Türk devleti Güney Kürdistan ve Kuzey Doğu Suriye’de işgal planlarını son dönemlerde daha yüksek sesle dile getirip saldırılarını yoğunlaştırırken, dört parça Kürdistan’da aydın ve siyasetçiler de işgale karşı ulusal tutum belgesi hazırlamak üzere KNK öncülüğünde Brüksel’de toplandı. Kürdistan Ulusal Kongresi(KNK), Belçika’nın başkenti Brüksel’de Cumartesi günü düzenlediği toplantıda Kürdistan’da Türk işgalciliğinin boşa çıkartılması için ulusal tutum deklarasyonu hazırladı. Dört parçadan parti temsilcileri ve aydınlar “İşgal ancak ulusal tutumla boşa çıkartılır” görüşünde birleşti. Yapılan konuşmalarda da “Kürt halkının düşmanları ve işgalci güçlerle işbirliği yapanlara karşı stratejik bir tavır alınmalı” ifadesi kullanıldı. Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgaline karşı ulusal bir tutumun belirlenmesi için için Kürdistan’ın dört parçasından parti ve örgüt temsilcileriyle, aydınlar ve aktivistler Brüksel’de önceki gün sabahtan itibaren toplantı halindeydi. Brüksel Basın Kulübü’nde KNK’nin öncülüğünde gerçekleşen toplantıda katılımcılar, başta Türk devleti olmak üzere Kürdistan’daki sömürgeci güçlerin saldırıları karşısında nasıl bir ulusal tutumun alınacağını tartıştı. Toplantı Diyar Xerib’in anısına Toplantıda divan oluşturulması ardından KNK yöneticilerinden Zübeyir Ayar, “İşgalciliğe karşı nasıl bir tutum alınması gerektiğini konuşacağız” dedi. KNK Eşbaşkanı Nilüfer Koç da açılış konuşmasını yaptı. Koç, “Bu toplantının Kürdistan’ın en büyük şehitlerinden Diyar Xerîb’in (Helmet) anısına cevap olmasını umut ediyorum” diyerek sözlerine başladı. Koç, “Helmet arkadaş şehit edildi, çünkü Güney Kürdistan’ın güçlü bir cevap olmasının önüne geçmek istediler. Helmet arkadaşın şehit edilmesiyle, işgal saldırılarının da doğrudan Güney Kürdistan’ı hedef aldığı ortaya çıktı” diye konuştu. “Türk devleti Kürt halkının tüm kazanımlarını yok etmek istiyor” diyen Koç, Rojava’ya yönelik işgali, saldırıları ve DAİŞ çetelerine verilen Türk desteğine dikkat çekti. ‘Stratejik düşünmeli, rejimi yıkmalıyız’ Türk devletinin bu saldırılarla Kürtlerin uluslararası düzeydeki imajını da yıkmaya çalıştığına dikkat çeken Koç, “Kürtler arası bir savaş çıkarmak istiyor. Bu Kürtler arası bir savaş değildir. Bu Türk devleti ile Kürtler arasındaki bir savaştır” vurgusunda bulundu. Türk devletinin Misak-ı Milli hayalini kurarak işgali başlattığını ve stratejik düşündüğünü ifade eden Koç, “Kürtler de stratejik düşünmeli” dedi. Türk devletinin işgal girişimi ile Kürdistan’ın tamamını hedeflediğini belirten Koç,  “Bu toprakları dünyanın başına bela olmuş bu devlete teslim etmeyelim” çağrısında bulundu.  Türk devleti çöküşe doğru gittiğini ifade eden Koç, “Bu rejimi yıkmak için güçlerimizi birleştirmeliyiz” diye noktaladı. Kobanê ruhuyla işgale karşı direniş İşgale karşı yapılan toplantının öğleden sonraki ikinci bölümünde ise “Türk devletinin DAİŞ’ten bir farkı yok, Kürtler Kobanê ruhuyla direnmeli” görüşü öne çıktı. Bu bölümde de parti ve organizasyonların temsilcileri, aydın ve aktivistler görüşlerini dile getirmeye devam etti. Toplantının başlarında söz alan kadın aktivist Xatû Sebrî Behmenî, Kürtlerin gerçekleştireceği ulusal kongrenin iç barış kongresi olması gerektiğini, ulusal çıkarların şahsi ve örgüt çıkarlarının üstünde olmasını istedi. Güney’deki işgal girişimin yeni olmadığını, sürekli Kürdistan’ın bir bölümüne yönelik işgal girişimlerinin olduğunu hatırlatan Behmenî “Bu işgalde Güney Kürdistan’daki bütün kazanımlar da tehlike altında” diye konuştu. Suriye Kürtleri Demokratik Birlik Partisi Temsilcisi Hebib İbrahim de partisinin görüşlerini katılımcılarla paylaştı. Türk devletinin Güney Kürdistan’da PKK güçlerine saldırmasıyla İran’ın da PDK-İran’ın karargahına yönelik gerçekleştirdiği saldırlar arasında paralellik kuran İbrahim “Bu işgale karşı ortak