İşgalciler ateşe benzinle gidiyorlar

Forum Haberleri —

.

.

  • Türk devletinin işlediği savaş suçları da gösteriyor ki işgalciler ile destekçisi olan hegemonik güçler bir yandan savaşı büyütürken, diğer yandan da Önder Apo'nun sesinin dışarıya ulaşmasını engelleyerek, onunla ilgili spekülasyonlar üreterek kaybettikleri savaşı komplolarla kazanmak istiyorlar.

ALİ GÜNDEM
Faşist şef Erdoğan, artık müzakere aşamasına evrilen çözüm masasını 7 Haziran 2015 yılında yapılan seçimin hemen ertesinde devirdiğini açıkladı. Daha sonra aynen 13 Kasım 2022 günü İstanbul İstiklal Caddesi'nde gerçekleşen patlama gibi komplo olduğu anlaşılan Ceylanpınar'da 2 polisin öldürülmesi olayını gerekçe ederek Kürt halkına karşı ağır bir savaş başlattı. Ardından faşist MHP ve Ergenekon güçleri ile ittifak kuran AKP, 15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte savaşı daha da büyüttü. 2018 Efrîn işgali ile savaş yeni bir boyuta taşındı.

Efrîn işgali aynı zamanda Başûrê Kurdistan'a dönük kapsamlı saldırıların da başlangıç yılı oldu. Başûrê Kurdistan'a hava saldırılarını o güne kadar aralıksız sürdüren AKP faşizmi, KDP'nin sunduğu desteği de arkalayarak bu bölgeye karadan da saldırmaya başladı. Bu süreci Önder Apo'ya dönük uluslararası komplonun yıldönümünde, 9 Ekim 2019'da başlayan Serêkaniyê ve Girê Spî işgali izledi. Türk devleti bu saldırıları yaparken dünya sadece izlemekle yetinmedi. Başta Trump yönetimindeki ABD ile Putin Rusya'sı olmak üzere çıkarlarını her şeyin önünde tutan devletlerden de destek aldı.

Elbet saldırılar direnişi de geliştirdi. Bu işgal saldırıları karşısında hem Rojava'da, hem de Başûrê Kurdistan'da yeni tarz gerilla yöntemleri ile Kurdistanlı savaşçılar, işgalcilere karşı emsalsiz bir direniş sergiledi. Türk devletinin gelişen direnişe yanıtı bu kez başta kimyasal silah olmak üzere fosfor bombasından misket bombalarına kadar birçok yasaklı silah ile taktik nükleer silahlar kullanmak oldu. Yani Türk devleti direnişi aşamayınca savaş suçu işlemeye, insanlık suçu olarak kabul edilen silahlar kullanmaya başladı. Bu, bizzat Savaş Bakanı Hulusi Akar tarafından Garê'ye dönük saldırı döneminde Meclis'te itiraf edildi. Savaş Bakanı'nın Meclis’te 'gözyaşartıcı bomba' olarak tarif ettiği silahların kalıntıları ki bunların kullanılması da savaş hukukuna göre yasaktır, daha sonra gerillalar tarafından görüntülendi. HPG Basın İrtibat merkezi bu görüntüleri de kamuoyuna açıkladı. Bir kez daha açığa çıktı ki kullanılan silahlar hiç de Savaş Bakanı’nın açıkladığı gibi gözyaşartıcı bomba değil, basbayağı uluslararası antlaşmalarla yasaklanan silahlardı.
Direniş her büyüdükçe kayıpları artan işgalci Türk devleti, uluslararası güçlerin de sessizliğini kullanarak yasaklı silah çeşidini artırdı. Bu suçlar yine HPG Basın İrtibat Merkezi'nin yayımladığı kimyasal gazdan etkilenen gerillaların görüntüleri ile teşhir edildi. Halk Savunma Merkezi Ana Karargâh Komutanı Murat Karayılan daha sonra bu görüntülerin yayınlanması nedeniyle özür diledi. Ancak kendilerine bu görüntüleri yayınlamak dışında bir seçenek sunulmadığını da belirtmek zorunda kaldı.

Türk devletinin suçlarının bu düzeyde açığa çıkması bir infiale neden oldu. Dünyanın birçok kentinde Kürdistanlılar ile dostları tepkilerini alanlarda gösterdi. IPPNW başta olmak üzere bazı uluslararası kurum ve şahsiyetler bölgede inceleme yapıp sonuçlarını kamuoyu ile paylaştılar. Türk devletinin bölgede kullandığı yasaklı silahların izlerini paylaşan IPPNW, bu durumun mutlaka soruşturulması gerektiğini açıkladı. Benzer bir açıklamayı da Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı Medya Haber televizyonunda yaptı. Şebnem Korur Fincancı bu açıklaması nedeniyle tutsak edilerek hapse konuldu.

Türk devleti tam da kimyasal silah kullanımının bu düzeyde teşhir edildiği, tepkilerin arttığı bir dönemde yeni bir kumpasa daha imza attı. DAİŞ ve ÖSO artıklarının rol aldığı senaryo ile hazırlanan oyunu, İstiklal Caddesi'nde yaşama geçirdi. Bu caddede PKK'nin bomba patlattığını ileri sürerek Rojava'yı hedef gösterdi. Bombanın patlamasından bir gün sonra açıklama yapan Halk Savunma Merkezi Karargâh Komutanlığı İstiklal Caddesi'ndeki patlama ile ilgilerinin olmadığını belirterek yeni bir planın devreye sokulduğu konusunda uyarılarda bulundu. Ancak Türk devleti buna rağmen hem Rojava'ya, hem de Başûrê Kurdistan'a ağır hava saldırıları ile yönelmeye başladı. Bu saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların da olduğu, savaşçıların da bulunduğu onlarca kişi şehit edildi. Saldırılarda Suriye ordusuna bağlı askerler de öldürüldü.

Bu saldırılar hala devam ederken Türk devletinin bölgeye bir kara saldırısı başlatarak işgali genişleteceği konuşuluyor. İşgalci Türk devletinin hedefinde savaşı büyütmek olduğu çok açık. O savaşı büyütürken aynı zamanda insanlığa karşı işlediği suçların üzerini de örtmek istiyor. Bunun alt yapısını ise Önder Apo'ya dönük tecridi her gün daha da ağırlaştırarak örüyor.

Önder Apo'dan 21 aydır tek bir haber alınmamışken, CPT'yi de kendi emellerine alet ederek sanki Önder Apo ile görüşülmüş gibi bir hava yaratmak istiyor. CPT tarafından yapılan açıklamanın gerçeği yansıtmadığını Asrın Hukuk Bürosu kamuoyuna duyurdu. 29 Kasım günü yaptığı yazılı açıklamada Önder Apo'nun CPT ile görüşmeye çıkmadığı duyumuna sahip olduklarını paylaştılar. Açıklamada, "Ne yazık ki CPT ile yaptığımız görüşmede de bu duyumun aksini teyit edememiş bulunuyoruz" dediler.

Tüm bu gelişmeler de, Türk devletinin işlediği savaş suçları da gösteriyor ki işgalciler ile destekçisi olan hegemonik güçler bir yandan savaşı büyütürken, diğer yandan da Önder Apo'nun sesinin dışarıya ulaşmasını engelleyerek, onunla ilgili spekülasyonlar üreterek kaybettikleri savaşı komplolarla kazanmak istiyorlar. Bir diğer anlamıyla da ateşe benzinle gidiyorlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.