
Akdeniz’de Sicilya, Kıbrıs ve Sardinya’dan sonra gelen dördüncü büyük adası Korsika... 10 kilometre güneyinde yer alan Sardinya Adası ile arasında Bonifacio Boğazı bulunan Korsika, Fransa’dan 170 kilometre, İtalya’dan ise yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta. Ada yabanıl ve dağlık yapısı ile gelenleri büyülüyor. Maki, meşe, kestane, çam ve kayın ormanları ile kaplı dağların tepelerinde doğal göllere rastlamak mümkün. Bu güzel adada dağ koyunu, yaban domuzu, geyik, porsuk, yaban kedisi ve tavşan olarak sayabileceğimiz hayvanlar yaşıyor. Bunlar dışında yabani bir hayvana rastlamak mümkün değilmiş.
Korsika denince mafya akla geliyor
Korsika’ya adasına ilk ayak bastığınızda sizi görkemli dağlar ve doğa güzelliği karşılıyor. Adaya dönük sorduğunuz ilk sorunun karşılığı ise adanın tamamen mafya-siyaset ilişkisine hapsolmuş karanlık yanı oluyor. Adada Korsika, İtalya ve Rus mafyasının kuralları işliyor. Ekonomi bunun ekseninde dönüyor. Sanayi yok, turizm başlıca gelir kaynağı olurken, Kasino zinciriyle donanmış adada mafya, kumarla para aklıyor. Sendikal eylemler, işyerlerinin talepleri, iş kaynaklarının düzenlenmesi, siyaset alanı, Korsika faşistlerinin rolü tamamen mafya tarafından organize ediliyor. 150 yılı aşkın bir süreden beri Fransa sınırları içinde olmasına rağmen Korsika’da devletin rolü mafya ilişkileriyle yürütülüyor.
Ajaccio’da bulunan limanlar ve onların patronları mafya ile çalışıyor. Bütün kirli ilişkiler deniz yolu üzerindeki ticarette yaşanırken, gemilerde çalışan işçiler hak talep ettiğinde tekrar mafya ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz cuma günü greve gitmek isteyen liman işçileri silahlı çeteler tarafından saldırıya uğrayıp linç edildi. Bugüne kadar gerçekleşmiş grevlerin tamamında benzer yöntemlerle işçiler saldırıya uğramış. Adada sanayinin olmayışı, ekonominin turizm üzerinde şekillenmesi nedeniyle büyük bir işsizlik yaşanırken çalışma koşullarına sahip işçiler ise mafya baskısı ve işsizlik korkusu arasında taleplerini yeterince dillendiremiyor.
Komünist Parti Federasyon Başkanı, durumu şu şekilde değerlendiriyor: „Siyaset alanıyla iç içe geçmiş mafyaya karış işçi yanlız kalıyor. Eylemi beyzbol sopaları ve silahla bastırıyor. Sendikacının rolü kimi yerlerde bu ilişkilerin parçası oluyor. Bağımsız duran sendikalar ise baskı karşısında çaresizleşiyor.“
Adada siyaset
Korsika 51 sandalyeden oluşan bir meclise sahip. Meclis’te Sol Cephe 6 üye, Korsika İçin Birlik Grubu 12 üye, FEMU CORSE 11 üye, Cumhuriyetçi Solcular 4 üye ve Radikal Sosyalistler 8 üyeye sahip. Mecliste ifadesini bulan partiler Korsika adasına özgü gibi görünse de Fransa genel siyasi yapılanmasından bağımsız değil. Parti ve gruplar Fransa’da siyaset yapan UMP, Sosyalist Parti ve diğer siyasi oluşumların Korsika versiyonu durumunda. Korsika’da ağırlığı bulunan en büyük grup FEMU CORSE Korsika Milliyetçi Partisi olarak biliniyor. Bu parti Korsika’nın bağımsızlığından yana olduğunu belirtiyor. Mafya ve silahlı çetelerle iç içe geçmiş bir arka plana sahip parti, bölgenin tamamen turizm alanı olarak ilan edilmesini istiyor. Adada mafya ve siyaset ilişkisinden uzak durmaya çalışan Komünist Parti dışındaki siyasi oluşumlar bir biçimiyle adanın güncel durumuyla ilişkili halde.
