MELİKE CEYHAN MA/İSTANBUL

Ekmek ve Onur İşçi Derneği Girişimi Sözcüsü Mustafa Adnan Akyol, işçiye alışılmışın dışındaki söylem ve doğru kelimelerle gidilmesi gerektiğini belirterek, 'Neoliberal politikalar' diye başlamadan, onun anlayacağı şekilde, sıkıntılarına dokunarak bir şeyler yapılabileceğini söyledi.

Çalışma Bakanlığı’nın, İnşaat işçisinin sorunlarını patronlarla değil, işçilerle aynı masaya oturarak çözEbileceğini dile getiren Ekmek ve Onur İşçi Derneği Girişimi Sözcüsü Mustafa Adnan Akyol, “İşçilerle oturmaktan başka çare yok” dedi.

Ekmek ve Onur İşçi Derneği Girişimi Sözcüsü ve 35 yıllık inşaat işçisi olan Mustafa Adnan Akyol, inşaat işçilerinin yaşadığı sorunları ve sorunların çözümü için neler yapılması gerektiğine ilişkin konuştu. Akyol, inşaat işçilerinin ancak büyük bir direniş yahut toplu işçi ölümleri olduğunda gündeme geldiğini hatırlattı. İnşaat işçisinin kölelik koşullarının altında çalıştığını belirten Akyol, “İnşaatlarda yemekhane diye bir şey yok. Üç tuğlanın üzerine iki fayans koyup öyle yemek yiyorlar. Her gün iki üç inşaat işçisi yaşamını yitiriyor. Ekonomik krizle birlikte toplu işten çıkarmalar artmaya başladı. Kış başladığında sorunlar daha artacak. Bunları gören kimse yok” diye konuştu.

Meslek hastalıkları arttı

Kötü çalışma koşullarından kaynaklanan meslek hastalığının arttığına dikkat çeken Akyol, “Ben mermer ustasıyım. Sürekli mermer tozu yuttuğum için ciğerlerimden rahatsızım. Dava açsam da yasalar ‘Hangi şantiyede bu hastalığı kaptın ispat et, hakkını ondan sonra alabilirsin’ diyor. Üç ayda bir şantiye değiştirdiğimiz için bunu ispat edemiyorum. Şantiyelerin bize verdiği maskelerse içler acısı. Maskeyle alakası yok. Bez bağlasam aynı hesaba geliyor. Barınma yerleri inşaat içinde olduğu için akşama kadar yuttuğun tozu koğuşa gittiğinde yutmaya devam ediyorsun. Çimento, mermer, alçı tozu yutuyoruz. Masraf oluyor diye yoğurt bile vermiyorlar” dedi.

İşsizlik maaşı verilmiyor

İnşaat işçisinin işsizlik maaşından yararlanamadığına dikkat çeken Akyol, “Yasaya göre işsizlik maaşı alabilmek için son 3 senede 600 gün SGK’li olarak, son 4 ayda da sürekli olarak aynı firmada çalışman gerekiyor. İnşaat sektöründe bunun bir geçerliliği yok. Özellikle küçük şantiyelerde bir aydan fazla çalışamazsınız. Zaten eksik yatırırlar. İşsizlik maaşı için çalıştığımız sürede bizden para kesiyorlar ama biz yararlanamıyoruz. Yani bizden alıyor, bize vermiyorlar. Bu kanunun bir an önce, mutlaka değişmesi lazım” şeklinde konuştu.

Patronların elindeki koz

Patronların işçilerin maaşlarını asgari ücretten yatırarak, bu durumu koz olarak kullandığına vurgu yapan Akyol, “Asgari ücreti bankaya yatırıyor. Geri kalanını elden veriyor. İşçi işten çıkarıldığında ya da bir sorun yaşadığında dava açması durumunda SGK’den bakıldığında maaş yatmış görünüyor. Aldığın ücreti ispat etmek için bilirkişilerin devreye girmesi gerekiyor. Bu da çok uzun yılları bulabiliyor. Bir inşaat işçisinin aldığı ücreti belirlemek bir gün sürer. Bu davaları da kısaltmak ellerinde olmasına rağmen yapmıyorlar” dedi.