mücadele verilmeli fakat öncelikli parçaların kendi birliğini kurması gerekiyor. Örneğin Suriye Kürtleri kendi demokratik birliğini kurduktan sonra Şam ile görüşmelere başlamalı” görüşünü savundu. İşgalci güçlerin stratejisi ortak Kürt siyasetçi Demir Çelik de Xakurkê ve Rojava’ya yönelik saldırıların stratejik ve tarihsel bakış açıdan ele alınması gerektiğini belirtti. Kürdistan’da yaşanan katliamları hatırlatan Çelik, Kürdistan’daki işgalci güçlerinin stratejisinin ortak olduğunu, bunun karşısında dört parçadaki Kürtlerin de stratejik olması gerektiğini dile getirdi. Üzülmek yetmiyor, ortak tutum gerekli Diyasporada Şengal Meclisi Başkanı Fikret İgrek, DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te Şengal’e yönelik soykırımını hatırlatarak şöyle konuştu: “Şayet o soykırım ve saldırıya karşı ortak tavrımız olsaydı, bugün Türk devletinin bu işgali olmazdı. Şengal’deki katliam ve Efrîn’deki işgal bütün Kürtleri üzdü. Aynı şekilde bugünkü işgal de hepimizi üzüyor. Üzülmek yetmiyor, bugün burada ortak deklarasyon yayınlayarak halkımızı bu işgali ayrıntılı şekilde anlatabiliriz. İşgale karşı halkımızı ayağa kaldırılmalıyız.” Kısa vadeli değil, uzun vadeli adımlar atılmalı Toplantıda söz alan Doğu Kürdistanlı aktivist Besê Şamarî ise Kürdistani güçlerin kısa vade için değil, uzun vadede birliğini sağlayacak adımlar atılmasını istedi. Güney Kürdistan’ın saldırı altında olduğu bir dönemde Güney Kürdistan’daki bazı televizyon kanallarının Türk ve Fars dizelerini yayınlandığını ifade eden Şamarî “O dizeler yerine Şengal’i ve Kürtlere karşı diğer katliamları anlatan filmler yayınlanmalı. Kürtlerin bu parçalı duruşuna son verilmeli” çağrısını yaptı. İşgale karşı uluslararası alanda diplomasi İşgale karşı uluslararası alanda diplomasi yürütülmesini isteyen aktivist Şamarî “Eskiden silahla mücadele veriliyordu. Günümüzde artık kalem, diplomasi ve elinizde bulunan cep telefonları var. Örneğin bir Hashtag ile işgali karşı yüzbinleri harekete geçirmeliyiz” diye konuştu. KDP de işgal planı içinde Kawa Hareketi’nin Temsilcisi Hüseyin Erkan ise Güney Kürdistan’daki işgalin tesadüf olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dün Rojava’yı işgal ettiler, yarın Rojhilat’ı (Doğu Kürdistan) da işgal edebilirler. Türk devleti zaten bu işgalleri Ortadoğu’da genişleme olarak adlandırıyorlar. Türk devleti, uzun bir süredir bu işgali hazırlamış gibi görünüyor. Öyle görünüyor ki bu işgalde KDP de Türk devletinin bu planı içinde. Unutmayalım, YPG olmasaydı bugün Rojava da olmazdı. Türk devleti o yüzden PKK’yi tehlikeli görüyor.” Türk devletinin günümüzde ancak savaşla iktidarda kalacağını düşündüğünü belirten Erkan “Yarın herhangi bir gelişme olması halinde Rojhilat’a saldıracaklar. Bakın, o zaman Kürdistan Demokrat Partisi de bu planın içinde olacak. Çünkü bugün onlar için tek kaygı para ve kişisel çıkarlar” görüşünü dile getirdi. KNK Üyesi Ehmed Karamus ise konuşmasında Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz yıllarda “2023 vizyonu” olarak açıkladığı plana dikkat çekti. Erdoğan’ın söz konusu planı çerçevesinde Türk devletinin Güney Kürdistan’ın içlerinden Efrîn’e kadar işgal edilip Türkiye’nin “Misak-i Milli” sınırlarına dahil edilmek istediğine dikkat çeken Karamus “Bu tehlikeyi görüp öyle mücadele etmeliyiz. Bugün PKK gerillaları darbelinir ve zayıflarsa unutmayın ki, yarın sıra KDP’ye de gelecek” görüşünü dile getirdi. Karamus, KNK’nin Diplomasi Komitesi’nin bir komisyon kurup partiler arası görüşmelere başlamasını istedi. Hewlêr ve Qamişlo’da konferans hazırlığı Gün boyu toplantıların son bölümünde de hem katılımcılar görüşlerini dile getirdi hem de Hazırlık Komitesi’nin hazırladığı ulusal tutum deklarasyonunun taslağına ilişkin tartışmalar gerçekleşti. PEN’a Kurd Temsilcisi Kakşar Oremar, Hewlêr ve Qamişlo’da uluslararası bir barış