HDP, Kürtler açısından, "birlikte yaşama imkanı var mı?" sorusunun "deneme tahtası" olabilir, ama Kürt partisi değildir. Kürtlerin, yönetiminde bellirlenmiş oranda (yüzde yirmibeş) temsil edildiği, ama insani damarları nedeniyle kitlesel olarak oy verdiği bir "Türkiye" partisidir, HDP. 

"Birlikte yaşama" romantizminin projesi "demokratik cumhuriyet"in parçacığı…

Kürtler, bu hayalle HDP çatısı altında toplanmış ve 7 Haziran'da yapılacak seçimlerden sonra, "demokratik cumhuriyet çatısı altında birlikte yaşama" çatısının inşaası hayaliyle, ekonomiden dış siyasete, adaletten, kültüre uzanan, hayatın bütün ana damarlarını kapsayan programıyla meydanlara çıkmıştır.

Ancak, Kürtler iyi niyetlerinin karşılığını bulamadılar.

Çünkü, Türk Faşizmi yön değiştirmişt. Eskimiş, miadını doldurmuş Arap Faşizmi Baas'ın yerine aday olan IŞİD'le bütünleşmiş, mütteffik olmuştu Türk ırkçılığı. IŞİD Faşizmi İslamın adını kullanıyor, ama özüyle yalan, talan, hırsızlık ve teslim olmayanları kesmekti…

IŞİD ruhuyla zehirlenen yeni Türk Faşizmi, 7 Haziran seçimleri öncesinde gerçek yüzüyle sahnedeydi. Faşizm, ırkçılığı başa sarmış, 1920'ler durağında oturmuş, ideolojisi de "Kürt sorunu yok" ve "Kürt var demek çok ayıp" olmuştu.

IŞİD yalan, talan ve hırsızlık biat (teslim olmayan) etmeyenleri kesiyordu. Bunlar, kesme yerine, insanları eski inançlarıyla yaralayıp aşağılıyor, bununla dışlıyorlardı.

Yer yüzünde, hiç bir halk tek Tanrılı olarak var olmadı. Kültür ve inançlar evrilerek çağımıza aktı. Hıristiyanlık ya da İslamiyet, hiç bir halkın ilk dini değildir. Bugünkü İslam'da, tıpkı İslam öncesi Mekke'de olduğu gibi Mabutlar, putlar, çeşit çeşit Tanrı ve tapınak vardı.

Kürtlerin İslam öncesi inancı ay, güneş, ateş ile doğanın nimetleri üzereydi. Bu olgular hala Kürtleri kutsalları arasındadır. Yani Kürtler türedi değildir. Kendini, tarihi ve kültürünü inkar edip ona sövenlerden de değildir. Dünü olan bir halktır, onlar…

Öte yanından, insan oğlunun geçmişi, dünün tarihi birden bire başlamıyor. Bir süreçtir, bu. Ama biz bu süreç içinde, kendi geçmişini inkar edip, başkasının sıfatına giren, kök, ırk icat edip başından döken, ırkçıları da biliyoruz.

Mesela utanması olmayan bir hırsız, haddini aşıp Kürtlere İslamı öğretmeye kalkışıyordu, geçenlerde.

Halbuki onun kişisel tarihini de biliyorum ben. Dedesi, 1800'lerin sonunda (1895) Osmanlı topraklarına kaçana kadar Hıristiyandı.

Bu tesbitle Hıristiyanlığı kötülemiyorum, elbette. O da, insanın kutsallarından biri ve saygındır. Ama insanın dününü inkar etmesi şerefli bir duruş değil, IŞİD Faşizmidir. Demek istediğim bu.

Eli kanla kirli, suç üstü yakalanmış kimi hırsız ve talancılar, soyluluk taslıyor günümüzde. Dün de böyleydi, kimileri. Ama onlar, hep gerçek kimlikleriyle anıldılar…

IŞİD Faşizminin dinle, yer yüzünün hangi vicdanı, inancıyla ilgisi var? İnsanların ırkları, inançları nedeniyle öldürülmesine, katillerden başka hangi din cevaz veriyor?  

Ve yerli IŞİD'çılar, Kürtlerden yardım dilerken, yalakalığın doruklarında dalkavuluk taklaları atarak "kardeşlerim" diyor, cehaletlerine bakıp, insanlığa karşı işledikleri suçlara aldırmadan onlara İslamı pazarlayıp satmaya kalkışıyor, bir az ötede bir yalan daha söylüyor, düşman oldukları halde "demokrasi" diye avazlanıyorlardı.

Gerçek demokrasinin plan ve programıyla meydana çıkan Kürtlerin başına taş yağıyor, polis copu iniyor, linç ediliyor, "galeyana gelmiş Türk"ün yetersiz kaldığı yerlerde polis hücuma geçiyordu.

Son bir ayda, HDP kitle ve binaları, medyaya geçen rakamların toplamıyla 58 defa saldırıya uğradı. Yani ortalama günde iki saldırı. 300 HDP gönüldaşı polisçe gözaltına alındı, 78 tanesi mahkeme kararıyla hapishaneye gönderildi.

Bitirirken, IŞİD Faşistine sözüm yok. Benim sözüm sanadır, kimliği, kişiliği için nesiller boyudur mücadele veren Kürt, baksana hırsız türedi sana hakaret ediyor; sonra sokak köpeği gibi yalanarak dileniyor, dönüp onun yüzüne tükürmeyecek misin?