Antalya L Tipi Cezaevi’nden Denizli D Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Mehmet Şirin Tekmenüray, Antalya Cezaevi’nde yaşadığı keyfi uygulama ve hak ihlallerine ilişkin İHD MYK Üyesi Necla Şengül’e mektup gönderdi.

Tekmenüray, mektubunda, 12 Haziran 2012 tarihinde Adalet Bakanlığı’nın özel onayıyla Kırklareli E Tipi Cezaevi’nden Antalya L Tipi Cezaevi’ne özel paralı sevkle getirildiğini hatırlatarak, "Cezaevine varır varmaz farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldım. Bu cezaevinde 20 yıllık zindan hayatımda karşılaşmadığım 12 Eylül faşist darbesinin uygulamaları olan ayakta, tek sıra halinde askeri sayım dayatılıyordu. Bu şekilde bir uygulamayı kendim için bir onursuzluk olarak gördüğüm için kabul etmedim” dedi. Bütün başvurularının sonuçsuz kaldığını kaydeden Tekmenüray, konuyla ilgili daha önce İHD İzmir Şubesi'ne gönderdiği mektuba da “sakıncalı” denilerek el konulduğunu aktardı.

Dört gün sonra revire

Cezaevindeki arkadaşları Etem Karagöz ve Aydın Dinç ile birlikte 28 Ağustos 2012 tarihinde yaptıkları aile görüşünden sonra koğuşa döndükleri sırada gardiyanların saldırısına maruz kaldıklarını anımsatan Tekmenüray, yaşadıkları olayı şöyle anlattı: "Hem tartaklandık hem de yerlerde sürüklenerek koğuşa götürüldük. Üçümüz de çeşitli yerlerimizden yaralandık. Bizi koğuşa götürdüklerinde ziyarete çıkmayan arkadaşlarımız Halit İnan ve Recep Motur'a da saldırdılar, her iki arkadaşımız da yaralandı. Bir gün sonra revir günümüz olmasına rağmen rapor almayalım diye doktora çıkarılmadık. 4 gün sonra telefona çıkıp aile ve avukatlarımıza haber verip onların cezaevi önüne gelmesi üzerine; ancak ziyarete çıkan 2 arkadaşımı gece saat 21.00’de revire götürüp muayene ettirdiler. Tüm uğraşlarımıza rağmen ziyarete çıkmayıp da odalarında saldırıya uğrayan 2 arkadaşımız doktora çıkarılmadı. Bunun üzerine avukatlarımızın devreye girmesiyle bir hafta sonra 4 arkadaşımla Adli Tıp'a gidip rapor aldık. Suç duyurusunda bulunduk.”

Dayaktan sonra soruşturma

Cezaevi idaresinin kendilerine yaptığı işkence yetmiyormuş gibi olay günü kendisiyle birlikte darp edilen iki arkadaşı hakkında disiplin soruşturması açtığını aktaran Tekmenüray, şöyle devam etti: “Soruşturma komisyonunda yer alan ve bize ceza veren de bize saldıran başgardiyanlardan biriydi. Kendisi hem bize saldırıp işkence yaptı hem de hakkımızda açılan soruşturma komisyonunda yer alıp bize ceza verenin aynı kişi olması bile yapılan saldırının planlı olduğunu ortaya koymaktadır. Cezaevi idaresi hemen disiplin cezası olarak 3 ay ziyarete çıkmama cezası verdi. İşkence gördüğümüze dair Adli Tıp raporlarımız olmasına rağmen infaz hâkimliği bize verilen cezayı onayarak kararı tebliğ etti. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu karara itiraz ettik. Ancak cezaevi idaresi 5 Aralık 2012 tarihinde bize cezalarımıza itiraz etmediğimiz için cezanın infazına başladıklarını ilettiler. Bunun üzerine anladık ki 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazdığımız dilekçe cezaevi idaresi tarafından gönderilmemiş. Bunun üzerine 11 Aralık 2012 tarihinde infaz hâkimliğine çıkıp cezaevi idaresinin dilekçelerimizi işleme koymadığına ilişkin dilekçe verdim. İnfaz hâkimliği bize verilen cezanın infazını durdurma kararı verdi.”

Sürgün olarak da gittiler!

İnfaz hâkimliğinin, kendilerine verilen cezanın infazını durdurma kararını kendisi ve Antalya Barosu’na kayıtlı avukatlar olan Hadi Dinç ile Sibel Aslı’nın huzurunda verdiğini kaydeden Tekmenüray, "Şu an infaz hâkimliğinin bu kararı ortada yok, kendisi de bu kararına sahip çıkmıyor. Cezalarımızın infazı da hukuksuz bir şekilde devam ediyor. Ben, Ethem Karagöz ve Aydın Dinç 3 ay boyunca açık ve kapalı görüş yapamayacağız, işkence gördüğümüze dair raporumuz olmasına rağmen işkencecilere herhangi bir ceza verilmezken bize ceza verildi” ifadesini kullandı.
Antalya L Tipi Cezaevi’nden yeni gelmelerinin üzerinden 5 ay bile geçmeden kendisi ve arkadaşları Ali Özmen ve Etem Karagöz ile birlikte 13 Aralık 2012 tarihinde farklı cezaevlerine sürgün edildiklerini belirten Tekmenüray, “Gerekçe olarak da Antalya L Tipi Cezaevi'nin kapasitesi dolu olmasını göstermişler. Madem kapasite doluydu neden bizden o kadar para alınıp buraya gönderildik? Mağduriyetimizin giderilmesi için Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçeler yazdık. Sizlerin de desteğine ihtiyacımız var” diye aktardı.

İZMİR