İslam’ın reform arayışları ve tartışmaları Kürtleri ve geleceğini yakından ilgilendiriyor. Bilindiği gibi, oldukça yeni olmasına rağmen, bir zemin oluşturan ‘Kürdistani İslam’ dışındaki komşularımız biz Kürtlerin geleceği ve kendi haklarını topraklarında oluşturmasını istemiyorlar. Selahaddin Eyyubi (Kurdî)’den bu yana, Filistin’e kadar neredeyse 800 yıldan fazla Kürtler bu dine ve coğrafyaya hizmet ve tarihsel katkı sunmalarına rağmen, ne yazık ki olumlu görülmemekte ve hatta engellenmek istenmektedir.

Öncelikle Kürtler Ortadoğu’nun ve İslamın köklü ve tarihsel parçasıdır. Ne yaparsa buradan hareket etmelidir. Tabi ki kendi gelecek kurgusu ve kültürüne dayanarak bunu yapmalıdır. Kürtlerin kendi içinde her millet gibi, inanç kültür ve siyasi görüş ve yaşamları vardır. Denilebilirki bu konuda Ortadoğu’da en köklü bir millettir. Çeşitlilik ve bu çeşitliliğin kabulünde de büyük bir derinlik ve hoşgörü vardır. Ehmedê Xanî ve Feqiyê Teyran bu bahsettiğimiz düşüncenin Kürdistan’daki öncülerindendir.

İslam’daki tarihi reform ve toplumcu-sosyalizan denemeleri ve örgütlenmeleri ön kabul olarak almakla birlikte; modern dönemde ve Marksizmi Oryantalist bakıştan kurtararak bölgeye indirebilen ilk tartışmalar İran aydınlarınca başlatılmıştır. Pakistan’da kısmı tartışmalar yürütülmüş isede asıl kaynak: Mısır El Ezher Üniversitesi aydınları ve büyük ustaları: Seyid Kutub ve kardeşi Muhammed Kutub tarafından geliştirilmiştir.

En elle tutulur İslami-paylaşımcı tartışma ise büyüklüğü, derinliği ve engin bilgisi tartışılmaz: İranlı ALİ ŞERİATİ tarafından geliştirilmiştir.

İslama ve bölgeye bu düşünce ile oryantalizmden-kendi coğrafyasına ve tarihine kültürüne ve geleceğine batı yorumcularının gözü içine bakmak- kurtularak bakmak ve bakanlar soldan ve İslami anlayıştan da olsalar Kürt meselesine daha olumlu, yapıcı ve Kürt halkının çıkarları doğrultusunda bakabiliyorlar. ’İran kültürünün temeli Kürtler tarafından atılmıştır’ sözü, büyük bilge ve İran halkının sevdalısı Ali Şeriati tarafından söylenmiştir.

İsmi geçen bu sosyolog ve bilginler, sosyalizmin bölge kültürü ile buluşmasını ve kaynaşmasını sağlamışlardır. Ne yazık ki gelenek sürdürelemediği gibi fazla güncelleştirilememiştir. Durum böyle olunca var olanda, ya yozlaştırılmış ya da unutulmaya yüz tutmuştur. Muhammed İkbal, İslami paylaşımcı-sosyalist yorumları ile modern Pakistan’ın kuruluşunda düşünsel olarak etkili olmuş, çeşitli batılı aydınları etkilemiştir. Oldukça geniş alanda eserler vermiştir. Seyid ve Muhammed Kutub kardeşler, bilindiği gibi Mısır ulusal düşüncesinin gelişmesine katkı sundukları gibi, İslam aydınlanması tartışmalarının mihenk taşları olmuştur. Hala günümüze kadar gelişmeci İslami düşünce utangaçça Kutupların izini sürmekteler. Utangaç diyoruz, çünkü düşünce kaynaklandırılmıyor ve derinleştirilmiyor.

Ali Şeriati zaten başlı başına bir İslami-Sosyalist aydınlanmacı olarak incelenmesi, öğrenilmesi ve sonuç çıkarılması gereken bir bilgindir. En önemli yanlarından birisi, oryantalizmi kaynağından derin bir tarzda öğrenerek, bu düşüneyi yerle bir etmesidir. Bunun aşılması yeninin kurulması için çok önemlidir. Klasik sosyalist aydınların, özellikle Misakı Milli’deki aydınların buradan öğrenmesi gereken çok şey vardır. Kendi kaynağına-olması gerektiği gibi-dayanarak halkçılık nasıl yapılır, buradan referans alınmalıdır. Ali Şeriati hem Şia kültürünü hem de İslamı faydacı, çıkarcı anlayışlardan kurtararak, nasıl özüne dönük bir paylaşımcı tarzla yapılması gerektiğini, batı ve İslam kaynaklarından hareketle ayrıntılı bir biçimde veriyor. Bir kitabının adı bile herşeyi, bütün düşüncesini açıklama yeter.; ALİ ŞİASI SAFEVİ ŞİASI

Bu gelenekler tartışılmayıp derinleştirilmediği ve halka ulaştıralamadığı için de İslam’ın oldukça özünden uzak bölgeye ve bölge halklarına faydasız, çıkarcı, Suud, oryantalist toplum ve örgütlenmeleri hakim olmaktadır. Sol ve sosyalist gelenek ise tamamen batı kültür ve geleneklerinden hareketle, yapay bir teori geliştirmiş, halktan ve bölgeden uzak bir yorum oluşturmuş, adeta kendi cam evlerinde, halkların üzerinde dayatma bir batıcı sosyalist düşünce geliştirmiş ve halka dayatmışlardır. Olması gerek ise klasik deyimle, anın değerlendirilmesi ve ana uygulanmasıdır.

Kemalist aydınlar sosyalizmi her zaman, eklektik kemalizmin süzgecinden geçirerek alıp öğrenmişler ve halka yabancı bir tarzda halka dayatmaya çalışmışlardır. Başarısızlık birazda buradan gelmektedir. Buradan etkilenen, aktarmacı Kürt aydınlarıda aynı uğursuz geleneği sürdürmüşler ve sürdürmeye devam ediyorlar. Oryantalizmi aşıp bölgemize içeriden bakmalıyız. Halka yaklaşmak ve içerden bakmak ancak böyle olasıdır. Biz içinden geldiğimiz kültürden hareketle değişime doğru gidebiliriz, aktarma düşüncelerle değil. Sosyalizm de bu tarzda bir paylaşımcı düşünce biçimidir.