* Gazeteci Aziz Oruç, 11 Aralık’tan beri 'terörist' diye gözaltına alındığı Doğubeyazıt Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. Oruç’a yardım etmek isteyen HDP İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek ve belediyenin eski meclis üyesi Muhammet İkram Müftüoğlu tutuklandı.

* Türkiye’de hakkında verilen hapis cezası nedeniyle iki yıldır Güney Kürdistan’da kalmak zorunda kalan Oruç’un İran ve Ermenistan üzerinden Avrupa’ya çıkmaya çalışırken Ermenistan tarafından İran’a iade edildiği, İran’ın da Türkiye sınırına attığı ortaya çıktı.

Gözaltındaki Aziz Oruç, avukatı aracılığı ile yaşadıklarını anlattı. Oruç, İran istihbaratının kendisini sınır kapısından yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki noktadan Türkiye’ye giriş yapmaya zorladığını belirterek, “Ben tüm zorlamalarına karşı itirazlarıma rağmen beni zorla tellerden Türkiye sınırına attılar. Burada ölüme terk edildim” dedi.

Ağrı Doğubeyazıt’ta 11 Aralık günü gözaltına alınan gazeteci Aziz Oruç, Doğubeyazıt İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. Öğrencilik yıllarında hakkında “örgüt üyeliği” suçlaması ile açılan bir davada verilen hapis cezası nedeniyle iki yıl önce Federal Kürdistan’a giden Oruç, 11 Aralık günü “terörist” olduğu iddia edilerek HDP Doğubeyazıt İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek ve belediyenin eski meclis üyesi Muhammet İkram Müftüoğlu ile birlikte gözaltına alınmıştı. Ekelek ve Müftüoğlu, Cuma günü çıkarıldıkları mahkemece "örgüte yardım ve yataklık" iddiasıyla tutuklanırken, Oruç’a dair sorgulama sürüyor.

İnsanlık dışı muamele

 Tutuklama kararları sonrası açıklama yapan HDP Doğubeyazıt İlçe Örgütü, İran’da yakalanıp, işkence edilen Oruç'un sınırda ölüme terk edilmesi üzerine kendisine yardım edildiğini açıkladı. HDP İlçe Yöneticisi İsmet Demir, Aziz Oruç'un gazeteci olduğu açıkça bilindiği halde iktidar medyası tarafından “terörist” olarak lanse edilmeye çalışıldığını belirterek, gazeteci Oruç'un insanlık dışı bir muameleye maruz kaldığını ifade etti.

İşkence sonrası ölüm terk

 İran devleti tarafından yakalanıp insanlık dışı uygulamalarla işkence edilen Oruç'un sınırda boş bir arazide, tel örgüler arasında ölüme terk edildiğini paylaşan Demir, sonrasında yaşananları şöyle anlattı: "Bir şekilde milletvekillerimize ulaşıp, yardım talebinde bulunmuştur. Bu talep üzerine milletvekillerimiz de bölgeye yakın olan Doğubayazıt İlçe Eşbaşkanımız Abdullah Ekelek'i arayarak, gazeteci Aziz Oruç'un bulunduğu yerden alınmasını ve yardımcı olunmasını istemiştir. İlçe Eşbaşkanımız Ekelek, yalın ayak olarak ilçeye yakın bir yere gelen ve donmak üzere olan gazeteci Oruç'un bulunduğu yere giderek yardımcı olmuştur. Ertesi gün Aziz Oruç'un ailesine ulaştırmak üzere taksi için yol kenarında bekleyen İlçe Eşbaşkanımız ve gazeteci Oruç, ani bir baskınla yere yatırılarak, ters kelepçelenip gözaltına alınmıştır.

Siyasi soykırımın parçası

 Bu gözaltından sonra gazeteci Oruç, Ekelek ve gözaltına alınan Muhammet İkram Müftüoğlu, gerek aileleri gerekse de avukatlarıyla görüştürülmemiştir. İçişleri Bakanlığı'nın açıklamaları ve Türk medyasının servis ettiği haberlerden anlaşıldığı gibi partimize yönelik sürdürülmekte olan siyasi soykırım ve karalama kampanyasının bir parçası haline getirilmeye çalışıldı. Bunun üzerine savcılık ve mahkeme heyeti bu yaklaşımları tutuklama için talimat olarak ele alıp, arkadaşlarımız Ekelek ve Müftüoğlu'nun tutuklanmasına karar vermiştir."

Ekelek ve Müftüoğlu'nun akla ve mantığa aykırı iddialarla tutuklandığını söyleyen Demir, tutuklama kararını kınayarak, Ekelek ve Müftüoğlu'nun bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

Oruç avukatlarına anlattı

Gazeteci Aziz Oruç da önceki gün görüştürüldüğü avukatları aracılığıyla yaşadıklarını anlattı. Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinden 8 Aralık’ta İran’a geçtiğini, oradan da geçtiği Ermenistan-İran sınır kapısında gözaltına alındığını ifade eden Oruç, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: “Ermenistan polisi, sınır kapısında pasaportumun sahte olduğun ileri sürerek beni orada gözaltına aldı. Ben birkaç saat bir odaya kapattılar. Çokça tehdit edip, fiziki şiddet uyguladılar. Ben gazeteci olduğumu, Türkiye’de hapis cezam olduğu için Avrupa’ya geçiş yapmak istediğimi söyledim. Orada, beni bir odada tutanlardan Ermenistan’a sığınma talebimi ilettim. Ancak tüm taleplerim tehditle birlikte geri çevrildi. Beni kelepçeleyip ‘Seni İran’a teslim edeceğiz, orada seni idam etsinler’ dediler. Ardından beni İran’a göndererek, oradaki istihbarata teslim ettiler.

İran istihbaratı aldı

İran istihbaratı beni teslim alıp gözaltına aldı. İki gün gözaltı süresinden sonra beni mahkemeye çıkardılar. Bir milyon 800 bin İran tümeni para cezası vererek sınır dışı etme kararı aldılar.

Yasa dışı girişe zorlandı

 Oruç, hakkında verilen ‘sınır dışı’ kararından sonra İran istihbaratının kendisini Türkiye’ye gitmesi için sınır kapısından değil, sınır kapısına yaklaşık bir kilometre mesafedeki bir noktadan Türkiye’ye giriş yapmaya zorladığını ifade etti. Oruç, “Beni bir gece tel örgülerle çevrili Türkiye-İran sınırına bıraktılar. Benim tel örgüleri aşıp Türkiye’ye kaçak bir şekilde girmemi istediler. Tüm itirazlarıma rağmen beni zorla tellerden Türkiye sınırına attılar.

Tekrar tekrar denedi

Defalarca beni attıkları Türkiye topraklarından tekrar İran’a geçip, resmi yollardan tekrar Türkiye’ye giriş yapmak istesem de buna izin vermediler. Orada sınır tellerinden geçerken yaralandım. Burada ölüme terk edildim. Ardından Doğubayazıt’a geldim.”

AĞRI