- İSİG Meclisi verilerine göre, Mart’ta 14’ü koronavirüsten olmak üzere 11 kadın, ikisi çocuk en az 113 işçi yaşamını yitirdi.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Mart ayı iş cinayetleri raporunu yayınladı; en az 113 işçi katledildi.
İSİG’in dün yayınladığı raporda, salgın nedeniyle alınan evde kalma, kişisel hijyen ve korunma mesafesi, beslenmeye dikkat etme gibi önlemlerin toplu taşımayla ya da servislerle işlerine gitmek zorunda olan işçiler için mümkün olmadığı kaydedildi.
Koronavirüs salgını sırasında 20 milyon işçi ve aileleri için hiçbir önlem alınmadığı gibi işyerlerinde işten atma, zorunlu ücretsiz izne çıkarma, yıllık izin kullandırtma, üretim baskısı ve fazla mesai gibi uygulamaların sıklaştığının altı çizilen raporda, “Patronların tek derdinin işçinin sağlığı değil, performansı olduğu bu süreçte bir kez daha ayyuka çıkarken, pek çok işyerinden hastalığa davetiye çıkaran çalışma koşullarının sürdürüldüğü, hiçbir önlem alınmadığı, işçilerin kişisel hijyenlerini sağlamasına izin verilmediği, maske ve eldiven kullanmanın yasak olduğu sesleri yükseliyor. Halkın ve işçilerin sağlığını ilgilendiren böyle bir durumda ülkede ‘sağlık seferberliği’ ilan edilmesi gerekirken, emekçilerin sağlığı ve canı hiçe sayılıyor" denildi.
Raporda yaşanan işçi ölümlerine dair şu bilgilere yer verildi:
- Covid-19 nedenli en az 14 işçi ölümü var. Daha fazla ölen olabilir ama bilgilere ulaşmak şu an için çok zor.
- Ölenlerin 11’i kadın işçi, 102’si erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, gıda, büro, metal, enerji ve sağlık iş kollarında gerçekleşti.
- İki çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım ve metal iş kollarında gerçekleşti.
- 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 18 emekçi bulunuyor.
- Ölen işçilerin sadece biri sendikalı.
Taahhütnamesi imzalatılıyor
Bu arada binlerce işçi işten çıkarılırken, çalışmak zorunda bırakılan inşaat işçileri virüse karşı da korunmasız. İnşaat işçilerinin örgütlendiği İnşaat İşçileri Sendikası (İnşaat-İş), geçtiğimiz hafta işten çıkarılan, mağdur edilen ve kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakılan işçiler için “Dayanışma Yaşatır” adı altında yardım kampanyası başlattı. MA’dan Emrullah Acar’a konuşan İnşaat-İş Örgütlenme Sekreteri Yunus Özgür, kimi şantiyelerde işçilere, “Çalışırken koronavirüse yakalanırsam sorumluluk bendedir” ibarelerinin yer aldığı taahhütnamelerin imzalatıldığı bilgisini verdi. Özgür, “Bu formlar zorla imzalatılıyor, imzalamayanlar da işten çıkarılıyor. Birçok arkadaşımız imzalamış, çünkü gerçekten çok yoksul insanlar. ‘Evde kalın’ diyorlar ama imzalamak zorunda kalanlar eve gitse aç kalacak, sadece tek başına aç kalmayacak, çocukları da aç kalacak” dedi.
Ücretli izin ve kapatma
İnşaat şantiyelerinde sosyal mesafeyi korumanın imkansız olduğuna dikkat çeken Özgür, inşaat işçileri açısından bir kısıtlamaya gidilmediğini söyledi. İşçilerin ücretli izne gönderilmeyip şantiyeler kapatılmadığı sürece alınan hiçbir önlemin etkili olmayacağını dile getiren Özgür, “Koronavirüs önlemleri alınması gerek, zorunlu çalışması gereken sektörler dışında bütün herkes ücretli izine çıkarılmalı. Elektrik, doğalgaz, su faturalarının bu süreçte kesinlikle alınmaması gerek” şeklinde konuştu.
Yardım kampanyası
İşçilerin yaşadığı mağduriyete karşı “Dayanışma Yaşatır” kampanyası başlattıklarını belirten Özgür, hedef kitlenin inşaat işçileri olduğunu, ancak bütün emekçilere yardım etmek istediklerini söyledi. Özgür, şunları ekledi: “Bu sektörde çalışan kişiler yoksul kişiler, birçoğu Kürt illerinden gurbete gitmek zorunda bırakılmış insanlar. Bir nebze olsa bu insanlara yardım etmek istiyoruz. Yardım kolileri hazırlayacağız, nakit para yardımında da bulunacağız. İnsanların elektrik, su, doğalgaz faturaları var, çok zor durumdalar. Amacımız bir nebze olsa yaralarına mehlem olabilmek.”
Sğlık ve belediye çalışanları
On binlerce sağlık ve belediye çalışanı da hem sağlıksız çalışma şartları hem de koruyucu ekipman sorunu nedeniyle salgından kaynaklı büyük bir riskle karşı karşıya.
