IŞİD Suriye içerisinde artık oyun kurucu aktör olma durumundan çıkıyor. Kendi bölgesini savunmaya çekildi. Oyunu kuran bir aktör değildir. Kobanê, Şengal saldırılarında sürekli oyun kuran bir aktör halindeydi" şeklinde konuştu. 


Doğrudan IŞİD'e mi?

Türkiye'nin içeride ilk kez IŞİD'e karşı silahlı operasyon gerçekleştirildiğini hatırlatan Ayhan, operasyonun doğrudan IŞİD'e karşı mı yoksa IŞİD içinde kontrolden çıkmış gruplara karşı olarak mı yapıldığının önemli olduğunu belirterek, "Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz. Eğer operasyonlar devam ederse, bileceğiz ki IŞİD'e karşı operasyon yapılıyor" diye konuştu. Ayrıca devlet içerisinde IŞİD'e destek veren yapılara da dikkat çeken ve "Bunların da tutuklanması ve ayıklanması gerekiyor" diyen Ayhan, IŞİD'in geldiği savunma pozisyonunu da değerlendirdi: "IŞİD en üst askeri kapasitesini Kobanê'de gösterdi ve orada stratejik bir yenilgi aldı. O yenilgi ile IŞİD'in süreci başlamıştır. Bu yüzden IŞİD'e karşı Rakka gibi bölgelerde operasyon yapan Sünni güçler vardır. Yeni Sünni Arap gücü ortaya çıkıyor. Bunlar Suriye'nin yapılanmasında PYD, Aleviler, Durziler, Hristiyanlar, Ezidiler ile ilişkilenmeye açıklar. Ancak IŞİD'e yeni Suriye'nin yapılanmasında hiç bir şekilde yer yok. IŞİD her yerde tasfiye edilen bir aktör konumuna geldi. Türkiye'de de bu durum yaşanabilir."


Hizbulkontra gibi

Ayhan, "Hizbullah gibi işi bittiği için IŞİD'in üzerine gidilebilir. Ancak IŞİD Hizbullah'ın yaşadığı duruma düşmeyecektir, oradan kendileri açısından dersler çıkardılar" dedi. 


Demokratik anlayışı risk görüyor

Türk Cumhurbaşkanı'nın Girê Sipî'de özerklik ilan edilmesine Kobanê Kantonu'na bağlanmasına yönelik öfkesini hatırlatan Ayhan, şöyle konuştu: "Aslında Girê Sipî kanton olarak ilan edilmedi, özerk bir bölge olarak kabul gördü. Bir yerin özerk yapılanmaya gitmesi için farklılıkların olması gerekiyor. Farklı kesimlerin kendilerini yönetmesi açısından anlayış geliştirmesi gerekiyor. Tel Abyad kendi içinde farklı grupları barındırıyor ve yapılan özerklik ilanı bu hakların iadesidir. Kürtler orayı kazanmış olsalar da orayı yönetme hakkını halklara devrettiler. Burada Türkiye'nin rahatsızlığı halkların kendisini yönetmesine yöneliktir. Bölgedeki tüm farklı gruplar kendi öz yönetimlerine sahip olurlarsa bu yaygınlaşabilir. Yarın Türkiye ve başka bölgelerde de insanlar bunu talep ederler ki üniter yapıya sahip olan ülkeler için bu bir tehdit ve risktir. Türkiye, demokratik anlayışları kendileri açısından risk olarak görüyor."


Türkiye tehlikeli oynuyor

Türkiye'nin Kürt yönetimini tehdit etmesi ve o bölgeye yönelik saldırılarda bulunmasının tehlikeli olduğuna dikkat çeken Ayhan, şunları söyledi: "Kürt yönetimi Suriye içerisinde meşru savaşan bir taraf pozisyonundadır. Dışarıdan bir devletin buraya müdahale etmesi uluslararası hukuk açısından sıkıntılar yaratır. Kürt yönetimi uluslararası işbirlikleri geliştirmiş durumdadır. Bu ülkelerin bu konudaki söyleyecekleri söz ve geliştireceği tavır önemlidir. 


ABD ve Rusya ne diyor?

Kürt yönetiminin karşı karşıya olduğu bir risk vardır. Bu bölgede karar verme pozisyonunda olan kesimler şunu görmeli. ABD ve Rusya rekabeti sözkonusu. Bu Irak'a yansıyor. YPG açıklama yaptı, Türkiye saldırı yaptı diyor. ABD ve Rusya'dan açıklama yok. Türkiye burada tutumu test ediyor. Kürtlerin, ABD ve Rusya'ya tavırlarını netleştirmelerini istemesi gerekiyor." 


 DİHA / ANKARA