Türkiye’deki genel seçim yarışı, birçok tartışma ve gelişmeleri adeta çarpıştırarak, içini dökerek ilerlemeye devam ediyor. Kapitalist modernitenin toplumu, insanı hedef alan sisteminde; tükenmek ve tüketmekten menkul partileri de bu seçimlerde boy gösteriyor elbet. Ama her şey siyasetin soğuk duvarlarında hesaplandığı gibi olmuyor. Özellikle de Türkiye toplumu, artık siyasi geleneğindeki “ıskala partileri”ne mahkum olmadığını görüyor. HDP bu yüzden büyük bir umut ve heyecan hareketi olarak görüldüğü gibi, bu yüzden de hedeftir. 

Çünkü kendilerinin de farkında oldukları gibi; AKP, CHP’si ve MHP gibi partilerin tümü çocukların masallarındaki kötü adamlara benzemektedirler. Çocuklar gerçeği en yalın haliyle görürler, bu nedenle çocuklara da sormak gerekir. Roboskî’deki çocuklara, çocuk işçilere bu seçimi sormak gerekir. “Siz olsaydınız kime oy verirdiniz” sorusunu onlara da yöneltmek gerekir. 

Tesadüflerle de olsa şimdiye kadar hayatta kalmış olanlara ne soralım peki! Şakran cezaevinde tecavüzle hamile bırakılan o kız çocuklarına ne diyeceğiz? Sizleri koruyamadık, kurtaramadık!Bütün siyasetini kadınları, çocukları, Kürtleri hedef göstermeye adayan, kendisini padişah sanan bir AKP başkanının olduğu bir sistemde Şakran da olur, Pozantı da. Bu çocuklar nasıl bir tecavüzcü, katliamcı sistemde yaşadığımızı en masum ve en yalın haliyle anlatsınlar bizlere. En çok da kadınlar ve çocuklar konuşmalı. Onlara bakarak “koskoca devletleri” kimlerin yönetmesi gerektiğini anlayabiliriz. Ya da devlet denen oluşumun nasıl gereksiz ve yaşamlara kasteden bir “hilkat garibesi” olduğunu. Hiç de ağdalı sözlere ihtiyaç duymadan. Bu yüzdendir ki bu seçim “siyasi” bir seçim değildir. Vicdani bir seçimdir. Oy hakkını kullanmak için sandığa gidenler de aslında vicdanlarının oyunu kullanacaklar. HDP de bu anlamda bir vicdan hareketi ve partisidir. Baraj da vicdanlarımızın barajı ve bentleri oluyor. 

Proje tartışmalarının oldukça revaçta olduğu şu günlerde demek lazım gelir ki; AKP, toplumu cinnete sürüklemek için kurgulanmış en büyük proje partisidir. Hanedan iktidarı boyunca insanların, toplumun asabını bozmuştur.Toplumsal cinnetlere de, bu sisteme karşı hedefi şaşmış patlamalar olarak bakmak en doğrusudur. Soma’daki işçi katliamı, sistemin köle gördüklerine karşı eş zamanlı işlenmiş bir seri cinayettir. Kürdistan’da ise devletin zoru ve oyunlarının haddi hesabı yok. Hiçbir “normal” koşulda yaşamadığımızı toplumun önemli bir kesimi de hissediyor. AKP‘ye ve diğer sistem partilerine karşı büyük bir bıkkınlık oluşmuş durumda. Bu seçimle de yeni bir yaşam diyen HDP, halkların ve tüm ezilenlerin gerçek bir hafızası ve temsilcisi olacaktır. Katı ulus devlet anlayışıyla bezenmiş tekçi cumhuriyetin çeperleri sallanmaya başlamaktadır. Erdoğan’ın psikolojik travmatik ruh hali olarak tartışılan durumu, hiç de tek bir kişinin histerik hırsı olarak açıklanamaz. O, oligarşik bir iktidarın çatışma siyaseti sürdüren ve ondan sonuç almaya çalışan bir lider figürüdür. Siyaset mühendisidir yani. Mühendislikte her şey hesap ve donmuş rakamlar üzerine yürütüldüğü için hesap edilmeyen ve ölçülemeyen toplumsal gerçeklikler onların da çok yakında yüzlerine çarpacaktır. HDP o hesap dışılığın partisidir.

CHP ise değişmeden kalmak için özel yöntemlerle eğitilmiş bir statüko ve “muhalif” memuriyet partisidir. Bütün sistemin bu resmi ayaklar üzerinde kurulduğu biliniyor. Sağlı, sollu bir suni iktidar çatışmasının “sollu” partisi olarak CHP; AKP’nin şimdiye kadar ayakta kalmasını sağlayan en büyük suç ortağıdır.

Bir şeylerin değil, çok şeylerin değişmesine canı gönülden inananlar bu seçimde HDP diyeceklerdir. HDP; kadın ve çocukların partisi olduğunu bir varoluş gerekçesi olarak sunan ideolojik bir partidir. Yaşama ve doğaya ihanet edenlerin yer bulamayacağı bir partidir aynı zamanda. Değişim ve devrimsel dinamiklerin el ele verip mücadele çıtasını eylemleştireceği bir ideolojik adrestir. 

Toplumsal moral değerlerin HDP çatısı altında toplanarak demokratik sosyalizm şiarının her yerde yükseltileceği bir seçim arifesindeyiz. Bu anlamda HDP’nin seçim beyannamesinde belirtildiği gibi yeni bir toplumsal inşa sürecinin utangaç adımları değil, devrimsel yeni bir inşanın iddialı bir partisi olarak demokratik sosyalizm kararlılığında geleceği yaratmak , kadınlara ve çocuklara emanet etmek isteyenler HDP diyecektir.