Türkiye Rojava’ya saldıran ve kendi stratejik önceliği ile örtüşen IŞİD ile PKK’ye karşı ittifak yapmak istediği andan itibaren Batı’nın politik tuzağına düştü. Türkiye’nin hatası,  IŞİD’i Bin Ladin’in El Kaide’si ile karıştırması ve onun diğer El Kaide örgütleri gibi bir örgüt olduğunu sanması oldu. Türk devletinin, PKK’yi kuşatmak için ondan yararlanacak bir güç olarak IŞİD’i ele alması ve stratejisini bunun üzerine kurması, artık PKK’ye karşı “Çözüm ve Barış Süreci”nin başında düşünmüş olduğu bastırma hareketini de imkansız hale getirmiştir.

Bu noktada ABD ve müttefiklerinin stratejik hedefleri ile bağlantılı olarak IŞİD’in işlevini şöyle özetlemek mümkündür:
1- ABD ve müttefikleri Suriye içsavaşının patlak vermesinden kısa bir zaman sonra, ilk başta Suriye’de Esad rejiminin yıkılması için destek vermiş oldukları Müslüman Kardeşler’in ve El Kaide’ci Salafist örgütlerin, orta ve uzun vadede kendilerinin çıkarlarından ziyade Batı’yı bölgede dışlamak isteyen Türkiye ve Suudi Arabistan’ın çıkarlarını kollayacaklarını ve hatta zaman içerisinde kendilerine düşman olacaklarını anladıkları andan itibaren, Suriye’de rejimin yıkılmasını durdurmaya karar verdiler. Bu durumda Suriye’de rejimin yıkılması için ısrar etmek hem Rusya, Çin ve İran ile daha fazla çatışmaya neden olmakta hem de rejim yıkılsa dahi yeni rejimi oluşturacak güçler Batı’yı tatmin etmeyeceklerdi. Bu durumda Esad rejiminin ayakta tutularak Rusya ve müttefikleri ile daha fazla çatışmayı tırmandırmamak en doğrusuydu. İşte IŞİD önce bir yandan Suriye’de Suudi Arabistan yanlısı Bin Ladin El Kaide’si (Nusra Cephesi) ve uzantılarına öte yandan da Türkiye’ye yakın olan ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) içinde örgütlenen Müslüman Kardeşler’e saldırarak onları Esad karşısında zayıflattı ve Esad rejiminin ayakta kalmasını sağladı.

IŞİD ile Maliki Hükümeti yıkıldı

Ortadoğu’da ABD ve müttefiklerinin önceliği Esad rejimini devirmek değildi. Bu konjonktürün neden olduğu bir durumdu. Batı’nın önceliği İran’ın nükleer silah sahibi olmasını durdurmaktır. Suriye içsavaşı İran’ın üzerine gitmeyi zorlaştırmaktadır ve ona zaman kazandırmaktadır. Batı için İran sorunu baş sorunken Suriye sorununu zorlamak doğru değildir. Bundan dolayı IŞİD önce El Kaide’cilere ve ÖSO’culara saldırarak Türkiye ve Suudi Arabistan bölgede zayıflatıldı.
2- Bir diğer problem ABD ve müttefikleri için Irak’ta Maliki Hükümetinin giderek daha fazla İran’a yanaşarak ve Sünnileri dışlayarak devleti daha fazla ele geçirme eğilimiydi. Bu durum Irak’ta hem Sünnileri ve KDP’yi hem Suudi Arabistan’ı hem de Türkiye’yi rahatsız ediyordu ve Irak’ın birliğini de zora sokuyordu. IŞİD’in ayağa kaldırılmasıyla ve Bağdat’a baskı yapılmasıyla Maliki Hükümeti yıkıldı ve Batı’nın da desteklediği yeni bir hükümet kuruldu. İlginç bir şekilde yeni hükümetin kurulmasıyla IŞİD Bağdat’a yürümekten vazgeçti. Yine Irak’ta Sünnilerin IŞİD aracılığıyla ayağa kaldırılmasıyla Suudi Arabistan’ın Suriye’de rejimin düşürülmesi isteği de zayıfladı.
3- AKP Hükümeti, Çözüm Süreci’nin sonunda KDP ve IŞİD ile birlikte PKK’ye büyük bir askeri darbe vurmak istiyordu. Batı ise Barış süreci ile Türkiye ve PKK arasında uzun bir ateşkes sürecinin ortaya çıkarak, PKK’nin İran’a saldırması için gerekli politik ortamın oluşmasını istiyordu. Böylece İran daha fazla baskı altına alınmış olacaktı. Ancak Türkiye’nin PKK’ye karşı kuşatma ve bastırma stratejisi izlemesi ve Batı’nın İran politikasını boşa çıkarmak istemesi, Batı’nın IŞİD’i Musul ve Şengal’a saldırtmasına neden oldu. IŞİD’in Musul ve Şengal saldırısı ile KDP AKP’den kopartılarak ve PKK ile IŞİD’e karşı savaştırılarak Türkiye’nin PKK’yi tasfiye planı da şimdilik boşa çıkartıldı. Artık IŞİD ile savaşan bir KDP, PKK’ye karşı bir başka cephe açamayacaktır.

