
Yine son dönemlerde cezaevlerinde gerçekleştirilen işkence ve kötü muamele uygulamalarında da belirgin bir artış görüldüğüne işaret edilen açıklamada, "Şakran Cezaevi'nde çocuklara yönelik uygulamalar bunu en son örneğini oluşturmaktadır. Keza cezaevlerinde ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin durumu başlı başına bir işkence uygulaması haline gelmiştir. Askeri ceza ve disiplin evleri de yoğun işkence ve kötü muamele iddialarına karşın hala her türlü denetimden uzaktır" diye belirtildi.
2012-2013 tablosu
Ülkedeki işkence gerçeğine veriler üzerinden bakıldığında tablonun daha da vahim bir hal aldığının belirtildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:
- 2012 yılında TİHV Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri'ne işkence gördüğü gerekçesiyle 553 kişi başvuru yapmıştır. 2013 yılının ilk beş ayında ise 346 kişi işkence gördüğü gerekçesiyle başvuru yapmıştır.
- 2013 Haziran ayında bugüne kadar ise sadece "Gezi Parkı protestoları" sırasında işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için 169 kişi TİHV tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine başvurmuştur.
- 2012 yılında 9 kişi gözaltında yaşamını yitirmiştir.
- İHD verilerine göre ise 2012 yıllarında 2 bin 571 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır.
Amed'de ortak açıklama
İHD Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Barosu, TİHV Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Tabipler Odası ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde ortak basın açıklaması yaptı. "İşkence bir insanlık suçudur" pankartının açıldığı açıklamada konuşan İHD Diyarbakır Şubesi İşkenceyle Mücadele Komisyonu Üyesi Pınar Dalkuş Ayman, "Yetkililer emrediyor, sokak işkencesi artıyor" diyerek işkence ve cezaya karşı Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen Uluslararası Koruma Sözleşmesi'nin, 26 Haziran 1987'de yürürlüğü girdiğini belirtti. 1997 yılında BM Genel Kurulu'nun sözleşmenin taşıdığı önem nedeniyle 26 Haziran'ı İşkence Görenlerle Dayanışma Günü olarak ilan ettiğini aktaran Ayman, işkenceye karşı, mücadelede işkence mağdurlarının yanında olup onları desteklemenin önemine değindi.
PVSK polisi koruyor
Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi'nin 5. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinde istisnaya yer vermeden işkencenin mutlak olarak yasaklandığının altını çizen Ayman, AKP hükümetinin işkenceye sıfır tolerans beyanına rağmen Türkiye'de ve özelikle bölgede işkence ve kötü muamele yapıldığını aktardı. AB uyum yasaları çerçevesinde 2000'li yıllardan sonra işkencenin azaldığını söyleyen Ayman, "Özelikle 2005'den sonra yeni TCK'nın yürürlüğe girmesi ve 2006 yılında Törerle Mücadele Kanunu'nun 2007 yılında ise Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nda (PVSK) yapılan değişiklerle işkence ve kötü muamelede bir artış yaşanmıştır. Kolluk kuvvetleri neredeyse her etkinlik ve toplantıya müdahale etmekte ve orantısız güç kullanmaktadır. AİHM'in 10 Nisan 2012 tarihinde aldığı kararla kontrol altındaki kişi gruplara yönelik olarak yaygın göz yaşartıcı gaz kullanımına işkence ve diğer kötü muamele yasağını düzenleyen 3'üncü maddesinin ihlali olarak değerlendirmiş ve Türkiye'yi mahkum etmiştir" diye konuştu.
En açık örnek GEZİ
Gezi Parkı'nda 31 Mayıs'ta başlayan ve Türkiye'nin birçok iline yayılan protesto gösterilerinde polisin, gerçek mermi kullandığını aktaran Ayman, olaylar sırasında 4 kişinin yaşamını yitirdiğini, 20 kişinin kafa travması geçirdiğini ve 1 kişinin de dalağının alındığını söyledi. Yine aynı olaylarda 7 bin 681 eylemcinin işkence sonucunda yaraladığını söyleyen Ayman, sokak ortasında insanların polis tarafından öldüresiye işkenceye maruz kaldığını söyledi.
Kürt illerinde durum
İHD verilerini açıklayan Ayman, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 2010 yılında 741 işkence ve kötü muamele vakası yaşanırken 2011 yılında bu sayı bin 555 kişiye yükselmiştir. Yine 2012 yılında 876 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır. 2013 yılının, ilk verileri incelendiğinde, çözüm süreci olmasına rağmen işkence olaylarının azalmadığı, aksine olaylar da artış gösterdiği gözlemlenmiştir. Sadece Haziran ayında Diyarbakır'da ilçe ve köylerince Abdullah Tarhan, Canser Elgörmüş ve Recep Demir polis şiddetine maruz kalmıştır."