konferansın gerçekleşmesi için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Ulusal birlik için sözden fazla pratik adımlar atılması gerektiğini belirten Oremar, işgal hazırlığının arkasında Türk devletinin yanı sıra İran’ın da bulunduğuna dikkat çekti. Daha sonra konuşan Kayıp ve Mağdur Yakınları Derneği Temsilcisi Yadê Sultan, işgal saldırısının sadece gerillaya karşı değil sivillere ve Kürdistan’ın doğasına olduğunu dikkat çekti. Kürt halkının tarih boyunca birlik olduğunda yenilmediğini hatırlatan yazar Fevzi Özmen devamla şu çağrıyı yaptı: “Kürt halkının düşmanları ve işgalci güçlerle işbirliği yapanlara karşı stratejik bir tavır alınmalı.” ‘Saldırı PKK’ye karşı’ demek yanlış Kürt siyasetçi Emin Cire de Kürt halkına yönelik saldırıların ciddi boyutlarda olduğuna vurgu yaparak şu görüşleri dile getirdi: “Yarın Erdoğan’ın savaş planı tutarsa, bu haklı veya haksız demenin anlamı yok. Bence bütün plan Lozan’ın yüzüncü yıldönümü ilan 2023 için yapılıyor. Güneyli güçler sessiz deniliyor, bence sessiz değiller, onlar da bu planın içindeler.” Katılımcıların yaptığı konuşmalarda işgale karşı ulusal birlik vurgusunun öne çıktığını hatırlatan Kürt siyasetçi Kemal Aktaş, sadece PKK’nin değil bütün Kürdistan’ın hedef alındığını ifade ederek şöyle konuştu: “Bazı konuşmalarda PKK’nin birliklerinin bölgede olduğu için saldırının PKK’ye karşı yapıldığı görüşü dile getirildi. Bu yanlış bir değerlendirmedir, saldırı bütün Kürdistan’adır. Geçtiğimiz günlerde Trabzon’da Güneyli turistlere saldırıyı gördük, orada PKK mi vardı?” ANF/BRÜKSEL
 

Yeni bir Kobanê ruhuna ihtiyaç var

  KNK’nin organize ettiği toplantıda konuşan Kürdistan Komünist Partisi Temsilcisi Hüseyin Taşan “Kürtler büyük bir tehlikeyle karşı karşıya” görüşünü dile getirerek geçtiğimiz 19 Mayıs AKP’nin öncülüğünde bütün Türk partilerinin bir araya geldiğini hatırlattı. Türk TIR’larının Güney’e mal taşıması utanç vericiydi Türk devletinin Efrîn’e saldırdığı günlerde Türk TIR’larının Güney Kürdistan’a mal götürüp sattığına dikkat çeken Taşan “Türkiye Güney’de sattığı malların parasıyla silah alıp Efrîn’e saldırdı, o utanç verici bir tabloydu” diye konuştu. Taşan konuşmasının devamında DAİŞ çetelerinin 2014 yılında Kobanê’ye saldırısını hatırlatarak “O gün bütün Kürtler birleşerek çetelere karşı büyük bir mücadele verdiler, çeteleri Kobanê’den temizlediler. Bugün de bize yeni bir Kobanê ruhu lazım. Ancak öyle bir ruhla bu işgali söküp atabiliriz” çağrısını yaptı. Kandil’in Kobanê’den farkı yok Benzer çağrı da Meryem Fethi’den geldi. DAİŞ’in Türk devleti ve İran’dan farkının olmadığını belirten Fethi, “Kobanê için birleşen bütün Kürtler bugün Kandil’e saldırı olduğunda niye sessizler. Kandil’in Kobanê’den hiçbir farkı yok, Kandil’de özgür insanlar, devrimciler yetiştiriliyor. Şengal soykırım altına olduğunda Kandil’den gerillalar gidip Êzidileri kurtardı” dedi. BRÜKSEL
 

İşgale karşı 10 Ağustos’ta Avrupa’da eylemler olacak

Toplantının son bölümünde KNK’nin Hazırlık Komitesi’nin taslağını hazırladığı “İşgale karşı ulusal tutum deklarasyonu” okundu. Katılımcılar da deklarasyona ilişkin görüşlerini dile getirdiler. Sadece Türk devleti değil İran ve diğer devletlerin de saldırı ile işgal girişimlerine karşı Kürdistanlılara ile uluslararası güçlere önemli çağrıların bulunduğu deklarasyon daha sonra kamuoyuna açıklanacak. Bu arada toplantıda 10 Ağustos günü Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgaline karşı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya çapında gerçekleşmesi planlanan gösterilere destek verilmesi istendi. Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi’nin (KCDK-E) öncülüğünde ilan edilecek ‘10 Ağustos İşgale Karşı Eylem Günü’nde başta Türk konsoloslukları ile Avrupa’nın önemli meydanlarında Türk devletinin işgali kitlesel şekilde protesto edilecek. BRÜKSEL