Batı IŞİD’i Türkiye’ye saldırtabilir
Bununla birlikte Türkiye, IŞİD’in Rojava’ya saldırısını fırsat bilerek PKK’ye karşı tekrar savaşı başlatmakta ve ateşkes sürecini bozmakta da zorlanacaktır. PKK’ye saldıran bir AKP, IŞİD ile daha fazla ilişilendirilerek dünya kamuoyunda meşruiyetini yitirecektir. Şayet AKP PKK’ye saldırırsa, IŞİD’in Rojava’yı bırakarak Türkiye’ye saldırması büyük olasılıktır.
4- Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşması devam ederse ve içeride tamamen faşist bir ılımlı İslam devleti kurulmaya çalışılırsa, Batı’nın IŞİD’in önüne koyacağı diğer bir görev Türkiye’ye saldırmak olacaktır. Batı kendisini aldatan ve Türkiye’yi stratejik olarak Doğu’ya konumlandırmak isteyen AKP’ye karşı bir tür bedel ödetme ve zayıflatma politikası çerçevesinde IŞİD’i Türkiye’ye saldırtabilir.
5- Batı’nın amacı IŞİD’in çok kısa bir sürede ikiyüzbin kişilik bir orduya ulaşarak, yarısını İran’a karşı diğer yarısını da Türkiye karşı yönlendirerek her iki devleti zayıflatmaktır. Özellikle IŞİD aracılığıyla İran’ın zayıflatılarak ve baskı altına alınarak, nükleer görüşmelerde İran’ın elinin zayıflatılması hedeflenmektedir. IŞİD’ın Irak’ta Şii kutsal mekanlarına saldırtılmasıyla İran Irak’a çekilerek yıpratılmak ve zayıflatılmak istenmektedir. Bu provakasyona gelmeyen İran, zaman içerisinde güçlenen bir IŞİD ile karşılaşmak zorunda kalacaktır. IŞİD ile savaş halinde olan İran’ın önüne Batı bu sefer de kendi askeri müdahale tehditini koyarak İran’ı tamamen dize getirmek istemektedir.

Birçok fonksiyona sahip bir hareket

6- Batı’nın IŞİD taktiği bir yandan müslümanı müslümana kırdıtma politikasıyken, öte yandan da Batı’nın kendi içerisindeki Batı karşıtı unsurları kendi içinde temizleme hareketidir. Batı IŞİD aracılığıyla kendisine karşıt olan unsurları bir yandan kendi çıkarı için kullanmakta öte yandan da “Cengiz Han terörünü” bir mıknatıs gibi kullanarak bütün köktendincileri bir noktaya toplayarak kontrol altına almakta ve öldürtmektedir. IŞİD Batı için birçok fonksiyona sahip bir harekettir.
7- IŞİD’in Musul operasyonu sırasında İsrail’in Hamas’a saldırması da bu bölgesel bütünlük içerisinde ele alınmalıdır. İran ve müttefikleri IŞİD saldırısıyla birlikte bütün cephelerde baskı altına alınmış ve yıpratılmıştır. İsrail’in Gazze’ye saldırısı hemen IŞİD’in Musul saldırısından sonra başlamıştır. İran IŞİD tehditi altındayken İsrail’in Hamas’ı vurmasına şiddetli tepki gösterememiştir. IŞİD İran’ı oyalayarak başka cephelerdeki müttefik güçlerin zayıflatılmasına yardım etmiştir.
8- İsrail Hükümeti IŞİD’in Şengal saldırısı sırasında hemen devreye girerek, Ortadoğu’da bağımsız bir Kürt devletini destekleyecekleri sinyalini vererek, KDP’ye bu noktada Türkiye’ye muhtaç olmadığı mesajını verdi. Zaten IŞİD saldırısı aracılığı ile Türkiye’den uzaklaştırılan ve PKK’ye yanaşmak zorunda kalan KDP’ye bir başka can simidi uzatmıştır.
9- Batı’nın IŞİD operasyonu, Rusya ve Çin’in çıkarlarıyla da uyumludur. Suriye’de Esad rejimini kurtaran ve devamı noktasında Rusya ile anlaşan Batı, her iki tarafın da rahat nefes almasını sağlayarak, Esad’ın Batı nezdinde tekrar meşruiyet elde etmesine de olanak sağlamıştır. IŞİD vahşeti ve terörizmi öne çıkarılarak Esad rejiminin Batı kamuoyu tarafından kabul edilmesi sağlanmıştır. Ayrıca IŞİD aracılığıyla İran’a baskı yapmak isteyen Batı, İran’ı daha fazla Rusya’nın kanatları altına iterek ve ona bağımlı hale getirerek, İran’ın nükleer silah elde etmesini önlemek istemektedir, ki bu Rusya’nın da çıkarınadır.

