AKP’nin herşeyi kendine hak gören, keyfi, tek taraflı hukukuna izin vermeyeceklerini belirten KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, siyasi soykırım operasyonlarına karşı misilleme haklarının doğduğunu söyledi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la askıya alınan görüşmeler, HDP heyeti ile devlet yetkilileri arasındaki temaslar, AKP Hükümeti’nin sürece yaklaşımı, “üçüncü göz”, silahsızlanma tartışmaları ve siyasi soykırım operasyonları konularını ANF’ye değerlendirdi. Hükümet’in süreçle ilgili manipülasyon ve “algı yaratma” peşinde olduğunu söyleyen Ok, “Bu, AKP’nin stratejisidir. AKP Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda ne Hareketimizin ve halkımızın ne de Türkiye halkının tanık olduğu, gördüğü ve tatmin olabildiği hiçbir adım atmamıştır. Gerçek budur. Önder Apo hala kendi avukatları ile görüştürülmüyor. Uzun zamandır heyet ile de görüştürülmüyor. Bu, AKP’nin tamamen keyfiyetçi, üsttenci ve Kürt halkının varlığını kabul etmeyen tutumundan kaynaklanıyor” dedi.

HDP heyetine eleştiriler

HDP heyeti ile Türk Hükümeti yetkililerinin yaptığı görüşmeleri değerlendiren Sabri Ok, HDP heyetinin iyi niyetli yaklaşımlarla bazı açıklamalarda bulunduğunu, ancak AKP’nin kurnazca yaklaştığını belirterek şu uyarıları yaptı: “HDP İstiyor ki iyi şeyler olsun. Ama karşı taraf hiç de iyi niyetli değil ve hiç de iyi şeylerin olmasını istemiyor. Zaman kazanma ve oyalama bugüne kadar izlenen tutum olmuştur. Bu, bugün değil, Oslo ve Oslo’dan önce yapılan bütün görüşmelerde görülen bir durumdur. HDP heyetinin de safiyane olmaması lazım. Biraz daha öngörülü, eleştirel ve politik olmalı. Hem Kürt halkının hem de Önderliğimizin duruşunu Türkiye kamuoyuna ve halkımıza daha güçlü ve iyi yansıtabilmelidir. Yani devlet ve AKP karşısında daha güçlü tartışan bir konumda olmalıdır.”

Silahlı güç tartışılamaz

Geçen hafta HDP heyetinden gelen, ‘Sayın Öcalan silahsızlanma konusunda çağrı yapabilir’ sözlerini doğru ve yerinde bulmadıklarını söyleyen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok, silahsızlanma tartışmasının tamamen dışında olduklarını, bu konudaki görüşmelerin de bilgileri dahilinde olmadığını kaydetti. Ok, “Gündemimizde de böyle bir şey yok zaten. Biz daha önce de söyledik: Kürt sorununun çözümü konusunda ciddi adım atılmadan, Önder Apo özgürleşip bizzat gerillayla görüşmeden bu tür şeyler tartışılamaz. Gerilla da hiçbir biçimde silah bırakmaz. Bu koşullarda silahsızlanmayı kimse tartışamaz ve gündemimize getiremez. Çıkış gerekçemiz ortada dururken böyle bir silahsızlanma mümkün olamaz ve gerçeğimize aykırıdır” diye konuştu.
Ortadoğu’daki mevcut duruma da dikkat çeken Sabri Ok, altüst oluşların yaşandığı bir süreçte Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü korumakla mükellef silahlı gücünün tartışma konusu yapılamayacağını kaydetti.

Ne geri çekilme ne de silahsızlanma

Sabri Ok, konuyu “AKP’nin gündem yaratma çalışması ve çabası” olarak değerlendirerek, şöyle konuştu: “Ne gerillanın geri çekilmesi, ne de silahsızlanması söz konusu olabilir. AKP seçim öncesi sanki bunları yaptırabilirmiş gibi bir hava yaratarak seçim ortamını etkilemeye çalışmaktadır. Her şeyden önce de Kürt sorunu çözülmüş; Kürt halkı özgürlüğüne kavuşmuş ve statüsü kabul edilmiş değildir. Ayrıca varlığı da tehlikededir. Bu Rojava’da ve Kobanê de ve Güney Kürdistan’da her gün görülüyor, ortadadır. Doğu Kürdistan’daki halkımızın yaşadığı durum da ortadadır. Kuzey Kürdistan’da her gün siyasi soykırım operasyonları devam ediyor. Kürt halkının varlığı ve özgür yaşamı güvenceye alınmış değildir.”

