Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla hafta sonu (10-11 Mayıs) Kürtler Amed’de İslam’ı tartışmaya açacaklar.
300 delegenin katılımı ile gerçekleşecek, kongre 2 gün sürecek.
İlk gün “Neden demokratik İslam”, “Kur’an ve hadislerde ezen ezilen ilişkisi”, “Barış süreci ve Kürt sorununun çözümü” konuşulacak. İkinci gün ise “İslam’da savaş barış ve şiddetin yeri”, “İslam’da kadın” konuları tartışılacak. Kongre şu sorunun yanıtını arayacak: “Ortadoğu’yu, bu çoğrafyanın bütün inançları, kimlikleri, mezhepleri, kültürleri için huzur dolu bir ev haline nasıl getirebiliriz?”
Öcalan bu sorunun yanıtını Hz. Muhammed’in Medine Şura çalışmaları ve sözleşmesini örnek vermişti. Medine Sözleşmesindeki çoğulculuk ve Hz. Muhammed’in problem çözmedeki becerisi kuşkusuz önemlidir. İslam’ın ana problemi ilk yıllarındaki devrimci, çoğulcu ve eşitlikçi ilkelerden uzaklaşmış olmasıdır. Bu onu otoriter, tekçi, hegemonik ve sömürücü yaptı. Dolayısıyla İslam dininin temel problemi demokratikleşememesi, şiddetten arınamaması ve hegemonik güçlerin ideolojik yedeği haline gelmesidir.
El Kaide, El Nusra gibi fanatik islamcı örgütler ve kimi İslamcı devletler şiddeti ve terörizmi var oluşlarının ana ekseni yaparak İslam’ı şiddet ile özdeş kılmışlardır. İslam dini diktatörlerden, şiddetten ve hegemonik güçlerden arınırsa Ortadoğu ve Türkiye demokratikleşmesi gelişebilir. Aksi yıkım, kavga ve sömürü düzeninin devamı olur.
Türkiye solunun ve demokratik muhalefetinin es geçtiği, tartışmaktan kaçındığı ve hor gördüğü İslam toplumu ve ideolojisi bu bakımdan değerlendirmeye ve tartışmaya muhtaç.
Demokratik İslam Konferansı zorba, eşitsiz ve otoriter bir İslam’dan eşit, özgür ve demokratik bir İslam nasıl olur sorusunun yanıtı aranıyor.
Buna yanıt aranırken Hz. İbrahim’in Nemrutçulular mücadelesinden, Hz. Musa’ya vahdedilen On Emir’den ve Hz. Muhammed’in pratikte gerçekleştirdiği Medine Sözleşmesi’nden ilham alarak çağımıza ve çoğrafyamıza adalet, barış, özgürlük ve çoğulculuk değerlerini yeniden taşınabilir.
İslam’ın demokratik yorumu sağlanabilirse Türkiye ve Ortadoğu tüm inançların, kimliklerin, mezheplerin ve kültürlerin huzurlu, eşit ve özgür bir evi haline getirilebilir. Amed’de gerçekleştirilecek Demokratik İslam Konferansı, Türkiye solunun İslam ile barışmasına vesile olabilirse büyük bir iş yapmış olur.
Çünkü Türkiye solunun dine ve İslam’a yaklaşımı hep sorumsuz olmuştur. Bu sorumsuzluk onu kitleselleşmekten alıkoymuş ve marjinal kılmıştır.
Milliyetçi sağın hep iktidar olması ve toplumda hakim ideolojik güç olması onun din ile kurduğu ilişkiyle ilgilidir. Denilebilir ki solun milliyetçi sağ karşısında hep zayıf ve yenik olması din ile doğru bir ilişki kuramaması ile alakalıdır.
Yine solun din ile doğru bir ilişki kuramaması İslam yorumunun ana akımını milliyetçi, otoriter ve zorba yapmıştır.
Bu bakımdan konferans tartışmaları ve ortaya çıkacak sonuç bildirisi solun din ile ilişkilenmesinde pozitif bir rol oynayabilir. Bu ilişki İslam’ın ana akımındaki milliyetçi ve otoriter yorumun demokratikleşmesine de hizmet edecektir.
Türkiye solcularına önerim Öcalan’ın 1980’li yılların ortalarında kaleme aldığı ve PKK’nin dine yaklaşımının kaynağı olan “Din Sorununa Devrimci Yaklaşım” kitabını okumalarıdır.
İslam’ın demokratik reformu sağlanmaz ise bir arada yaşama şansımız az olur. Yine eşit, barışçıl ve çoğulcu bir yaşam şansı olmaz. Ne emek sömürüsü sona erebilir ne de özgür ve demokratik bir toplum olanak dahilinde olur...
Demokratik İslam Konferansı hazırlık toplantılarında üzerinde durulan Kuran’ın şu mesajlarını bir kere daha okumak önemli:
- “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve karşılıklı birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık” (Hucurat:13)
- Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizi ve renklerinizi farklı kılması Allah’ın ayetlerindendir. (Rum: 22)
- Ey iman edenler, Hepiniz birden barış içerisinde yer alın! (Bakara:208)
- Biz istiyoruz ki, yeryüzünde hor ve güçsüz görülen kimselerden yana çıkalım, onları önderler kılalım ve varisler yapalım.” (Kassas-5)
İslam, sol ve demokratikleşme
Öcalan BDP-HDP heyeti ile yaptığı görüşmede, “El Kaide, El Nusra gibi İslam’a ihanet içinde olan kesimlere karşı Diyarbakır’da Demokratik İslam Konferansı çağrısı yapıyorum” demişti.