Her tarafı çakılmış

İşçilerin hakkını aramasına müsaade edilmediğinin altını çizen Akyol, şunları ifade etti: “İşçi herhangi bir sorunda eylem yapmaya kalkışsa tutuklanırım korkusu yaşıyor.  Dava yolunu da kapattılar. Anlaşmazlık durumunda hemen mahkemeye gidemiyorsun. Önce arabulucuya gitmeniz gerekiyor. Arabulucular da patron yanlısı. Mesela işçinin 10 bin TL alacağı var. Arabulucu ‘6 bin TL’ye kapatalım’ diyor. İşçi de ‘Eylem yapsam tutuklanırım, dava yolu kapalı, olsa da aylar sürecek en iyisi ben bu parayı alıp gideyim’ diyor. Parasının bir kısmını patrona bırakıp gidiyor.”

Yasalar bile uygulanmıyor

İnşaatlarda yaşanan sorunların temel nedeninin Çalışma Bakanlığı’nın patronlarla kanun yapmasından kaynaklandığını dile getiren Akyol, patronlar yerine işçilerle birlikte yasanın hazırlanması gerektiğini kaydetti. Akyol, defalarca bakanlığa çağrı yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti: “Bizle oturmaktan başka şansları yok. İnşaat işçilerinin kuracağı bir komisyon oluşturulsun. Çalışma Bakanlığı’ndan da gelsinler. Yasaların yapımında ve denetiminde biz olmalıyız. İşçilerin hepsi denetmen olabilir. Yoksa onlar yapamaz, yapmaz da. Öyle bir dertleri yok. Her gün inşaat işçisi ölüyor. Sadece yasalar uygulansa bile iş cinayetleri büyük oranda düşer. Ama doğru uygulanmıyor.”

Akyol, emeklilik yaşı, işsizlik maaşı gibi sorunların düzeltilmesi için de yasa teklifi verdiklerini aktardı.

İşçi adına konuşma bırakılmalı

Tüm bu sorunlar karşısında yeni örgütlenme şekilleri üretilmesi gerektiğini dile getiren Akyol, sözlerini şöyle tamamladı: “İşçiler kendilerini örgütleyecek birilerini bekliyor. Alıştığımız şeylerin dışında, söylem ve eylemlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Ve illaki işçiye gitmek gerekiyor, doğru kelimelerle. 'Neoliberal politikalar' diye başlamadan, onun anlayacağı şekilde gerçekten onun sıkıntılarına dokunarak bu ülkede bir şeyler yapılabilir. Biz ne zaman işçi adına konuşmayı, popülerliği bırakıp gerçekten sınıf üzerinden bir şeyi yaparsak o zaman işçi sınıfı ayağa kalkacak.”


İşsiz sayısı 6.3 milyonu aştı

DİSK-AR’ın TÜİK verilerine dayanarak hesapladığı geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyonu aştı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 18,2 olarak hesaplandı.Kadın işsizliği yüzde 14,3, genç kadın işsizlik oranı ise yüzde 25,6 olarak gerçekleşti. 1 milyon 30 bin üniversite mezunu işsiz durumda. Her yüz gençten 28’i ne eğitimde ne istihdamda.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün açıkladığı Temmuz 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri ile İŞKUR tarafından açıklanan Eylül 2018 dönemi verilerini ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan Temmuz 2018 dönemi sigortalı istatistiklerini değerlendirdi.

Krizin etkileri Temmuz 2018 dönemi TÜİK işgücü istatistiklerine henüz tam olarak yansımasa da İŞKUR ve SGK verileri işsizlikte krizin etkisiyle büyük patlama yaşandığını gösteriyor.

İşsizlikte patlama

TÜİK, Temmuz 2018 verileri henüz işsizlikteki tırmanışı yansıtmıyor. Ancak İŞKUR’un Eylül 2018 verileri ile SGK Temmuz 2018 verileri işsizlikte ciddi bir tırmanış olduğunu ortaya koyuyor.

TÜİK Temmuz 2018 işgücü istatistiklerine göre standart işsizlik oranı yüzde 10,8, mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik ise 11 olarak gerçekleşti. Haziran 2018 döneminde yüzde 10,2 olan dar tanımlı standart işsizlik 0,6 puan artarak yüzde 10,8 olarak gerçekleşti. Dar tanımlı işsiz sayısı bir önceki aya göre 216 bin kişi artarak 3 milyon 531 bine ulaştı.

İşsizlikteki artış eğilimini İŞKUR verileri daha güncel biçimde ortaya koymaktadır. Eylül 2017 döneminde 2 milyon 575 bin olan kayıtlı işsiz sayısı Eylül 2018’de 558 bin artarak 3 milyon 133 bine ulaştı.Ağustos 2018’de 2 milyon 752 olan kayıtlı işsiz sayısı bir ayda 381 bin artmış oldu.

