İran savaşı ve Rojhilat
Forum Haberleri —

ulusal birlik
- Bugün Kürt partileri ve kurumları, dar-sekter ideolojik kalıpları aşarak Kürdevari, ulusal ve halk merkezli bir siyasal tutum geliştirmek zorundadır.
ERKAN GÜLBAHÇE
ABD-İsrail ile İran savaşıyla birlikte Ortadoğu bir kez daha yüksek yoğunluklu bir belirsizlik evresine girdi. Bu saldırıların yalnızca nükleer tesisleri ya da askeri altyapıyı hedef almadığı, doğrudan İran devletinin yönetme kapasitesini, güvenlik mimarisini ve bölgesel etkisini kırmayı amaçladığı açık biçimde görülüyor. Benim için bu yeni savaş evresinin en kritik başlıklarından biri ise Rojhilatê Kurdistan’da yaşayan milyonlarca Kürt'ün bu süreçten nasıl etkileneceği ve önlerinde ne tür ihtimallerin belirdiğidir.
Uluslararası basında son günlerde sıkça dile getirilen “rejimin zayıflaması”, “iç dengelerin sarsılması” ve hatta açıkça telaffuz edilen “rejim değişikliği” ihtimali, ister istemez Rojhilat Kürtleri açısından yeni bir eşik tartışmasını beraberinde getiriyor. Atılacak yanlış adımlar ve izlenecek hatalı siyaset nedeniyle aynı zamanda ciddi tehlikeleri, tarihsel deneyimlerin hatırlattığı ağır bedelleri de içinde taşıyor.
Baskı sarmalı
İran devleti açısından böylesi bir saldırı dalgasının ilk ve en bilindik sonucu, içeride güvenlikçi reflekslerin güçlenmesi oluyor. Bu refleksi Rojhilat’ta daha önce defalarca gördük. Devlet, dış tehdit algısını gerekçe göstererek özellikle Kürt bölgelerinde askeri varlığını artırıyor, siyasi faaliyetleri kısıtlıyor, tutuklamaları yoğunlaştırıyor ve toplumsal muhalefeti “ulusal güvenlik” başlığı altında bastırmaya çalışıyor. Bugün de benzer bir tablo, ihtimal olmaktan çıktı. Rojhilat’taki Kürtler, bir yandan İran’ın olası bir iç çözülme sürecine girmesini izlerken, diğer yandan bu çözülmenin ilk aşamada kendilerine daha fazla baskı olarak dönmesinden endişe ediyor. İran’ın, Başûrê Kurdistan'da bulunan İranlı Kürt muhalif yapılara dönük tehditleri ve saldırıları, bu endişenin yalnızca bir öngörü olmadığını gösteriyor. Bu durum, Rojhilat meselesinin artık yalnızca İran içi bir başlık olmaktan çıktığını, Başûr, Rojava ve dolaylı olarak Bakur’u da kapsayan bölgesel bir Kürt denklemine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Rojhilat’ta birlik
Tam da böyle bir dönemde, Rojhilat’ta faaliyet yürüten Partiya Demokrat a Kurdistana Îranê (PDKÎ), Partiya Jiyana Azad a Kurdistanê (PJAK), Partiya Azadiya Kurdistanê (PAK), Komeleya Zehmetkêşên Kurdistanê ve Sazmana Xebatê ya Kurdistana Îranê tarafından art arda yapılan birlik ve ortak duruş açıklamaları, sıradan bir adım olarak okunmamalı. Kürtlerin tarihsel süreçlerine bakıldığında, kritik kırılma anlarında çoğu zaman dağınık, hazırlıksız ve ortak bir siyasi iradeden yoksun yakalandıkları görülür. Bu açıdan bakıldığında, Rojhilat’taki Kürt partilerinin bugün verdikleri birlik mesajları, tarihsel önemdedir. Bu açıklamalar, İran’daki Kürt hareketinin uzun yıllardır yaşadığı parçalı yapıyı aşma iradesini ve ciddi bir tarihsel sorumluluk bilincini yansıtıyor. Bu birlik iradesinin kalıcı ve sonuç alıcı olabilmesi için yalnızca Rojhilat’la sınırlı kalmaması, Bakur, Rojava ve Başûr’daki Kürt siyasal ve toplumsal dinamikler tarafından da sahiplenilmesi gerekiyor.
Bu partilerin ortak vurgusu nettir: Rojhilat’taki gelişmeler yalnızca Rojhilat Kürtlerini değil, dört parça Kürdistan’ın tamamını ilgilendiriyor. Kürtlerin bu süreçte dar örgütsel ya da ideolojik hesapları bir kenara bırakarak ortak bir siyasal akıl üretmesi gerektiği açıkça ifade ediliyor.
