı. Suriye’deki savaşta yer alsalardı halkın istediklerini mi yoksa kendi çıkarlarına hizmet eden grupları mı desteklerdi sorusuna gelecek olursak da, sanırım cevabı hepimiz biliyoruz.