Danıştay "Andımız“ı reaktive etti. Çocukların kaldıramayacağı ırkçı yük geri geldi.
Bu sadece Türk olmayan çocuklar için değil, ilkokul yaşındaki Türk çocukları için, onları diğer halkların çocuklarından ayrı kılan bir sosyal hüviyete sahip kılıyor.
Okulların açık olduğu günlerde, mütemadiyen çalışkan, dürüst Türk imajı üreten bu and, Türk çocuklarını, ötekilere karşı tetikleyen ırkçı bir hüviyete dönüşüyor.
Hitler’in iktidarı ele geçirdiği yıl 1933’de Türkiye’deki Milli Eğitim Bakanı "Andımız“ı hazırlamış ve uygulamaya koymuş.
Önsöz olarak şöyle bir varsayımla, "Andımız“ı okuyan bir Kürt çocuğunun bilinçaltı ne yaptığı konusunda birkaç hipotez:
Bu çocuk:
Anne ve babasından yabancılaşmanın ilk adımını atar;
Okul "Andımız“la, Annesi Türkçe dilini bilmiyorsa, ondan nefret etmek için çocuğun hafızasına bir bilinç "Chips“i yerleştirmiş olur;
O zamana kadar öğrettiklerini unutması için, disipline edilmek üzere, tanımadığı bir "öğreti“ serüveninde, kendisine empoze edilenleri kanıksamaya başlar;
Annesi, çocuğu/çocuklarının, ilkokulun ilk haftasında başkalaştıklarını bilen, çocuktan sonra çaresiz bırakılan ikinci aile bireyidir;
Andımız ilkokulda başlayan bir kışla "terbiyesi“dir; askerliğin Türkiye’de 7 yaşında başladığına dair, 85 yıllık tarihi bir metindir…
"Andımız“‘ın yeniden aktifleştirilmesinin ana hedefi, Kürdistan’da ve Türkiye’de, yaşayan ve kökeni Türk olmayan çocukların belleklerini yeniden işgal etmek olacak.
Nüfus olarak en çok etkilenenler Kürt çocukları olacaklar.
Geçmişte bunu bir oranda başardılar.
Son günlerde konuştuğum Hataylı bir Arap kadın, ilkokul çağında,"Andımız“ı okumak isteyen en hızlı öğrenci olmaktan gurur duyduğunu belirtti.
O yaşlarda, Türkler’in sadece çalışkan olmadıklarına, yakında dünyaya hükmedeceklerine inanmış.
Şimdilerde Türk ırkçılığına karşı olmasına rağmen, hala Türkler’in müsavi olmayan şartlarda bile, hile yoluyla bir yerlerde egemenlik kazanacaklarını düşünüyor.
Bilinçaltına yerleşen "Andımız“ı söküp atmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Daha sonraki bir görüşmede, "Andımız“ı travmatik bir anı olarak addediyor.
Uzun bir tartışma sonunda, verileri biraraya getiriyoruz:
"Türküm“ bir Arap, Ermeni, Kürt veya Asuru/Süryani için travmanın başlangıcı oluyor.
Çalışkanım, sadece becerikli olmanın Türk olmaktan geçtiğinin altını çiziyor.
"İlkem… yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir“ son tahlilde, sadece Türkler’in yurdunu sevenlere işaret ediyor.
Eğer, bir Kürt, Arap veya Ermeni olmayı mutlak reddederse ve önce Türk ve sonra da Türkler’in yurdunu ve milletini sevme ilkesini benimserse, "yükselme ve ilerleme“ şansına sahip olabilir.
Ey büyük Atatürk, diyen her Kürt çocuğu için, Şeyh Sait, Seyit Rıza, Baytar Nuri Dersimi, Alişer, Besê, karşıtlar kategorisindedirler.
"Varlığım Türk varlığına armağan olsun“, diyen ve Türk olmayanın idamı hakkeden biri olduğu görüntüsü sunuyor, "Andımız“.
Bundan sonra da böyle olacak mı?
Olmayacağını Erdoğan da biliyor.
Danıştay "Andımız“ı aktifleştirmedi.
Erdoğan’ın gizli direktifine uydu Danıştay.
Çerxa Şoreşe (Devrim Çarkı) mecbur etti, çaresizlikten ne yapacağını, verdiği talimatın tersini vermeye mecbur etti, ne yapacağını şaşıran O adamı.