İşsizlik de büyük cezadır

Forum Haberleri —

23 Temmuz 2020 Perşembe - 23:00

  • Türkiye’de işsizlik oranları çift rakamlı hanelerle zirve yaparak, rekor düzeye tırmanmıştır. Açlık sınırında yaşayan insanların sayısı da bir o kadar kabarıktır. Her geçen gün bu sayılara yenileri eklenmektedir.

ŞÜKRÜ GEDİK

İşsizliğin toplumda yarattığı sorunlara pek fazla takılmadan, sadece oranları rakamlarla açıklayıp geçen TÜİK denilen kurum, saraydaki AKP şefi gibi yalan söyleyerek işsizlik oranlarının düştüğünü açıkladı. Oysa ki bütün veriler bunun tam tersini söylemektedir. Sayıları düşük göstermekle, işsizlik oranları maalesef düşmüyor. Ülke ekonomisini tehdit eder boyutlarda olan işsizlik ve istihdam sorunları önümüzdeki sürecin en temel yaşam sorunlarından biri olacaktır. Türkiye’nin bu hale gelmesinde sorumlu tutulacak tek merci AKP-MHP faşist rejiminden başkası değildir.


Türkiye’de işsizlik oranları çift rakamlı hanelerle zirve yaparak, rekor düzeye tırmanmıştır. Açlık sınırında yaşayan insanların sayısı da bir o kadar kabarıktır. Her geçen gün bu sayılara yenileri eklenmektedir. Korona salgını da işsizliği tetikleyen bir faktör olarak bu kesimleri daha fazla zorlar hale gelmiştir. Yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle işi olanlar da işlerini kaybetmeye başladılar. Toplumun en büyük sorunlarından biri olan işsizlik sorununun çözümüne dair ufukta herhangi bir belirti görünmemektedir.


Ücretli izin yasa tasarısı, torba yasa ile yoldadır. İşvereni koruyan bu torba yasa yasallaşırsa işçiyi daha zor günler bekliyor demektir. İşsizlikten yararlanma fonlarından istifade edemiyor, sigorta payları ödenmiyor. İşçinin mali durumu bir yana, işçinin iş güvencesi de ortadan kalkıyor. Patron istemediği işçiyi kapının önüne koyma yetkisi de var bu torbada. Yani torbada yok yoktur. Anlaşılan o ki, bizim proleter sınıfı, Türkiye’de yaşama şartlarının giderek kötüleşeceği şeklinde özetlenecek yeni bir sürece girecektir. Barolardan sonra işçilerin de defteri dürülecek.
İş cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor. Yani işi olanın iş güvenliği yok, güvencesi yok. İşçilerin işsiz kalma riskiyle karşı karşıya geldiği bu süreçte, genç nüfusunun iş bulma imkanları daha da azalmıştır. Özelliklede okumuş, okuldan mezun olmuş gençliğin hayata atılmaları, istihdam edilmeleri ciddi bir sorundur. Üniversiteler adeta işsiz üretme atölyelerine dönüşmüştür. Üniversite okumak bir dert, mezun olduktan sonra işsizler ordusunun elemanı olarak ortada kalmak ayrı bir dert. Çalışabileceği iş yok, iş bulma umudu da yok oluyor. İşsizlik, sadece kişinin kendisine zarar vermiyor, toplumun hastalıklı bir toplum olmasına yol açıyor. Bir insanın işsiz olması insanlıktan çıkmasıyla eşanlamlıdır. İşsizlik, insana verilecek en büyük cezadır. Cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlüye verilen cezalardan daha ağır bir cezadır işsizlik cezası. AKP-MHP faşist rejimi bu toplumu işsiz bırakarak cezalandırıyor. KHK ile (kanun hükmünde kararname) aydınları, akademisyenleri, işinden aşından ediyor, insanları ekmeğe muhtaç ediyor.


İşsizliği bir cezalandırma yöntemi olarak ele almak gerekir. İşsizliği yaratan devletin kendisidir, işsizlikle mücadele işi de devlete bırakılıyor. Bu tam bir paradokstur. Faşist rejim bilerek insanları işsiz bırakıyor. Kanunlarla, kararnamelerle insanları işinden ediyor, karın tokluğuna dahi iş bulamaz hale getiriyor. Mevcut işçiyi de köle statüsünde tutuyor. İşçinin, emekçinin boynuna değirmen taşı geçirilmiştir. İşçi sınıfı sağına soluna bakamaz, ağır yükün altından kalkamaz duruma gelmiş ve sistematik olarak ezilmektedir. İşçi ve emekçi sınıfının sıfırlanması halinde toplumun devrimci dinamiği de ortadan kalkmış olacaktır. Faşist rejim kendisini sağlama alma stratejisinin bir parçası olarak işçi sınıfını ele alıyor. İnsanı işsizlikle, açlıkla terbiye ediyor. “Pavlov’un köpekleri” muamelesi yapıyor


İşçi sınıfı: tarihte oynadığı devrimci rolünden asla vazgeçmemelidir. Kendisini yaşatmayan faşist iktidardan hesap soracak gücü fazlasıyla vardır. Bu uyuyan devin mutlaka uyanması gerekir. AKP-MHP faşist rejimi yıkılmadığı müddetçe hiç bir kesimin rahat olmayacağı görülmektedir. Özelliklede işsiz gençlik iş arama kurumlarının kapısında durmakla kendi geleceğini heba etmemelidir. Toplumdaki öncülük rolüne sahip çıkmalıdır. Daha radikal arayışlara yönelmediği müddetçe iş dilencisi olmaktan kurtulamayacaktır. Faşist iktidar insana yatırım yapmaktan ziyade savaşa yatırım yapmaktadır. Türkiye, eldeki kaynaklarını Libya’da, Suriye’de, Irak’ta kirli savaşta tüketirken, işsizlikle mücadele edeceğini kimse sanmasın. Başta gençlik olmak üzere diğer kesimlerin iş beklemekle, yaşamlarını dondurmakla zamanlarını boşuna harcamasınlar. Özgürlük saflarına yönelerek kendi geleceklerini kendi elleriyle örsünler.


İşçisi, köylüsü, faşizmden ve sömürü düzeninden zarar gören bütün toplumsal kesimlerin daha radikal mücadele yöntemlerine yönelmeleri kaçınılmazdır. Bu faşist sistem ortadan kaldırılmadığı müddetçe sorunlar çözemez, çünkü bu faşist sistem sorun üretmenin aygıtıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.