Sağlık çalışanlarının sorunlarının salgınla birlikte daha da arttığını belirten Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) İstanbul Şube Başkanı Nedime Yıldırım, koruyucu ekipman sıkıntısı yaşayan çoğu sağlık çalışanın salgına yakalandığını hatırlattı. Yıldırım, “Sağlıkta çalışan işçi arkadaşlarımızın ekonomik ve sosyal anlamda desteklenmesi gerekirken, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklamayla memur işçi ayrımına gidildi” dedi. Kamuda Toplu İş Sözleşmesinin (TİS) 15 aydır devam ettiği yerlerin olduğunu hatırlatan Yıldırım, yaklaşık 12 bin sağlık emekçisinin büyükşehirlerde asgari ücret ile geçinmeye çalıştığını belirtti. İşçilerin sosyal ve ekonomik olarak rahatlaması için sözleşmenin bir an önce imzalanması gerektiğini aktaran Yıldırım, “Bu durum arkadaşlarımıza maddi ve manevi bir güç katacaktır. Yine Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın genelgesine rağmen kronik rahatsızlığı olan, engelli kadrosunda bulunan arkadaşlarımızın sahadan bir an önce çekilmesi gerekir. İhtiyaç dahilinde diyerek bu arkadaşlarımız halen sahada çalıştırılıyor” şeklinde konuştu.
İşler durdurulmalı
Genel Hizmet İşçileri Sendikası (Genel İş) İstanbul Anadolu Yakası 1 No’lu Şube Başkanı Ahmet Erkan ise belediye işçilerinin de salgın sürecinde sağlık çalışanları gibi yoğun çalıştıklarını belirtti. Yoğun çalışma altındaki belediye işçilerinin sağlığını korumak için mücadele ettiğini ifade eden Erkan, koruyucu ekipman konusunda sorun yaşadıklarını aktardı. Tüm belediyelerin zorunlu hizmetler dışındaki işleri durdurması gerektiğini söyleyen Erkan, “Çalışan arkadaşlarımızın can güvenliği en üst düzeyde sağlansın. Hastalığın çıktığı bölgedeki çalışmaların derhal durdurularak, oradaki çalışanlar teste tabi tutulmalı” dedi.
İSİG’in talepleri
İSİG Meclisi hazırladığı raporunda işçilerin sağlığının korunması için taleplerini ise şöyle sıraladı:
- Patronların ekonomik kaybı gerekçe göstererek işçileri işten çıkarmaları, zorunlu ücretsiz izin ve zorunlu yıllık izin kullandırması yasaklansın
- Çalışma saatleri ücretler ve haklarda bir kayıp olmaksızın en çok günlük 6 saat olacak biçimde sınırlandırılsın. Çalışma süresinin kısaltıldığı işyerlerinde patronların, bu süreleri işçilerin izinlerinden düştüğü hukuksuz uygulamalarına son verilsin.
- Kişisel hijyen ve korunma malzemeleri işçilere ve halka ücretsiz olarak dağıtılsın. İşçilerin sağlık taramaları yoğunlaştırılsın ve işyerlerinin çalışma organizasyonu salgında hijyen kuralına göre düzenlensin.
- Özellikle tuvalet, yemekhane, ortak çalışma ve dinlenme alanlarının kullanımı acilen düzenlensin. Sık ve ortak kullanılan yemekhane, soyunma odası, dinlenme odası, tuvalet gibi alanların temizliği ile işçi servisleri ve şehir içi toplu ulaşım araçlarının hijyeni sağlansın.
- Sağlık ücretsiz ve herkesçe erişilebilir hale getirilsin. Testler ve muayeneler kamu hastanelerinde ve özel hastanelerde ücretsiz olarak yapılsın.
- Kendisi ve yakını virüs nedeniyle karantinaya alınan işçi hastalık süresi kapsamında olsun ve bu süredeki gelir kaybı önlensin. Enfekte işçilerin işten atılması yasaklansın.
- Temel gıda ve hijyen yardımı karşılansın, gıda ve hijyen ürünlerine yapılan fahiş zamlar geri çekilsin, temel gıda malzemelerinde KDV sıfırlansın. Kontrolsüz fiyat artışına karşı ihbar ve denetim mekanizması kurulsun.
- Elektrik, su, doğalgaz, tüketici kredisi ve prim borçları ertelensin, salgın süresince temel hizmetler ücretsiz olsun.
- Alınan karar ve tedbirlerin ancak kamunun bir bölümünde değil, özel sektör, kayıt dışı sektör ve 50’den az çalışanı olan işyerlerinde uygulanması ve yaptırımı sağlansın, gerekli önlemlerin alınmadığı işyerlerinin bildirimi için ihbar hattı kurulsun.
- Koronavirüsün en riskli yaş grubunu oluşturan 50 yaş ve üstü işçilere salgın bitene kadar izin hakkı tanınsın, en düşük emekli maaşı asgari ücret düzeyine çıkarılsın.
- Hangi şehirde kaç hastanın teşhis edildiği, kaç kişinin hayatını kaybettiği gibi bilgileri öğrenme hakkımız var. Bu bilgiler halkla açık ve şeffaf biçimde paylaşılsın.
- Tüm bu maddeleri de içeren ana talebimiz ise bu süreçte işçilerin sağlığı için üretimi sürdürmenin zorunlu olduğu sektörler dışında işyerlerinde üretimin durdurulması gerektiği ve işçilerin salgının kritik evresi bitinceye kadar ücretli izinli sayılması gerektiğidir.” İSTANBUL