SGK verilerine göre Temmuz 2018’de bir önceki aya göre zorunlu sigortalı sayısı 269 bin azaldı.

DİSK-AR’a göre geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyonu aştı. Böylece bir ayda geniş tanımlı işsiz sayısı 358 bin artmış oldu. Çalışmayan nüfusun 1 milyon 742 binini iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar oluşturdu. Ümidini kaybeden işsiz sayısı ise 484 binden 523 bine yükseldi. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 18,2 olarak hesaplandı. TÜİK verilerinin Temmuz ayını yansıtması nedeniyle henüz ekonomik krizin (yükselen enflasyonun, faizin ve dövizin) açık etkilerini görmüyoruz. Ancak İŞKUR ve SGK verileri işsizliğin hızla artmakta olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki aylarda krizin etkisiyle işsizlikte yoğun bir artış olacağını söylemek mümkündür.

Ciddi yükselişin habercisi

İŞKUR verileri TÜİK’e göre daha güncel ve öncü gösterge niteliğinde. İŞKUR Eylül 2018 verilerini açıkladı. İŞKUR Eylül 2018 verileri işsizlikteki yükselişin habercisi olarak görülebilir. İŞKUR’a göre son bir yılda kayıtlı işsiz sayısı 558 bin arttı. Bu devasa bir artış niteliğinde. Kayıtlı işsizler içinde kadınlar son bir yılda 371 bin artarak erkeklerin önüne geçti. Böylece kayıtlı kadın işsiz sayısının erkeklerden 184 bin fazla olduğu görülmektedir.

Öte yandan İŞKUR’a yapılan işsizlik sigortası başvuruları giderek artıyor. Ağustos 2018’de 106 bin olan işsizlik sigortası başvuru sayısı Eylül 2018 tarihinde 140 bine ulaştı.

İŞKUR verileri işsizlikte artış eğiliminin önümüzdeki aylarda süreceğine işaret ediyor. Ekonomik krizin de etkisiyle önümüzdeki aylarda işsizlikte tırmanma kaçınılmaz görünüyor.

İşsizlikteki artış eğilimi Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri tarafından da teyit edilmektedir. SGK Temmuz 2018 verilerine göre Haziran 2018’de 16 milyon 495 bin olan aktif sigortalı sayısı (4-a kapsamında) 16 milyon 226 bine geriledi. Böylece sigortalı işçi sayısında 269 bin azalma gerçekleşmiş oldu.

Kadın ve gençlik ürkütücü

Tüm işsizlik türlerinin giderek arttığı görülmektedir. Standart işsizlik yüzde 10,8 iken tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 32’yi aşmıştır. Özellikle genç ve kadın işsizliği ile ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olan gençlerin oranı yüksekliğini korumaktadır. Veriler işsizliğin en çok kadınları etkilediğini ve kadınların bütün işsizlik türlerinde erkeklerden daha fazla işsiz kaldıklarını göstermektedir. Temmuz 2018 TÜİK verilerine göre kadın işsizliği yüzde 14,3 olarak açıklanırken, kentsel kadın işsizliği ve genç kadın işsizliği yüksek oranda seyretmektedir.

Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 18,9 olarak açıklanırken, genç kadın işsizliği yüzde 25,6, tarım dışı genç kadın işsizliği ise yüzde 32,3 olarak hesaplanmıştır. 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 27,7’si boşta gezer durumundadır. Yüksek öğrenim işsizliği yüzde 13,3 olarak gerçekleşirken, 1 milyon 30 bin bin üniversite mezununun işsiz olduğu görülmektedir.

   

Maaş bordrolarını yaktılar

KESK, yüksek enflasyonun memur maaşlarını erittiğine dikkat çekerek, ek zam talep etti. Birçok kentte eylem yapan kamu emekçileri, maaş bordrolarını yaktı.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), yüksek enflasyonun memur maaşlarını erittiğini belirterek, birçok ilde eş zamanlı “Maaşlarımıza ek artış istiyoruz” eylemi yaptı. Konuya ilişkin KESK Eşbaşkanları Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik sendika merkezinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya KESK’e bağlı sendikaların üye ve yöneticileri katıldı. KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, siyasi iktidarın “kriz yok” açıklamalarını hatırlatarak, “Ama bugün maaşlarını alan 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emekçisi emeklisi olarak artan hayat pahalılığı karşısında gittikçe eriyen, daha cebimize girmeden borçlarımıza, kabaran faturalara giden ayın sonunu getiremediğimiz maaşlarımız öyle demiyor” dedi.