Çekilmesi gereken Türk devlet güçleridir

Sabri Ok, Kürdistan’dan çekilmesi gerekenin, işgalci güç konumunda olan Türk ordusu ve polisi olduğunun altını çizdi ve ekledi: “Bizim silahsızlanmamız değil, olacaksa Türk devleti ve ordusu Kürdistan’da yaptığı operasyonları, saldırıları ve tutuklamaları durdurmalıdır. Karakol, baraj ve güvenlik bahaneli yol yapımları durdurulmalı. Nerdeyse Kürt nüfusunun yarısı kadar Kürdistan’da sayısı olan polis ve asker gücü geri çekilmeli. Tartışılacaksa bunlar tartışılmalı.”

‘Üçüncü göz’ gereklidir

Türk devleti ile yapılan görüşmeler için “üçüncü göz” isteminde ısrar ettiklerini kaydeden Ok, AKP’nin böyle tarafsız bir gözlemciyi istemediğini söyledi. Ok, bu konuda şunları vurguladı: “Kürt sorunu gibi tarihsel ve köklü bir sorun çözülmek isteniyorsa ve taraflar arasında ciddi güven sorunları varsa üçüncü bir gözlemci heyetin olması şarttır. Gerçekten bir üçüncü gözlemci güç olsaydı AKP’nin yaptığı karakollar, barajlar, siyasi soykırım operasyonları, Kobanê karşıtı tutumu ve Önderliğe yaklaşımı gibi hususların çatışmasızlığı çoktan bitiren tutumlar ve yaklaşımlar olduğunu gözler önüne serecekti. Kim hatalı kim doğru, kim üzerine düşeni yapıyor, kim yapmıyor? Bunun görünür olması için üçüncü bir gözlemci heyetin olmasını gerekli ve doğru görüyoruz. Fakat AKP’nin ısrarla reddettiği budur. Kendisi üçüncü bir gözlem heyetini istemiyor. Dolayısı ile daha rahat, daha keyfiyetçi ve kendine göre hareket etmenin zeminini korumaya çalışıyor. Böyle bir heyete katılanlar içerde de olabilir, Avrupa’da da, Amerika’da da, Asya’da da. Önemli olan saygınlığı kabul edilen ya da bu konuda politik rol üstlenen bir irade ve güç olmalarıdır. Birleşmiş Milletler’in de bu tür sorunlarla ilgilenen kurumları ve aracıları böyle bir rol oynayabilir.”

Biz de gözaltına alır tutuklarız

Siyasi soykırım operasyonlarına tepki gösteren Sabri Ok, Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin de misilleme hakkını kullanmasının meşru olduğunu dile getirdi. Ok, şunları söyledi: “Siyasetçileri, gençleri, kadın aktivistleri, hatta üniversitelerde öğretim görevlilerini gözaltına alıyor, tutukluyorlar. AKP, bütün bunların hepsini kendisine hak görüyor. AKP’nin tutuklamalar yaptığı bir yerde Hareketimizin de tutuklama yapması ve bu tutuklamalara karşı misilleme hakkını kullanması meşrudur ve hiç kimse tarafından da tartışılamaz. Bir taraftan AKP keyfi ve tamamen siyasi amaçlı, tasfiye etmeye dönük sürekli tutuklamalar yapacak, öbür yandan suç işledikleri halde kendilerine dokunulmayacak! Böyle bir şey olmaz. Halkımıza, değerlerimize karşı suç işleyenler olursa onlar da gözaltına alınır ve tutuklanır.”

Misliyle karşılık vermeliyiz

Kürt halkının da tutuklamalara ve baskılara boyun eğmemesini isteyen Sabri Ok, şöyle izah etti: “Devletin, AKP’nin polisi hiç kimseyi böyle keyfiyetçi ve rahatlıkla gözaltına alamamalı. Evini, işyerini darmadağın edememeli. Böyle elini kolunu sallayarak gözaltı ve işkence yapamamalı, yaptırılmamalıdır. Aksi durum zulme ve keyfi uygulamalara boyun eğmek ve alışmak olur. 40 yılık mücadele tarihimizde böyle bir gelenek ve kültür yoktur. Eğer linç biçiminde saldırı varsa halkımızın ve gençliğimizin buna misliyle karşılık verme hakkı vardır. Komşusu gözaltına alınıyorsa bütün mahalle ayağa kalkmalıdır. İş yerinde oluyorsa bütün çevre, esnaf ayağa kalkmalı ve tepki göstermelidir. Mutlaka sert karşılık verilmeli.”


ÇEKDAR TUFAN/CİHAN ÖZGÜR/ANF/BEHDİNAN