İslam kelime olarak slim’den gelir. Slim ise barış demektir. Özellikle mü’min olanların birbiri ile barış içerisinde yaşaması gerekmektedir. Ancak bugün İslam alemine göz attığımızda halkı müslüman olan ülkelerin devamlı suret’te birbirleriyle çekişme içerisinde olduğunu görürüz.

Biz Kürtlerin durumu ise ayrı bir özellik taşımaktadır.
Biz Kürtler İslamiyet için oldukça fazla kan verdiğimiz, ter döktüğümüz halde halen İslam apartmanında değil barınacağımız bir apartman dairesi, bir odamız bile bulunmamaktadır.
Bırakın dört odalı bir apartman dairesine sahip olmayı, kendimize bir oda yapmak istesek dahi hemen çoğunluğumuzun aynı inancı paylaştığı komşumuz olan devletlerin sömürgeci yönetimleri tarafından tarih boyunca eşkıyalık, asilik, bölücülük son olarakta teröristlik suçlaması ile karşılaşıyoruz.
Sadece sömürgeci yönetimler tarafından değil, onların stratejik mütefikleri olan, halkı müslüman olan devletler tarafından da aynı suçlamalara muhatap oluyoruz. İslami kuruluş ve kurumlarda Kürtlere yapılan zulüm söz konusu olduğunda duymadık, görmedik, konuşmadık diye üç maymunları oynuyorlar.
16 Mart’ta Halepçe katliamını 25. yılını andık. Halepçe’de beş dakika içerisinde onbinlerce müslüman Kürt -aralarında belki başka inaçtan olanlarda vardı. Ya da inançsızlarda vardı. Ama bunların hepsi İslama göre Allah’ın yarattığı kullardı- yaşamını yitirdi, sayıları kırkbine ulaşan insanımız ise yaralandı. Atılan kimyasal silahların etkisi halen Halepçeliler üzerinde devam ediyor.
Halkı müslüman olan 56 devletten hiç birisi Irak’taki faşist Baas rejimini kınamadı. Ona karşı yaptırım uygulamadı. İslam Konferansı Örgütünün çıtı çıkmadı. Arap komünistleri, Tudeh, Fars, Türk komünistlerininde sesi çıkmadı. Sovyet sistemi koyu bir sesizliğe büründü. Ölümsüz Kürt filoloğu, şairi, yazarı, yayıncısı Casimê Celîl (Ordixan, Celil, Cemile ve Zinê’nin babaları) bu sessizliği protesto etmek için 25 yıllık üyesi olduğu Ermenistan Komünist Partisi’nden istifa etti.
Bu girişten sonra gelelim İslam’da barış meselesine. Konu ile ilgili Kur’anı Kerim’in Hucurat Süresi 9/10, Bakara Süresinin 191/194 ve 208, Nisa Süresi 90/114/128, Araf Süresinin 56/85, Hacc Süresinin 22/39, Maide Süresinin 5/32 ayetleri incelendiğinde görülecektir ki İslam barıştan yanadır, savaşan toplulukların arasına girip onları barıştırmaktan yanadır, barışa gelmeyenlere karşı mazlumdan yanadır.
Bu konuda yüzlerce hadis’te vardır onlardan bir kaçı şöyledir: Sehl.bin.Sad(ra) dan “Amr bin Avf Oğulları (Medine’de yaşayan Yahudi bir aşiret) arasında problem çıktı. Peygamber(sav) ve ashabı aralarını bulmak için oraya gitti.” Peygamberin eşi Ümmü Gülsüm binti Ukbe’den ”peygamber (sav) şöyle işittim insanların arasını bulmak, insanları barıştırmak için yalan söyleyen kimse gerçekte yalancı değildir.”
Görüldüğü gibi sadece müslümanların değil Medine anayasasına tabi olan Yahudi aşiretinin arasındaki ihtilafı çözmek için dahi harekete geçilmiştir. Barışı sağlamak için söylenen yalan makbul sayılmıştır. Yer darlığından örnekleri burada yazmak olanağım yok.
Şimdi Newroz yaklaşıyor. 3.Heyet İmralı’ya giderek sayın Öcalan’la görüştü. 21 Mart’ta Diyarbekir’de Öcalan’ın barış manifestosu okunacak. Özellikle müslüman geçinenlerin barışın sağlanması için ellerini taşın altına koyması gerekmektedir. Gerçek müslümanlar Kürt kardeşlerine yapılan zulme karşı çıkmadıkça müslüman olamazlar. Kürtlerinde İslam apartmanında barınacak bir yerleri olmalıdır. Ya Allah, Bismillah, Ya Resulallah demek yetmiyor. Allahın ve Resullunun dediklerini pratiğe geçirmek gerekiyor. Newroz’unuz kutlu olsun. Özgürlük türkülerini söylemek için Bonn’da buluşalım.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* PKK G.Sekreteri A.Öcalan 18 Mart 1993 tarihinde Bar Elias’ta yaptığı basın toplantısında PKK tarafından ilk ateşkesi tek taraflı ilan etti.
* 21 Mart 1937 tarihinde Dersim Kürt Milli Hareketi başladı.
* 21 Mart 1982 tarihinde PKK kurucularından Mazlum Doğan Diyarbekir Cezaevi’ndeki uygulamaları ve teslimiyeti protesto etmek için kendisini asarak şehit düştü.
* 21 Mart 1990’da Zekiye Alkan Diyarbekir surlarında, 21 Mart 1992’de Rahşan Demirel, İzmir Kadifekale’de kendilerini yakarak Newroz ateşini yükseltmek, zulmü ve baskıyı kınamak istediler.
* 22 Mart’ta yine Ronahi ve Beritan aynı amaçlarla Almanya’da kendilerini yaktılar.
* 23 Mart 1960 tarihinde Kürt filozofu ve alimi Bediüzaman Melê Saidê Kurdî (Melê Meşhur) Urfa’da Hak’ka yürüdü. Cenazesi Hz.İbrahimin doğduğu külliyede toprağa verildi.
* 24 Mart 1994 tarihinde KUM Meclisi üyesi, DEP Nizip yöneticisi Mehmet Şen kontrgerilla tarafından işyerinden alınarak, işkence ile şehit edildi. Cenazesi doğduğu köy olan Urfa’nın Birecik ilçesi Ayran köyünde toprağa verildi.