Adeta dalga geçiliyor

Bozgeyik, açıklamasına şöyle devam etti: “Doğalgaz ve elektrik zamları otomatiğe bağlanmıştır. Kış aylarına girmeye hazırlandığımız bir dönemde, hem de döviz kuru kısmen düşmesine rağmen elektriğe ve doğalgaza tekrar zam yapılmıştır. Son zamlarla birlikte konutlarda kullanılan elektrik yılın başından bugüne yüzde 41, doğalgaz ise yüzde 44 zamlanmıştır. Bu fahiş artış oranlarına rağmen Hazine ve Maliye Bakanı ‘Küresel olarak bir değişim süreci olmazsa yılsonuna kadar elektriğe ve doğalgaza zam yapmayacağız’ diyerek halka adeta dalga geçmektedir.”

Bin 67 dolar kayıp

Tüm emekçiler için satın alma gücünü gösteren ölçütlerden birisinin gelirin, uluslararası kabul gören döviz karşısındaki değeri olduğunu belirten Bozgeyik, “Kamu emekçisi Ocak-Eylül arası dokuz aylık dönemde döviz kurundaki ortalama artıştan kaynaklı olarak 1.067 ( bin altmış yedi) dolar kayıp yaşamıştır” diye belirtti.

KESK’in talepleri

Bozgeyik, KESK olarak taleplerini ise şöyle sıraladı:

  • Sadece bu yıl değil, yıllardır yandaş konfederasyonun altına imza attığı satış sözleşmeleri ile sonucunda yaşadığımız kayıpların telafi edilmesini,
  •  Maaşlarımızda Ocak ayı beklenmeden, hemen şimdi yaşanan gerçek enflasyon temel alınarak artış yapılmasını,
  • Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, ekmek gibi temel ihtiyaç mallarına yapılan zamların geri alınmasını, zam yapılmamasını,
  • Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldırmayı hedefleyen saldırılara son verilmesini,
  • Yandaş konfederasyon ile yapılan satış sözleşmesi çoktan hükmünü yitirmiştir. Kamu emekçilerinin temel sorunlarının çözülmesi için bütçe döneminden önce gerçek bir toplu sözleşme yapılmasını istiyoruz."

Sağlıkçıların nöbeti 6. gününde

‘Sağlıkta şiddet yasası çıkartılsın’ talebiyle başlayan nöbet 6. gününde. Nöbete destek veren Tiyatro Oyuncusu Genco Erkal, “Sivil halkı kendi amaçları doğrultusunda özendiren iktidar hekimlere yönelik saldırılardan da sorumludur “ dedi.

Türk Tabipler Birliği'ne (TTB) bağlı İstanbul Tabip Odası’nın (İTO), "Sağlıkta şiddet yasası çıkartılsın" talebiyle başlattığı nöbet 5'inci gününde Kadıköy İskele'de devam etti. Yaşamını yitiren doktorların resimlerinin taşındığı nöbette el fenerleri yakıldı. "Şifa veren eli kırma", "Yaşatmak için yaşamalıyız doktoruna dokunma" ve "Sağlıkta şiddete sessiz kalma" dövizlerinin taşındığı eylemde bir dakikalık saygı duruşuna duruldu.

Geçirdiği hastalık sebebiyle anmaya katılamayan Tiyatro oyuncusu Genco Erkal'ın gönderdiği mesajı İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Yılmaz şu şekilde aktardı: “Toplumdaki genel cehaletin hoşgörüsüzlüğün, ilkelliğin tezahürünü bundan daha iyi anlatacak hiçbir olayı düşünemiyorum. Sivil halkı kendi amaçları doğrultusunda özendiren iktidar hekimlere yönelik saldırılardan da sorumludur. Zaten çok zor koşullarda çalışan hekimlerimiz korumak zorundayız. Yurt genelinde sağlıkta şiddet yasa tasarısının yasallaşması biran önce atılacak en sağlıklı ilk adım olacaktır. Türk Tabipler Birliği’nin bu amaçla yaptığı gönülden destekliyorum.”

Veteriner Hekimler Odası Başkanı Murat Aslan da “Şiddetin yanına kar kaldığı herkes şiddet uyguluyor. Yakın zamanda bir meslektaşımız bıçaklandı. Birçok örnek yaşanıyor bu şekilde. Sosyal medyada işlenen suçlara hiç ceza aldırtamıyoruz. Bu var olan şiddetin hepsini kınıyoruz. Hep birlikte sağlıkta şiddet yasası çıkartılsın diye elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.