Türk halkının her ikisinden biri, Recep Tayyip Erdoğan’ın tekmil maceralarını iftiharla seyre dursun, kimilerinin toz konduramadıkları uluslararası İslami terör, yine kimilerinin "bizim medeniyetimiz" dediği İslamı ihya ve iktidar yapma adına, insanın vicdanına dehşet salıyor.
Reformdan geçmemiş bir din, bugün çetecilerin elinde eğilip bükülerek, takla attırılarak insanlık yangınına dönüştürülüyor, dünyanın gözü önünde. Toplu kırım sahneleri, kesik insan başlarıyla top oynama, masum kadınlar, kızlara tecavüz, onların dini referanslı iftiharı.
Günlük yazının dar çerçevesi nedeniyle, ayrıntıya girme imkanım yok. Gerçek dindarlar beni affetsin, ama İslam’da çetelerin iktidar savaşlarında, bu manzaralar hep görülüp yaşandı. Bu bakımdan El Kaide (IŞİD) yeni değil, çeteciliğin iktidar savaşlarında bir devamdır.
İktidar, muktedir olma yollarında İslama takla attırma, çıkara uygun uyduruk dini cevazlar olan takkiye, başka bir deyişle dini entrika, yani çürütmecilik, hep güç olma hırsının hep nihai merdiven basamağıydı. Muktedir olan dininin kurallarını, kaide, günah ve sevaplarını da kendisi tayin ediyor, bunla önünü açıyordu.
Peygamberden sonra, ona vekaleten iktidar olan dört Halifeden yalnız biri (Ebubekir) yatağında ruhunu teslim etti. Öteki üçü, "daha has Müslüman" olduğu iddiasındaki takkiyecilerin entrikalarıyla katledildi.
Ömer’in katlini yerinde göstermek için "o Yahudi'ydi" ırkçılığı da bulaştırıldı.
Ali’nin çocukları, torunlarının başına geldiği için, herkesçe bilinen "Kerbela katliamı" da İslam tarihinde ilk değil, zincirin halkalarından biridir. Devamı ise hiç eksilmedi. Bugün Suudi Arabistan’da hükümran olan Suud ailesinin dedeleri tarafından, yakın tarihte yapılan katliam, Kerbela'yı aratmayacak cinstendir.
Yaşadığımız coğrafyaya gelince: Osmanlı Sultanlarının, yeni doğmuş bebekler dahil, oğullarını, kardeşlerini katletmesi de, kendi dinlerinin cevazı, güne uygun uydurulmuş fetva sonucuydu.
Çünkü, onların dini de kendilerinceydi. Çıkarları doğrultusunda her gün yeniden değişiyordu.
TC kurulurken ırkçılık, dini temele dayandırıldı. "Müslüman olan herkes, Orta Asya’dan gelmiş Türk oğlu Türk" ilan edildi. Bu da takkiye dediğimiz, çürütmeci taklacılığın son şekliydi.
IŞİD kendisinden olmayanın katlini dine uygun, tecavüzleri helal sayıyor ya, Ermeni katliamı da, dine hizmetti. Ermeni katledenlere, cennete ek olarak malları, mülkleri ganimet olarak sunuluyordu. Bugünkü Türk zenginlerinden kimilerinin ilk sermayesi, bu ganimettir.
1935’deki Yahudi sürgününe, 1942’deki 'Varlık vergisi' ve 6-7 Eylül 1955’deki ırkçılığa dini gömlek geçirilerek, "gavura ders verme" denildi.
Yine, ırkçı histeriyle 1920’de başlayıp 1940’a kadar süren Kürt kırımı ve yangınlar, dinle teşvik edildi. Kürtlerin malı ve kadınları ganimetti. Buna karşı çıkan tek bir vicdanın sesi duyulmadı. Çünkü gerçek din ve dindar yok, El Kaide (IŞİD) benzeri "ben ganimet yollarında dümenime bakarım" diyen inanç, dindarlık adına, gücün hizmetindeydi.
Maraş ve Çorum’da, mallarına göz diktikleri Kürt Alevilerin karşısında, 1978’de "Allahsız Komünistlere karşı cihat" naralıydılar. Buralarda IŞİD’in "Allahu ekber" sloganıyla katlediyor, tecavüz edilecek kadın, kız arıyorlardı.
Aynı ruh, günümüzde linç edilecek Kürt izi sürüyor, sokaklarda.
Kürt ve Alevi çocukları vuruluyor sokaklarda. Başı, yüzü, gözü kapalı direğe tırmanan Kürt anında tesbit edilip avına çıkılıyor, ama sicili, adresi, maaş aldığı yer belli katil, bulunamıyordu.
Bu ruh, 1980’lerden itibaren, Kürdistan’da, din ve ırkçı karışımı sloganlıydı. Kürtler, bu kez "Ermeni dölü" Hizbullah, rejimin dini muhafızıydı. Çetikçi ve yangıncı çeteler arasında, din aşkıyla cinayet işliyorlardı.
Kürtler, günümüzde IŞİD’çı taklacılıkla "Zerdüşti" yani kanları helal…
IŞİD, önce katlediyor, gerekçeleri sonra geliyor. Bir tek düşmanı öldürmek için bombalar patlatarak katliam yapıyorlar.
Roboskî’de, Kürt gerilla lideri Bahoz Erdal aralarında olma ihtimali üzerine, 17 tanesi çocuk 34 kişi katledildi. Katil’e soru bile sorulmadı. Katliam günün ruhuna uygundu, çünkü.
Onun için, IŞİD’in ruhuna hiç yabancı değildir, bu topraklar. Günümüzün, "bizim medeniyet"çileri, o nedenle onları yadırgayıp, insan cigeri yemelerini kınamıyor, tersine yardım ve yataklık ediyor, personel, silah tedarikçisi olarak faaliyet gösteriyorlardı.
IŞİD’cılık, sadece bir sonuç değil, aynı kaptan yiyenlerin yaşama biçimdir.
İslami takkiye, IŞİD, TC ve Kürtler