
Süryani kimliğinin tarihsel oluşunun ele alındığı Antropolog Dr. Su Erol'un "Mazlum ve Makul: İstanbul Süryanilerinde Etno-Dinsel Kimlik İnşası ve Kimlik Stratejileri" kitabı İletişim Yayınları'ndan çıktı. Kitap iki bölümden oluşuyor. Yüksek Lisans tezini Mardin'deki Süryaniler üzerine yazan Su Erol, kitabında İstanbul Süryani cemaatinin kimlik stratejileri ve etno-sosyal ilişki ağları hakkında tasvirler sunuyor. Yazar kitabında aynı zamanda toplumsal konum ve çelişkilere, iş dünyasındaki deneyimlere, dinî ritüellere, aile ilişkilerine, gündelik deneyimlere, kuşak farklılaşmasına da yer veriyor.
Anadolu, Avrupa ve İstanbul Süryaniler'i arasında ki farklıklara da değinen yazar özellikle diasporada yaşayan Süryanilerin kendileri "Asuri" olarak adlandırıldığını söylüyor. Yazar bu durumu şöyle değerlendiriyor: "Genel olarak söyleyecek olursak sivil yurttaşlık, hak ve demokrasi taleplerini öne çıkaran Süryaniler kendilerinin tarihsel olarak Asurlulardan geldiklerini iddia ediyorlar. Bu 19. yüzyılda başlayan modern milliyetçilik akımlarından etkilenmiş, literatürde 'revivalist' hareket denilen 'yeniden diriltmeci' bir yaklaşım. Günümüz Süryanileri ile Asuriler arasında bir bağ kurma konusu elbette diğer tüm geç dönem milliyetçiliği örneklerinde gördüğümüz gibi sorunlu bir yaklaşım, böyle bir etnik bağı ve devamlılığı bilimsel olarak ispat etmek mümkün değil. Bu tezi 20. yüzyılın başlarında Naum Faik ve Aşur Yusuf gibi Süryani aydınları ürettiler. 20. yüzyılın başlarında yaşanan büyük altüst oluşlardan sonra geriye çekilen Asurilik konusu, özellikle Avrupa'daki Süryani diasporasının etkinleşmesiyle birlikte yeniden gündeme geliyor."
Oysa Erol, nüfusu 25 bine düşmüş bu kadim halkın 17 binin İstanbul’da yaşadığını hatırlatarak kırsal ve otantik olarak etiketlendirilen grubun yüzde 68’inin metropolde yaşadığına ve göç ettikleri kentte kimliklerini oluşturmanın yanı sıra koruma mücadelesi de verdiklerine dikkat çekiyor.
Yazar Su, Ermeni-Süryani ilişkilerine de değinerek, "Her iki toplum da Hıristiyan dünyası içerisinde mezhep açısından birbirine en yakın topluluklar aslında. İkisi de monofizit öğretiye bağlı ve aynı coğrafyanın insanları. Bu açıdan bir yakınlık olsa da tarihsel açıdan çatışma da söz konusu" diyor.
Süryani halkının Osmanlı devleti tarafından soykırıma uğratıldığı Seyfo katliamına da değinen Su Erol, katliamla ilgili iki tür algı olduğunu söyleyerek şunları ekliyor: "Birincisi tamamen unutma ya da unutmaya çalışma durumu. Kuşaklar arasında hafıza aktarımı yapılmıyor. Daha milliyetçi kesimler, özellikle Batı'daki Süryani diasporası ise Seyfo'yu çok daha fazla vurgulama ihtiyacı duyuyor. Çünkü soykırımın tanınması onlar için Süryani kimliğinin devamını ve geleceğini garantiye alacak en önemli unsur."
KÜLTÜR SERVİSİ