Kürt hainliği bir Enkidu geleneği olarak durmadı, var olageldi. Neredeyse Kürdistan’a hakim olan her gücün yanı başında bir Kürt işbirlikçi takımı hemen peydahlandı. Bu işbirlikçi takımı, sömürgeciliğin Kürt halkı üzerindeki egemenliğinde onlarla ortaklık yaptığını sandı ama onlar sadece her denileni yapan, kendi halkına karşı her türlü suçu işlemekten geri durmayan bir pozisyonda oldular. Dış güçler hiçbir zaman onlarla stratejik ilişki kurmadılar. Çünkü hiçbir sömürgeci güç iradesini kırdığı, boyun eğdirdiği bir topluluğun ‘egemen’leriyle stratejik ilişki kurmaz. Çünkü aradaki ilişki güçlü-güçsüz denklemine oturmuştur. Kürt işbirlikçileri böylesi durumlarda dıştan gelen sömürgecilerin gözüne girmek için ellerinden geleni yapar, kraldan daha kralcı bir edayla onlardan olduklarını, iyi bir kullanım malzemesi olduklarını hissettirirler. Egemenlerin sofrasından bir kırıntı elde edebilmek, muhatap alınabilmek için girmedikleri kılık, bürünmedikleri maske kalmaz. Dış güçler de halkı denetimleri altına almak için bunlardan azami oranda yararlanırlar. Halklar böylelikle aldatılır, kandırılır. Ancak tarih çok yoğun derslerle doludur ki güçlüler işleri bittiğinde bir an bile tereddüt etmeden halkları kontrol etmede kullandıkları bu kullanım malzemelerini atarlar. Perslerden, Helenlere, İslam’ın Kürdistan’a girişinden günümüze dek bu sürdü, sürmektedir.
Bunları çok güncel bir şekilde yaşadığımızdan bahsetmek gereği duyuyoruz. Hayvanlarda bile bir bellek oluşturma vardır. O nedenle de her yeni doğan, atalarından kendisine içgüdüsel olarak kalanı varlığını sürdürebilmek için yapar. O güne gelinceye kadar onun yaşamını sağlaması için gerekli olan, içgüdüsel olarak ona verilir. İnsanlar da tarihi bilerek, onu bir belleğe dönüştürerek, günü anlayabilir ve geleceği de kurabilirler. O nedenle tarihi gerçeklikler biz insanlar için çok önemlidir.
Bilinebildiği kadar Kürt işbirlikçiliğinin-ihanetinin kaynağı Enkidu’ya kadar gider. İlk kent devleti olan Uruk’un yarı tanrı, ölümsüz meşhur kralı Gılgameş’in işbirlikçisi konumuna getirilmesinin ardından içinden çıktığı Yukarı Mezopotamya topraklarına, komünal toplumuna karşı kraldan daha kralcı bir düzeyde saldırdığı, bu saldırganlıkta Gılgameş’i bile geride bıraktığı kayıtlara geçmiştir.
Bugün Gılgameş’in yerini kapitalist sistem, Enkidu’nun yerini çağdaş Kürt işbirlikçiliğinin merkezi haline gelmiş olan Güney Kürdistan siyaseti, dönemin neolitiğinin yerini de yine aynı mekanlarda ve yanı kültürle direnen Özgürlük Hareketi almıştır. Yani beş bin yıl sonra tarih tekerrür ediyor.
Günümüz sömürgeciliği geçmiştekine göre daha inceltilmiş olduğundan, işbirlikçilik de inceltiliyor. Yavrularının Enkidu’dan farkı, yavruların içinden çıktıkları topraklara hükmediyor oluşudur. Enkidu gibi içinden çıktığı toprakları terk etmemişlerdir, üzerinde yaşadıkları toprakları sömürgecilerin istediği kıvama getirme rolü üstlenmişlerdir. Toprakları üzerinde yaşayanlar adına yabancı işgale açmak, yabancı işgalin yereldeki temsilcisi olmak günümüz işbirlikçiliğinin temel karakteri oluyor.
İşte bu yabancı işgale açan işbirlikçiliğin önündeki engel, PKK. PKK Kürt halkını bunlara ait olmaktan çıkardığı için PKK’ye karşı öfkeliler. PKK tasfiye edilmeden de halk üzerinde tasarrufta bulunamayacaklarını bildiklerinden, PKK’nin tasfiyesini yaşam koşulları haline getirmiş durumdalar.
Emperyalistlerin de halkımızı kendilerine açmayan, teslim etmeyen, direnen ve öz gücüne dayanan PKK’yi tasfiye ederek işbirlikçiliğe ve rahatça kullanabileceği kesimlere zemin açmaya çalıştığı bilinmektedir. İşbirlikçiliğin ve uşaklığın güçlenmesinin yolu PKK’nin tasfiye edilmesi veya güçten düşürülmesinden geçmektedir.
PKK’nin temsil ettiği Kürtlük, işbirlikçiliğin ölümü olduğundan, tüm işbirlikçiler Kürdistan’ın her yerinde Özgürlük Hareketi’nin etkisini engellemeye çalışırken, kendi hastalıklı ruhlarını efendilerinin rehberliğinde her yere yaymak istiyorlar. Kendisini kimsenin basit bir aracı ve kullanım malzemesi haline getirmeyen Özgürlük Hareketi’nin sırf bu nedenle çıkışından günümüze kadar maruz kaldığı saldırılara bakıldığında, işbirlikçiliğin bu saldırıları meşrulaştırmak için ne denli etkili kullanıldığı hemen görülür.
Öz gücüne dayanmayanların kendilerine her zaman bir dayanak arayacakları, efendi oluşturacakları bu yönüyle de esasında kölelikten kurtulamayacakları açıktır. Efendilerle kölelerin eşitçe bir ilişkileri olmaz, çünkü ortada eşitler yoktur. İlişki el pençe divan durma ilişkisi ve uşaklıktır.