Kenetlenme
Bugün Rojhilat’ta yaşananlar, Bakur’da, Rojava’da ve Başûr’da yaşananlardan bağımsız değil. Türkiye’nin Rojava’ya dönük saldırıları, Şengal üzerindeki baskılar ve Başûr’un giderek daralan manevra alanı, Kürt coğrafyasının bütünlüklü bir baskı konseptiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu tablo, Kürtlerin yalnızca parça parça değil, eşzamanlı ve ortak bir siyasal refleks geliştirmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle Rojhilat’ta yükselen birlik çağrıları, bütün Kürtler için stratejik bir anlam taşıyor. Nitekim yakın dönemde Rojava üzerindeki tehdit ve baskı yükseldiğinde, dört parça Kürdistan’da ortaya çıkan eşzamanlı kitlesel tepkiler ve diasporanın güçlü dayanışması, saldırı konseptinin siyasal meşruiyetini zayıflatan ve baskıyı gerileten bir etki yarattı. Bu süreç, Kürtlerin parçalar arası birlik ve ortak kamuoyu gücüyle kriz anlarında dengeyi değiştirebildiğini somut biçimde ortaya koydu. Rojava deneyimi, Kürtlerin yalnızca savunma pozisyonunda kalmadığını, birlik sağlandığında siyasal kazanım üretebildiğini de gösterdi. Aynı hattın Rojhilat’ta güçlenmesi, Kürtlerin Rojava’da olduğu gibi Rojhilat’ta da siyasal alan açabilen ve kazanım elde edebilen bir özne hâline gelmesinin önünü açabilir. Bu nedenle Rojhilat etrafında kurulacak güçlü bir siyasal ve toplumsal kenetlenme, Bakur’dan Rojava’ya, Başûr’dan diasporaya kadar uzanan Kürt varlığının geleceğini doğrudan etkileyebilecek bir potansiyel taşımaktadır.
Ulusal akıl
Uluslararası analizlerde sıkça dile getirilen “Kürtler için fırsat” söylemini dikkatle ele almak gerekiyor. İran rejiminin zayıflaması ihtimali, Kürtler açısından bazı imkânlar doğurabilir, ancak bu imkânların somut kazanıma dönüşmesi, Kürtlerin ortak bir siyasal program geliştirebilmesine bağlıdır. Bu program, netleşmediği sürece “fırsat” söylemi soyut kalacaktır. Rojhilat’taki 5 Kürt partisinin birlik mesajları, bu noktada kritik bir anlam taşıyor. Kürtler, geçmişte defalarca bireysel, örgütsel ya da parça merkezli çıkarları ulusal çıkarların önüne koymanın bedelini ağır biçimde ödedi. Bugün Kürt partileri ve kurumları, dar-sekter ideolojik kalıpları aşarak Kürdevari, ulusal ve halk merkezli bir siyasal tutum geliştirmek zorundadır. Dört parçada yaşayan Kürt halkının ortak çıkarlarını merkeze almayan hiçbir siyaset, bu tarihsel eşiği aşamaz.
Sonuç alıcılık
Kürt mücadelesinin çok boyutlu karakteri bu süreçte bir kez daha kendini dayatıyor. Kürtler, tarihsel olarak silahlı direnişle varlıklarını korudu. Bu inkâr edilemez bir gerçeklik, ancak bugünün dünyasında kazanımların kalıcı hâle gelmesi, diplomatik meşruiyet, uluslararası kamuoyu ve siyasal temsil gücüyle mümkündür. Bu, dünya düzenini tek başına değiştiremeyeceğinin bilinciyle gerçekçi ve sonuç alıcı bir siyaset üretmeyi zorunlu kılar. Kürtlerin Avrupa’da, Birleşmiş Milletler mekanizmalarında, uluslararası insan hakları platformlarında ve diaspora üzerinden yürüteceği koordineli bir diplomasi, sahadaki direnişi siyasal kazanıma dönüştürmenin en önemli araçlarından biridir.
Alternatif yol
Bu noktada özellikle vurgulanması gereken bir başka başlık da ne İran devletinin baskıcı ve inkârcı çizgisine yedeklenmeyi ne de büyük güçlere bel bağlamayı ifade eden üçüncü yoldu. Bu, Kürtlerin kendi siyasal iradesini, toplumsal gücünü ve diplomatik kapasitesini esas alan, bağımsız ama gerçekçi bir hatta yürümeyi tanımlar. Zaten 'Jin, Jiyan, Azadî' çizgisi, üçüncü yol siyasetinin toplumsal karşılığıdır: Ne devletçi-inkârcı rejimlere teslimiyet ne de dış güçlerin askeri hesaplarına yedeklenme. Bugün Kürtlerin Rojhilat etrafında kenetlenmesi, ancak bu felsefenin işaret ettiği özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik ortak paydanın siyasal programa dönüştürülmesiyle kalıcı ve kapsayıcı bir nitelik kazanabilir.







