IŞİD eliyle YPG içinde ajanlık yapması için gönderilen 17 yaşındaki C.M.’nin YPG güçlerince fark edilmesi üzerine, itiraflarda bulundu. C. M., 16 yaşındayken IŞİD tarafından Lübnan’da örgütlendirildiğini,  ardından Antep’e götürülerek yaklaşık iki ay eğitim gördükten sonra YPG içinde ajanlık yapması için gönderildiğini söyledi.

YPG direnişi karşısında Rojava’da hayal kırıklığı yaşayan IŞİD çeteleri, şimdi gönderdikleri çocuk yaştaki sızmalardan medet umuyor. IŞİD tarafından Antep’te eğitildikten sonra, Azaz üzerinden YPG saflarına ajanlık yapmak üzere gönderilen C.M.’nin anlatımları, Türkiye’nin IŞİD desteği ile birlikte, IŞİD’e ilişkin de önemli bilgiler içeriyor.
Yaklaşık bir ay önce 1997 doğumlu Efrîn’in Şêrava nahiyesine bağlı Baiyê Köyü’nden olan C. M. YPG’ye katılmak için başvuruda bulundu. YPG komutanları yaptıkları uluslararası anlaşmadan dolayı yaşı küçük olanları saflarına alamayacaklarını belirtti. C. M. ısrarla katılmak istediğini söylemesi ve dikkat çeken davranışları üzerine, YPG komutanları şüphelenerek, gözetim altında tutulmak üzere katılımını kabul etti. C.M. sonrasında dikkat çekici ve kuşkulu yaklaşımlarıyla kısa süre içinde YPG savaşçıları tarafından fark edilerek, soruşturulmak üzere tutuklanır. C.M. soruşturma başlamadan, IŞİD tarafından örgütlendirilerek YPG saflarına ajan olarak gönderilmek için görevlendirildiğini itiraf eder. 


‘Çalışma adıyla örgütlediler’
C.M.’nin itiraflarında IŞİD’le tanışması ve sonrasında nasıl örgütlendirildiğine ilişkin bilgiler de verdi. Anlatımlarında C.M.’nin IŞİD tuzağına nasıl düşürüldüğünün hikayesini de ortaya koyuyor: 2009 yılına kadar Baas Rejimi okulunda okuyan C.M., ailenin geçim sıkıntısı çekmesinden ötürü 12 yaşından itibaren Lübnan’daki akrabalarının yanına giderek çeşitli işlerde çalışmaya başlar. 2013 yılına kadar yılın belli dönemlerinde Lübnan’da çalışırken, diğer ayları köyde ailesinin yanında geçirir. 2013 yılında henüz 16 yaşındayken Lübnan’a yaptığı yolculukta, Ebu Yamen ile Ali adında Azaz’lı iki kişiyle tanışmasıyla IŞİD’in ağına takılır. Karşılaştığı iki kişinin Lübnan’da çalışacaklarını söyleyerek, birlikte yolculuk ettiklerini belirten C.M., kendisini nasıl örgütlediklerini şöyle anlatıyor: “Bu iki kişiyle birlikte çalışmaya başladık. Yaklaşık altı ay birlikte çalıştık. Bu süre içinde bana durmadan El Kaide ile IŞİD’in propagandasını yapıyorlardı. Yanlarına başkaları da gelip gidiyordu. Gelenler de onlar gibi durmadan propaganda yapıyordu. Gelenler arasında bazı sorumluların olduğu da belli oluyordu. Çünkü bazılarının karşısında hiç kımıldamıyor, put gibi duruyorlardı. Altı ay ardından benim katılmamı istediler. Ama sonrasında ne olacağını, ne yapacağımızı bilmiyordum.’’

IŞİD’in askeri kampı Antep’te

C.M., Ebu Yamen ve Ali ile birlikte katılmaya karar verdikten daha önce yanlarına gelen iki kişinin ertesi gün kendilerine, ‘’Burada kalamazsınız, hazır olun akşam başka bir yere geçeceksiniz ‘’ dediğini belirterek, şöyle devam etti: “Bir gün sonra akşam saatlerinde bir araba gelip bizi aldı. Aynı gece bizi Türkiye’ye geçirdiler. Antep’e kadar bizi hiçbir yerde durdurmadılar. Antep’te bizi geniş bir arazinin içindeki üç katlı bir binaya getirdiler. Bir süre burada kalacağımızı söylediler. Sonrasında burasının bir kamp olduğunu anladım. Kampta 25 kişiydik ve birçoğu benim yaşlarımdaydı. Burada yaklaşık iki ay eğitim gördük. Ağırlıklı olarak dini ve siyasi eğitim veriliyordu. Bununla birlikte askeri eğitim ve tabanca atışları da yapıyorduk.”