Türkiye yeniden hizaya çekiliyor

10- Batı emperyalistleri, IŞİD aracılığıyla Ortadoğu’da güçlenen ve bağımsız hareket ederek bütün emperyalistleri ve bölgesel uzantılarının çıkarlarını tehdit eden ve de giderek bölgede büyük hedefler gözetmeye başlayan PKK’ye set çekmek ve onun cesaretini kırmak istemektedir. Ortadoğu’da bağımsız bir politikanın bedelinin Kürt halkının katliamı olacağı mesajı PKK’ye IŞİD aracılığıyla verilmek istenmiştir.
11- Batı emperyalistleri, IŞİD terörü aracılığıyla Türkiye’ye Batı’dan stratejik olarak uzaklaşmanın hata olduğu ve tekrar Batı’ya yanaşması gerektiği mesajı vermektedirler. Türkiye’nin bunu yapmadığı ve İran ile yakınlaşmaya devam ettiği taktirde IŞİD ile savaşmayı göze alması gerektiği mesajı da verilmektedir. Batı IŞİD’i Esad’ın da yardımıyla Suriye’nin kuzeyine hapsederek ve sürekli Türkiye’yi bir güvenlik tehditi altında tutarak AKP’nin olumsuz politikalarının bedelinin ödetileceği bir araca çevirmek istemektedir.
12- Batı emperyalistleri, Sünni radikalizmi aracılığıyla bölgede nüfuz aramak isteyen Türkiye ve Suudi Arabistan’ı aynı silahla vurarak ve bu silahı kontrol altına alarak, yeni hamlelerden mahrum bırakmıştır.
13- Batı emperyalistleri, IŞİD tehditini öne sürerek ve bölgedeki güçleri kendilerine muhtaç hale getirerek, bir yandan onların bağımsız politikalarını yoketmek istemektedirler. Öte yandan da “beraber mücadele” görünümü altında onları tamamen kendilerine bağlamak ve giderek tamamen kendilerine bağımlı bir ilişki yaratmak istemektedirler.
14- Batı Türkiye’yi tek IŞİD aracılığıyla dizginlememekte ama yoğun olarak diplomasiyi de kullanarak AKP’nin teşhirini arttırmaktadır. Der Spiegel dergisi aracılığıyla kamuoyuna sızdırılan Almanya’nın Türkiye’yi 2009’dan beri dinlediği iddiası da Batı’nın bu genel stratejisinin bir parçasıdır. Alman hükümeti, Türkiye’nin diğer müttefik ülkeler gibi bir ülke olmadığını, aldatmaya dönük bir politika uyguladığını belirterek bu dinlemeyi kamuoyu nezdinde haklı hale getirdi. IŞİD’in Musul ve Şengal operasyonlarının ardından bu sızdırılmanın yapılmış olması tesadüf değil, genel planın bir parçası gibi gözükmektedir. Bu noktada Gülen Cemaati’nin, Erdoğan ve AKP’yi hedef alan bazı operasyonlarını da bu genel stratejiyle ilişki ele almak doğru olacaktır. Görünen o ki Batı Erdoğan’ı gözden çıkarmış ve devirmek istemektedir. Ancak bunun o kadar kolay olmayacağını görecekler.

IŞİD niye Filistin’i görmedi?

Batı’nın Ortadoğu’daki bütün politik sorunlarını, üstelik “Batı’ya karşıtmış“ gibi görünerek çözen bir terör örgütü ve siyasal hareket görülmüş bir şey değildir. IŞİD, İsrail’in Gazze operasyonu sürerken, İsrail’e karşı hiçbir kınama yapmamış ve bir bildiri dahi yayınlamamıştır. Bu kadar “akıllı” olduğu söylenen ve İslam için mücadele ettiği belirtilen bir hareketin Filistin sorununu görmezden gelerek siyaset yapması kadar tuhaf bir durum olamaz. Bundan da şu sonuç çıkmaktadır ki, IŞİD liderinin kendisi bir Batı ajanı ve etrafı da CIA, MOSSAD ve Batı’lı istihbarat ajanları ve danışmanlarıyla çevrilidir. Kaldı ki Bin Ladin’in El Kaide’sinin lideri Ayman Zevahiri, IŞİD’in lideri Bağdadi’nin bir CIA ajanı olduğunu açıkça deklare etmiştir.
Batı’nın IŞİD hamlesine İran’ın, Irak’taki Şii’lerin, Türkiye’nin, KDP ve PKK’nin nasıl karşılık verecekleri gelecek sürecin en önemli sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Batı’nın bu taktiği bölgede, Batı’dan bağımsız güçler tarafından boşa da çıkartılabilir ve Batı bu “Ortadoğu seferi”nden eli boş dönerek, eskisinden daha kötü bir politik pozisyonla ve jeopolitik bir durumla karşı karşıya da kalabilir.  BİTTİ



KEMAL ERDEM