İktidar işkenceyi özendiriyor
Tüm bu olumsuzlukların işkence ve kötü muamele konusunda devletin ve yönetenlerin zihniyetinin değişmemesinden kaynaklandığını vurgulayan Ayman, "Türkiye Başbakan Tayyip Erdoğan, Erzurum'da 'Milli İradeye Sayı Mitingi'nde polise vur emrini bizzat kendisinin verdiği beyan etmiştir" dedi. Yine son olarak cezaevlerinde gerçekleştirilen kötü muameleye dikkat çeken Ayman, ülkenin birçok cezaevinde hasta tutsakların çeşitli hak gasplarına maruz kaldığını belirtti. Ayman, insan hakları savunucuları olarak gözlem ve tecrübelerine dayanarak, polisin sokaklarda fütursuzca uyguladığı işkence ve kötü muameleden kaygı duyduklarını dile getirdi. Tüm yetkili kurumları duyarlı olmaya çağıran Ayman, hükümet ve yetkilileri işkenceyi özendirici söylemlerinden vazgeçmeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
Açıklamanın ardından işkenceyle mücadele etme konusunda hazırlanan el ilanları dağıtıldı.
HABER MERKEZİ
BDP: İşkenceciler cezasız kalmasın
BDP Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş 26 Haziran İşkenceyle Mücadele Günü dolayısıyla yazılı bir açıklamada bulundu.
Beştaş, işkencenin sokak ve meydanlarda kitlelere açık, sistematik, her türlü şiddet aracı ile uygulandığı bir dönemin yaşandığını belirterek sivil iktidarın da her türlü işkence fiilinin arkasında olduğuna dair beyanlarının ürkütücü olduğunu kaydetti.Beştaş, diğer yandan en hayati insani ihtiyaçlarını bile karşılamayacak kadar ağır hasta tutsakların cezaevlerinde ölüme mahkum edildiğine dikkat çekti. “İşte ülkemizin işkence tablosu. Vahim ve karanlık bu tablo ne hükümetin ‘işkenceye sıfır tolerans’ söylemi ile bağdaşmakta, ne de uluslar arası hukuk gereği yükümlendiği sözleşmelerle uyuşmaktadır. Değil işkence ile mücadele işkencecileri, yargısız infazları doğrudan koruyan, yargıyı açıkça etki altına alana hükümet düzeyindeki açıklamalarla işkencecilere meşruiyet yaratılmaktadır” dedi.
"Cezaevlerinde yaşam hakkı hiçe sayılarak beklenen ölümlerden kaygılıyız” ifadesinde bulunan Beştaş, Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığı ve ilgili makamların adete dilsiz kesildiğini belirtti. “çoğu kanser olan ağır hasta tutsaklar, sağlık raporları ve insan hakları örgütlerinin çağrı ve tespitlerine rağmen, ailelerinin yaşadığı ağır trajedilere rağmen hiçleşen bir devlet insafı ile baş başa bırakılmıştır” şeklinde konuştu.
Beştaş açıklamasının sonunda, "İşkence sokakta ve cezaevinde, ülkenin doğusu ve batısında, mahpuslara ve özgür olanlara karşı amansız şekilde uygulanmaya devam ediyor. Üstelik geçmişte dahi üstü örtülü korunana işkenceciler artık açıkça korunuyor. AKP hHükümeti ve yargı kurumları başta partimiz BDP olmak üzere, kurbanların yakınlarının ve işkence mağdurlarının kaygılarını derhal gidermelidir. Ulusal ve uluslar arası hukuktan kaynaklanan sorumluluklar yerine getirilmelidir. İşkence uygulamalarına derhal son verilmeli, ağır hasta tutsaklar başta olmak üzere tüm hasta tutsaklar serbest bırakılmalı. Sokak ortasında insan öldüren ve işkence yapanlar cezasız kalmamalıdır” çağrısında bulundu.
Karanfilini al ve gel
İHD İstanbul Şubesi, 26 Haziran Dünya İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nde Gezi direnişinde polis şiddetine maruz kalanları ve hayatını kaybedenleri andı. Taksim'de dün akşam yapılacak açıklama için İHD tarafından çağrıda, "Siyah giy, mumunu, karanfilini al ve gel” sözleri yer aldı.
Tüzel’den Erdoğan’a tepki
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, parlamentoda dün bir basın toplantısı düzenleyerek polisin Taksim direnişçilerine karşı kullandığı şiddet ile bu şiddeti sürekli olarak savunan Başbakan Erdoğan'ı eleştirdi.
Tüzel, bugünün İşkence Görenlerle Uluslararası Dayanışma Günü olduğunu belirterek, son bir aydır sokaklarda işkence görüntüleri yaşandığını belirtti. Halkın toplantı ve gösteri hakkına yapılan müdahalenin, intikam ve acı çektirme tarzıyla yapılamayacağını ifade eden Tüzel, bu manzarının son bulması gerektiğini söyledi.Tüzel, polislerin göstericileri sokaklarda dövdüğünü, gözaltılarda işkence yapıldığını belirterek, Başbakan Recep T. Erdoğan'ın polis için "Kahramanlık destanı yazdı" dediğini ifade etti. Erdoğan'ın demokrasi anlayışının sakat olduğuna dikkat çeken Tüzel, "Kahramanlık destanları duymak değil, demokrasi ve özgürlük metinleri istiyoruz" diye konuştu.