Amed'de 10-11 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Demokratik İslam Konferansı'nın çağrıcılarından Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, bu güne kadar bir takım ibadetlerden ibaretmiş gibi sunulan İslam'ın toplumsal yönünü göstermeye çalışacaklarını söyledi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın önerisi doğrultusunda organize edilen, yaklaşık 6 aylık bir hazırlık sürecini kapsayan Demokratik İslam Konferansı bu hafta sonu Amed'de yapılacak.  Yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda din âlimi, ilahiyatçı, akademisyen ve aydının katılacağı konferansta yürütülecek olan tartışmaların detaylarını DİHA'ya değerlendiren Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Demokratik İslam Konferansı ile birlikte yeni bir sürece kapı aralayacaklarını söyledi. Demokratik İslam Konferansı ile birlikte İslam'ın tüm detaylarını etraflıca tartışacaklarını dile getiren Prof. Yıldırım, konferansın Kürt halkında şimdiden büyük bir heyecan yarattığına dikkat çekti. Din olgusunu ele alırken tarihin derinliklerine inilmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, tarih boyunca Said-i Kurdî ve Şêx Sait gibi âlimlerinin Kürtlerin sosyal ve kültürel meşru haklarını savunarak dini değerlerini ve inançlarını hiçbir zaman göz ardı etmeyerek kesintisiz mücadele yürüttüklerine işaret etti.
Kürtlerin yıllardır cemaat ve bir takım tarikat şeyhleri tarafından yanlış yönlendirilmeye çalışıldığını da söyleyen Yıldırım, "Kürt siyasal hareketini dinden uzak olmakla ya da dini araştırma zahmetine katlanamamakla eleştiren çevreler, şimdi de bir çelişki sergilercesine 'Demokratik İslam Konferansları da nerden çıktı' şeklinde eleştirmeye başlıyorlar. Bu nedenle yapılacak konferans, Kürt halkını Kürt siyasal hareketinden uzaklaştırmak isteyenlere de büyük bir cevap olacaktır" dedi.

Haklar sümen altı edildi

Konferansta önemli tartışmalarının yürütüleceğini ifade eden Yıldırım, birisinin de; Hz. Muhammed'in bin 400 yıl öncesinde kendi sözleri ve uygulamaları ile hazırladığı sünnet anlayışı olduğunu dile getirdi. Kuran'ın önemli oranda yer verdiği çok dillilik, çok kültürlülük ve çok renklilik gibi doğuştan bir insanın hak ve hürriyetleri içerisinde yer alan olguların Emeviler döneminden itibaren sümen altı edildiğinin altını çizen Prof. Yıldırım, günümüze gelinceye kadar İslam'ın bir takım ibadetlerle sınırlıymış gibi gösterildiğini söyledi. Hatta insanların mümkün olduğunca camilere, hacca ve namaza teşvik edildiğine işaret eden Prof. Yıldırım, hiçbir zaman Kuran'ın ve sünnetin toplumsal yönünün halka gösterilmediğini belirtti.

İnançlar ve ırklar konfederasyonu

Kamuoyunda yoğunca tartışmalara konu olan Medine Sözleşmesi'ne dikkat çeken Yıldırım, bu başlıkta yürütülecek tartışmaların, Hz. Muhammed'in pratiklerinden yola çıkılarak, birlik, beraberlik ve bütünlük çerçevesinde yapılacağını söyledi. Medine Sözleşmesi'nin Hz. Muhammed'in en önemli uygulamalarından bir tanesi olduğunu vurgulayan Yıldırım, şunları söyledi: "Peygamber efendimiz bir Medine Vesikası (yazılı bir metin) hazırlatıyor. Bu Vesika ile tabiri caizse bir dinler, inançlar ve ırklar konfederasyonu oluşturuluyor. Tüm bu farklı kimlikler Medine Vesikası'na imza atarken, her biri kendi diliyle, kimliğiyle ve kültürleri ile imza atıyorlar. Medine Sözleşmesi'nin böylesi bir anlamı bulunuyor."

Kurumlaşma olabilir

Yıldırım, konferansta yürütülecek tartışmalar ekseninde önümüzdeki süreçte kurumlaşmaya dönük ciddi adımların atılabileceğini dile getirdi. Muhafazakâr kesime de şu çağrıda bulundu: "Çağımızdaki toplumsal meseleleri İslam'da var olan teşhis ve reçetelerle karşılaştırarak hangi halk olursa olsun bu noktada biraz ön açıcı olmalarını istiyoruz."

Konferansın programı


Kuzey, Batı ve Güney Kürdistan ile Avrupa'dan 48 çağrıcının imzasıyla gerçekleştirilecek konferansın iki günlük programı şöyle:

10 Mayıs Cumartesi:

*   "Neden Demokratik İslam" konusu tartışılacak.
*  İlk oturumda "Medine Sözleşmesi" başlığı altında "Bir arada yaşama modeli olarak Medine Sözleşmesi'nin felsefesi", "Kürt sorunun çözümünde referans olarak Medine sözleşmesi" ve "Barışçıl ve çoğulcu bir Ortadoğu inşasında bir model olarak Medine sözleşmesi referansında çok kimliklilik çok dillilik ve anadilde savunma hakkı (Ortadoğu'yu yeniden Medine yapmak)" konuları tartışılacak.
*  İkinci oturumda "Kur'an ve Hadislerde Ezen Ezilen İlişkisi" başlığı altında, "İslam'da zalim ve mazlum kavramı", "Tarihsel süreç içerisinde ezen devlet ezilen toplum olgusu ve günümüze kadar hakikat, adalet mücadelesi" ve "İslam'ın ezen ezilen çelişkisine çözüm önerisi" konuları,
*  Üçüncü oturumda ise "Barış Süreci ve Kürt Sorununun Çözümü" başlığı altında "Ortadoğu'daki gelişmeler bağlamında Kürt sorunu ve Rojava", "Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik politikası ve bunun Kürt sorunu üzerindeki etkisi" ve "Sayın Öcalan'ın 21 Mart 2013 deklarasyonu ve çözüm sürecinde gelinen aşama" başlıkları tartışılacak.

11 Mayıs Pazar:

*  İlk oturumda "İslam'da savaş, barış ve şiddetin yeri" başlığı altında "İslam da savaşın yeri ve günümüzdeki iz düşümü", "İslam'ın barış çağrısı" ve "Günümüz İslam adına uygulanan şiddete doğru bakış" konuları,
*  İkinci oturumda "İslam'da Kadın" başlığı altında "İslam tarihinde kadının yeri" ve "Hadis ve Ayetlerde kadın" konuları,
* Son oturumda ise çalışma programlarının hazırlanması, çalışma grubunun seçilmesi ve sonuç bildirgesi açıklanacak.



HAYRİ DEMİR/ŞAFAK ÇELEN/DİHA/AMED