
AKP’nin 24 Temmuz’daki savaş ilanı ardından sivillere yönelik katliamların ardı arkası kesilmezken, halka yönelik infaz, baskı ve işkenceler 90’ları aratmayacak düzeye ulaştı. Sokaklarda gözle görülür şiddet emniyette çok daha boyutlandı. Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) ve Mezopotamya Hukukçular Derneği’nin (MHD), Amed’de 6-30 Eylül tarihleri arasında tutuklananlarla yüz yüze görüşerek hazırladığı raporda gözaltındaki işkenceyi belgeledi. Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde konuşulan 12 kişi de işkenceye maruz kaldıklarını anlattı.
10 Eylül’de Silvan’da gözaltına alınarak tutuklanan Güler Aruk, “Polisler başıma silah dayayıp, seni öldüreceğiz diye tehdit ettiler. Ellerim arkadan kelepçelendi. Karnıma ve kasıklarıma tekmeler attılar. Hem sözlü hem de fiziksel taciz ettiler” dedi. Silvan TEM Şube’de kendisine çıplak arama dayatıldığını, kabul etmemesi üzerine kadın polisin kendisini zorla soyduğunu, o esnada erkek polislerin kapıda beklediğini belirten Aruk, polislerin göğsüne silah dipçiğiyle vurmaları sonucu sol kaburgasında ezilme olduğunu dile getirdi.
Silahla darp ettiler
Silvan’da aynı tarihte gözaltına alınarak tutuklanan Muazzez Moğul da gözaltında sözlü, fiziksel tacize maruz kaldığını ve çıplak aramaya zorlandığını söyledi. Moğul, “Omuzlarıma silah namlusuyla vurdukları için hala ağrılarım var. Rahat eğilemiyorum ve kollarımı kullanamıyorum. Namlu izleri hala duruyor. Gözaltına alırken saçlarımdan tutup sürükledikleri için hala saç diplerimde ağrılar mevcut” dedi. Dükkanı basılan ve darp edilen İhsan Ezer ise itirafçılığı kabul etmediği için tutuklandığını söyledi.
Akciğer patladı
Bağlar ilçesinde 6 Eylül’de gözaltına alınan ve 8 gün sonra tutuklanan Şükran Yıldız, “İri yapılı kilolu bir polis kollarımı toplayıp, üzerime oturdu. 10’dan fazla polis, tekme, yumruk, silah dipçiği ile bana vurmaya başladı. Gördüğüm şiddetten kaynaklı sol kaburgalarımdan 2 tanesi kırıldı ve akciğerlerim patladı. TEM Şube’ye götürüldüm. Orada da hem sözlü hem de fiziksel tacize uğradım” dedi. TEM Şube’de bir kadın polis tarafından kendisine çıplak arama dayatıldığını aanlatan Yıldız, “Zorla üstüm çıkartılmak istendi, ben kabul etmeyince bir erkek polis ‘soyun yoksa ben gelirsem başına neler gelebileceğini sen düşün’ dedi ve beni tecavüzle tehdit etti” diye belirtti.
Araçtan fırlattılar
Bağlar’da 6 Eylül’de gözaltına alınıp tutuklanan Mahsun Tunç ise polislerin gözüne biber gazı sıktığını belirtti. Urfa girişinde 17 Eylül’de gözaltına alınan ve tutuklanan Mahircan Ada ise “Polisler silahlı bir şekilde araca girerek doğrudan bana yöneldi. Beni tutup aracın dışına fırlattılar” dedi.
İnfaz ve copla tecavüz!
Sur ilçesinde 9 Eylül’de gözaltına alınıp tutuklanan Ahmet Yaralı da gözaltına alındığı andan itibaren şiddete maruz kaldığını, Amed TEM Şube’ye getirildiğinde ise şiddetin artarak devam ettiğini anlattı: “Boğazıma, gözüme ve burnuma yumruk attılar. Islak bezle yüzümü kapattıktan sonra elbiselerimi soyup çıplak halde vurmaya devam ettiler. Saçlarımdan tutup başımı duvarlara vurdular. İçlerinden biri sağ karın boşluğuna elini sokuşturup nefes almamı engelliyordu ve cinsel organımı sıkıştırıp ‘seni burada infaz edeceğiz, kimsenin haberi olmayacak, kimse burada olduğu bilmiyor’ diyordu. Daha sonra biri bağırıp, ‘copçuyu çağırın’ dedi. Ardından beni bir ambara götürüp copu makatıma sokma teşebbüsünde bulundu.”
İşkenceden kan kustu
Bağlar’da 17 Eylül’de gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Mehmet Emin Firak ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “İçlerinden bir polis sürekli bir şekilde silah dipçiğiyle kuyruk sokumuma vuruyor, ‘burada bir delik açacağım’ diyordu. Daha sonra silah namlusuyla makatımı zorluyordu. Bu esnada çok yoğun bir şekilde acı çekiyordum. Acı içinde kıvranırken polisler ‘Sus gavur’ diyorlardı bana. Hücrede ağzıma tuz boşaltıp, su içiriyorlardı. Bu olaydan sonra kan kustum. Kan kustuktan sonra bir polis gelip paspasla mideme vurarak, ‘buraları kan içinde bıraktın’ dedi, daha sonra kanı temizleyip gitti.”
DİHA/AMED