Korsika’da iki dil sorunu
Korsika’da iki dil kullanıldığı belirtilse de sokakta Fransızca işliyor. Eğitim alanında ana okul ve ilkokulda iki dillilik esas alınırken ortaokul ve lisede seçmeli ders ya da haftalık üç saat şeklinde Korsikaca eğitim verilebiliyor. Öğretmenler her iki dil ile ders verebilme özgürlüğüne sahip. Ama somut olarak hayatın dili kentlerde Fransızca. Köy ve küçük kentlerin dili ise Korsika’nın anadili hala hakim dil. İki dillilik üzerine çalışmaların sürdüğünü belirten FSU sendikası yöneticilerinin olumlu yorumlarına rağmen Korsika’da anadil sorunu bütünüyle çözülmüş gözükmüyor.
Komünistler Kürtleri adaya taşıyor
Ajaccio, adanın başkenti olarak tanımlanıyor. Siyaset ve ticaret asıl olarak Napolyon’un doğduğu bu kentte dönüyor. Bastia ikinci önemli Korsika şehri. İşçi kenti olarak biliniyor. Bu iki önemli şehiri küçük 8 ayrı şehir çevreliyor. Onları ise dağların eteklerine yayılmış küçük köyler.
Ada sürekli istila ve işgallere uğradığı için nüfus olarak karma bir yapıya sahip. İtalyan, Cezayir, İngiliz kökenlilerin de sakini haline geldiği adada yerli halkın yüzde 80 olduğu ifade ediliyor. Fransa’nın genel yapısına bakıldığında kentlerin her karesinde Afrikalılarla karşılaşmak mümkünken Korkisa adasında bir tane dahi Afrikalıya rastlamak mümkün değil.
Tabii Türkiyeli ve Kürdistanlılar için de aynı durum sözkonusu. Buna rağmen Korsika’nın siyaset dünyasında Kürtlerin tanınması ve Kürtlerin talepleri için bir harekete geçiş hali görmek mümkün. Bunun öncülüğünü ise Komünist Parti Kürdistan Ağı ve Korsika-Kürdistan Derneği’nin çabaları sonucu olduğunu görüyoruz.
Şu ana kadar Korsika’nın iki kentinde Kürtler farklı etkinliklerle gündeme taşınmış. Diplomatik bir dizi temasın yanı sıra Van depremiyle dayanışma konseri, Kürt film gösterimleri, Öcalan’a Özgürlük Kürt Halkına Statü Kampanyası’nın afiş ve bildirileri Korsika sokaklarını dolaşmış... Bütün bunlara öncülük yapan ise Komünist Parti. Ajaccio’da Komünist Parti binasının hemen girişinde de Öcalan’ın özgürlüğü talebiyle yürütülen kampanyanın imza metinleri ve afişler duruyor. Komünist Parti kadroları sokaklarda Öcalan için imza topluyor. Komünist Parti temsilcileri durumu şöyle değerlendiriyor: „Biz komünistler halkların kendi kaderleri tayini felsefesiyle büyüdük. Halkların kardeşliğine inandık. Bunları sözde değil yaşamda göstermek gerekiyor. Kürt halkının özgürlüğü tüm bizim gibi düşünen insanların da sorunu. Halklar yalnızlaştırılırsa daha fazla baskıya maruz kalır. Bu yönüyle bizler bir halkın kendi talepleriyle mücadelesinin yanında olurken, onlara desteğimizi fiili olarak da sunmalıyız.“
Kürtlerin adada adının ve sesinin duyulmasında büyük payı olan Korsika-Kürdistan Dernek İnisiyatifi Başkanı Dominique Torre, „Adada Kürt olmaması üzücü. Birlikte çalışma yürütebileceğim Kürtlerin olmasını isterdim“ derken espiriyle “Kürt partilerinden adaya Kürt göndermelerini istiyorum” ifadesini kullanıyor.
Mafya ve çete ilişkileri altında boğulmuş adada aynı acıları ve tarihlerin getirdiği dostluk hala ölmemiş.
SELMA AKKAYA/AJACCIO