Yemen'de iktidar hamlesi yapan Husilerin Ensarullah örgütüne ve mütteffiği eski diktatör Salih yanlısı ordu birliklerine karşı İslam devletleri askeri-siyasi birliği kuruldu ve yaklaşık 1 yıl savaş yürüttü.
Bu savaş koalisyonuna uluslararası basında "İslam ülkeleri NATO'su" tanımlaması yapıldı. Doğrudur. Bu tanımlama aynı zamanda NATO'nun savunma değil saldırı ve yayılma aracı olduğunun da zımnen kabulüydü.
İslam devletleri NATO'suna Suudi otokrasisi liderlik etti, etmeye devam ediyor. 34 Müslüman devletin katılımı söz konusu. İki kategoriden oluşuyor: Birinci grup, Arap Birliği üyeleri, fakat Suriye ve Irak yok. İkinci grup diğer Müslüman devletler. Elbette İran hariç. Sünni ekseni hedeflediği açık.
İslam devletleri ittifakının gerekçesi, son çeyrek yüzyılda emperyalist devletlerin işgal ve iç faşist yasaklar için kullandığı demagojiyle aynı: "Terörizme karşı savaş." Kaba yalan olmaktan öte çok kan döken ve can alan bir demagoji!
Suudilerin savaş koalisyonunda Erdoğan diktatörü de var. NATO'nun 2. en kalabalık ordusuyla İslam Devletleri NATO'suna katılan Erdoğan Katar'da üs aldı ve 1 Tugay asker konuşlandırıyor.
Yemen Hukuk ve Kalkınma Merkezi'nin tespitine göre, Suudi liderliğindeki savaş koalisyonu, 26 Mart 2015’ten 19 Ocak 2016’ya kadar Yemen’e yaptığı saldırılarda 8 bin 143 (1519’u kadın, 1996’sı da çocuk) Yemenli öldürdü. 15 bin 184 kişiyi de yaraladı. Suudi, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt'in 170 savaş uçağı 100 bin tonun üzerinde bomba yağdırdı. Düğünleri, pazar yerlerini bile bombaladı. Misket bombaları ve parçalı füze mermileri kullandı. Yemen alt yapısını yıktı. Bu beş Arap devleti kara güçleriyle de Yemen'e girdi. Ek olarak Mısır askeri Aden körfezinden deniz güçleriyle Aden'deki Husi/Ensarullah güçlerini vurdu. Sudan diktatörü Beşir'in askerleri de Yemen'in diğer yerlerinde savaşa yılın sonunda katıldı. BlackWater ve DynCorp paralı askeri de Yemen'de savaştırıldı.
Tepeden tırnağa silahla donatılmış orduları, İslam Devletleri NATO'suna katan Arap devletlerinin içinde 7 kral ve emir, 2 de askeri diktatör var. Arap olmayan Müslüman devletlerin başında da diktatörlerin olduğunu eklemek gerekir. Bunların ilk sıralarında Erdoğan geliyor.
Bu devletler kendi halklarına ve "iç" sömürge halklarına devlet terörünü en acımasız uygulayan diktatörlükler.
Suudi hanedanlığı siyasi idamı en çok uygulayan teokratik faşist diktatörlük. Yemen'e demokrasi mi götürür? Bilindiği gibi gösteri yapan Bahreyn halkı üzerine tanklarını sürerek katliam yapmıştı.
Sisi ve El Beşir askeri diktatörleri İslam ve Arap halklarına demokrasi mi götürür?
Erdoğan, Kürt halkımıza soykırım yapan, devrimcilere ve demokratlara ölüm ve F tipi hapis yağdıran bir diktatör. Suriye ve Rojava halklarının üzerine IŞİD, Nusra, Ahrar çeteleriyle vahşet saçan bir tiran. Engellenmese tank ve savaş uçaklarıyla işgal yapacak. Kime demokrasi götürür?
İslam devletleri NATO'su, ne kadar sıkı ve sürekli olacak o ayrı bir konu. Ama olduğu kadarıyla, Suudilerin Bahreyn'de tankla ölüm kusması, Suriye ve Rojava'da Suudi-Erdoğan-Katar üçlüsünün halklara savaş vahşeti yaşatması örnekleri bile halklara karşı İslam devletleri NATO'sunun hangi vahşeti yaşatacağını göstermeye yeter.
Yemen işgalinin dehşet saçan vahşeti de bunu gösteriyor.
Suudi hanedanlığı 2010'dan 2016'ya silahlanma için 90 milyar dolar harcadı. Gösteri yapmak için değil, içte ve dışta devlet ve savaş terörü uygulamak için elbette.
Suudi-Katar-Erdoğan troykası, Suriye ve Libya iç savaşıyla başladı, şimdi İslam İttifakı NATO'suyla Yemen'de devam ediyorlar. Yarın -emperyalist ve bölge devletleri dengesi izin verirse- Rojava halklarına saldırırlar. Öbür gün özgürlük ve ekmek için ayağa kalkacak başka bölge halkına karşı uçak-tank-füzeleriyle saldırırlar.
Sünni eksen aldatmacası ile rakip Şii burjuva devletlerle gerici savaşları tutuştururlar.
İslam İttifakı NATO'su, emperyalist NATO'nun yaptığına benzer şekilde gladyo örgütlenmesini de daha kurulmadan önce başlattı ve yaygınlaştırıyor. Yemen işgaline 500 IŞİD üyesini Türk Hava Yolları'nın 2 ve Katar'ın 1 yolcu uçağıyla taşıtıp bombalı saldırılara sevkettiğini Suriye KK sözcüsü Tümgeneral Ali Myhup deşifre etti. Erdoğan diktatörünün Rojava'da, Bakur ve Türkiye'de IŞİD'çi katilleri halklarımıza karşı vahşi katliamcılar olarak kullanması bunun acımasız ön örnekleri oldu.
Ama, İslam NATO'sunun savaş baronları, Rojava'da, Bakur'da, Yemen'de yaşattıkları ağır vahşete rağmen, zafer kazanamadılar, kazanamayacaklar. Şimdiye dek emperyalist sömürgeciler işgalci tüm savaşlarında sonunda yenildiler ve tarihe kara leke olarak geçtiler. İslam NATO'sunun işgalci sömürgecilerinin sonu da öyle olacaktır, olmalıdır. İçte-dışta savaşçılara karşı ayağa kalkmak özgürlüksever tüm güçlerin, bizlerin devrimci görevidir.