Bir de, Filistinli bir kadının:
“Ülkemi işgal eden bir devletin sivil kurumlarıyla bile çalışmam” sözleri.
Massada, Ölü Deniz’e yakın kayalardan oluşan bir kale.
Yahudiler, bu kaleyi Roma saldırılarına karşı korunmak için inşa etmişler.
Kral Herodes, korunma ve Musevi neslinin yaşaması için, Massada’ya saraylar kurdurmuş ve efsaneye göre, 1500 Yahudi, Romalılar’ın ablukaya aldıkları kalede 3 yıl boyunca yaşamışlar.
İlgiç bir teknikle karşıdaki vadi dağlarından sular getirilmiş ve yeterli erzak olunca da 3 yıl boyunca dayanabilmişler.
Sonra Romalılar, suyu başka bir yatağa nakledince ve kayalığa yol açınca, Yahudiler Romalılar tarafından katledilmemek için, toplu intihara karar vermişler. İnaçlarına göre intihar günah olduğu için kura çekerek, kuradaki isim kurayı çeken tarafından öldürülmüş ve son kalan iki kişiden biri diğerini öldürdükten sonra, bir efsaneye göre, son kişi toprağa gömdüğü kılıcın üstüne düşerek “kaza süsü” verdiği intiharla, günah işlemediğine inanarak ölmüş ve o dönemde Yahudiler, bu katliamın “son” olduğunun altını çizmek için “Massada artık hiç yenilmeyecek!” demişler.
Massada’yı Ürdün’den ayıran “Ölü Deniz”.
Ancak, tarih bir başka tekerrür etmiş ve dünyada benzeri olmayan “Holocaust” yaşamış Yahudiler.
“Tüm Yahudiler dünyadan temizleninceye kadar” ile başlatılan Holocaust sonrası dünyada yaşayan 12 Milyon Yahudi’nin yarısı Faşizm’in hükmettiği alanlarda yokedilmişler.
Günümüzde 8 Milyon Yahudi’nin yaşadığı topraklar, hem Filistinlilerin hem de Musevilerin 2500 yıl önce yaşadığı topraklar.
Ve o topraklarda, İsrail devleti hüküm sürüyor.
Bazı bölgeleri dışında Filistinlilerin yaşam alanları İsrail’in kontrolünde.
İsrail Devleti Filistin’lilerin yaşadıkları alanlara koridor açarak, devlet kontrolünde yerleşim alanları kurdurmuş. İşgal altındaki topraklarda, başka bir işgal.
İsrail’in dolaysız komşuları, Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye.
Arap ülkelerindeki her kıpırdanış, İsrail için histerik bir reaksiyona tercüme ediliyor.
Almanya’dan İsrail’e göç eden bir bilirkişi, Yahudiler’in Faşizm dönemindeki “Travma”nın devamını yaşadıklarını belirtiyor.
Nerede İslami veya Arap ulusalcılığıyla ilgili bir kıpırdama olsa, bu İsrail’deki Yahudiler için birinci derecede “alarm” kabul ediliyor.
Filistin, “nefessiz kalan bir dünya” diyor bize refakat eden ve Tel-Aviv’de yaşayan bir Filistinli.
Gazze’de yaşayan Filistinliler, Hamas güçlerinin hükmüne ve İslami karanlığına tutsak.
Hamas ve İslami radikal güçlerinin 12.000 İsrailli’nin yaşadığı komşu köylere ve yerleşim birimlerine veya boş tarlalara attığı “hedefsiz roketler”, Gazze’ye uygulanan ambargo’nun nedeni sayılıyor.
1,5 Milyon Gazzeli’nin yaşadığı şerit, dünyanın nüfus yoğunluğunun en yüksek olduğu alan.
Sınırda, 12.000 Yahudi’nin yaşadığı yerleşim birimlerinın sakinleri, sınırları kaldırıp, 1,5 milyon Arap’ı birlikte yaşamaya davet etseler ne olur, sorusunu soramıyorum.
10 metre yüksekliğinde duvar ötesini görmemi engelliyor.
Duvarın iki yakasındaki egemen güçler, biribirine dost değil.
İngiltere’den 4 yaşında gelip İsrail’e yerleşen 70’inde Yahudi bir kadın, “barış için” varlığını ortaya koymuş.
Arap şoförümüz, “Yahudiler’den de iyi insan olduğunun” altını çiziyor.
Belki de uzun vadede barış ve birlikte yaşamak için Filistin ve İsrail topraklarına serpiştirilmiş, “insanca tomurcuklar” bunlar.
Umudun biri de diğer İsrail kentlerinin Kudüs gibi “kör” olmaması.
Tel-Aviv ile Kudüs iki ayrı dünya.
Ramalah ile Nablus tamamen iki ayrı dünya.
Tel-Aviv İsrail’in, Ramallah Filistin’in gördüğüm kentlere oranla “aydınlık” kentleri.
İsrail-Filistin çıkmazı
“Massada artık hiç yenilmeyecek!” Bu söz 10 günlük İsrail ve Filistin yolculuğu sonunda hafızama kaydettiğim birinci cümle.