‘Eğitmenler Türkçe konuşuyordu’

C. M., Kampta kaldıkları iki ay boyunca hiç dışarıya çıkarılmadıklarını ancak bazı geceler yürüyüş adı altında kampın çevresindeki tarlalarda yürüyüş yaptıklarını söyledi. Kamp sorumlularından eğitmenlerine kadar herkesin Türkçeyi iyi derecede bildiğini söyleyen C. M., bu kişilerin Arapça da bildiklerini belirtti. Kamptaki eğitmenlerin Türkçe konuştuğunu ve kamp ihtiyaçlarının da Türkçe konuşan kişiler tarafından karşılandığını söyleyen C.M. kampta sürekli kalan eğitmenler dışında, dışardan da farklı zamanlarda ders vermeye gelenlerin olduğunu aktardı. C.M., şöyle anlattı: ‘’ Ders verenlerin hepsi Arapça biliyordu ama Arapça’yı iyi derecede konuşamıyorlardı. Arap olmadıkları belli oluyordu. Anlamamız gereken şeyler hakkında konuştuklarında Türkçe konuşuyorlardı. Kamp ihtiyaçlarımız, yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarımız bir araçla Antep’ten getiriliyordu. Genelde geliş ve gidiş saatleri ya akşama doğru ya da sabah erken saatlerinde oluyordu.”

Güven sınavı!

C. M. iki aylık eğitim ardından güven sınavından geçirildiklerini söyleyerek, bu anları ise şöyle anlattı: ‘’Kampta benim dışımda  iki Kürt çocuk daha vardı. Bir gece eğitmenler gelerek, bizim güven sınavından geçeceğimizi söylediler. Beni ve diğer Kürt çocuklarını kamptan alarak, Antep’in içine götürdüler. Antep’te iki çocuk başka bir eğitmenle birlikte indi. Sonra Antep’in bir mahallesine girdik ve bir dükkanın önünde durduk. Eğitmenci, dükkancıya arka tarafta bulunan bazı şeyleri almak istediğini söyledi. İçeri girdik, dükkancının arkası bize dönünce, bir tabanca çıkarak elime verdi, ‘’Hadi bakalım kendini ispatlamak için ateşle’’ dedi. Tabancayı dükkancıya çevirerek ateşledim ama içinde mermi yoktu. Sonra arabaya binerek, kampa geri döndük.”

Sınavdan sonra YPG’ye gönderildi

Bu olay ardından eğitmencilerin artık kendisine güvenebileceklerini ve kendisini görevlendirebileceklerini söylediklerini belirten C. M., kendisini Azaz’dan Efrîn’e geçerek, YPG saflarına ajanları olarak gitmesi için görevlendirdiklerini belirtti. C.M., ‘’Tabanca olayından sonra iki eğitmen geldi, ‘Efrîn’de YPG’ye katılacaksın, çok çalışıp gözlerine gireceksin. Sonra  özel birliklerine girmek istediğini söyle. Orada bekle, biz sana ulaşıp ne yapman gerekeni söyleyeceğiz’ dediler. Bir gün sonra daha önce hiç görmediğim bir kişi, beni ve arabadaki başka birini Kilis kapısına kadar getirdi. Gösterdiği yerden sınırı geçmemizi isteyerek, ‘’Askerler birşey yapmaz korkmayın. Yakalanırsanız da sizi bıraktırırım, burdayım. Sınırın diğer tarafında bizimkiler sizi yakalayabilir. O zaman kim olduğunuzu söylersiniz’ dedi. Gösterdiği yerden vurup geçtik. Zaten tel örgütleri geçer geçmez bizi yakaladılar. Antep’teki eğitim kampından geldiğimizi söyledik, bizi Azaz’da bir yere götürdüler. İki gün sonra bizi bırakıp, gidebileceğimizi belirttiler. Ardından, önce ailemin yanına gittim. Sonra bana verdikleri görevi yerine getirmek için, YPG’ye katılmak üzere kampa gittim. Katılmak istediğimi söyledim. Yaşımı sordular 17 olduğunu söyledim. Yaşamın tutmadığını onun için kabul etmeyeceklerini söylediler. Ama verilen görevi yerine getirmek için ısrar ettim. Israr edince benden şüphelendiler. Deşifre olunca her şeyi olduğu gibi anlattım.”


SEYİT EVRAN/EFRÎN