Kent genelinde hiçbir sarsıntı olmasa dahi yıkılma tehlikesi bulunan 'tabut bina' sayısı bin 238

  • Kaçak yapılar, eksik ve kalitesiz malzeme kullanımı, dayanıksız kolonlar ile miadını doldurmuş yaşlı binaların tartışıldığı İstanbul'da dün 7 katlı bir binanın üç katı çöktü; iki kişi hayatını kaybetti.

 

 

İstanbul'un Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'ta bulunan bir binada sabah saatlerinde kısmi çökme meydana geldi. 7 katlı binanın ilk üç katı, henüz belirlenemeyen nedenle çöktü. Ekiplerin çalışmasıyla enkazdan 11 kişi kurtarıldı, iki kişinin ise cansız bedenine ulaşıldı.

Maltepe'de dün sabah saatlerinde 7 katlı bir binanın alttaki üç katı çöktü. Binanın üstteki dört katı yana yattı. Çöken katlarda yapılan arama kurtarma çalışmalarında enkazdan iki kişinin cansız bedeni çıkarıldı. Üçü çocuk, 11 kişi kurtarıldı. Kalan üç kişiyi arama kurtarma çalışması, binanın tamamen çökme riskine karşı durduruldu. Binanın giriş katındaki tekstil atölyesinin boş olduğu öğrenildi.

İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Gül, gazetecilere, binanın 1987'de inşa edildiğini, zemin artı 6 kat olduğunu, zeminin dükkan, diğer 6 katın da daire olarak kullanıldığını söyledi. Binada toplamda 12 dairenin bulunduğunu anlatan Gül, "Nüfus sistemindeki kayıtlara göre toplam yaşayan kişi sayısı 33. Dairelerden zemin artı iki kattaki dört daire çökme neticesinde zarar görmüş. Bunun neticesinde bizdeki kayıtlara göre dört dairede toplam 14 kişi kayıtlı görülüyor. Bazen misafir olarak gelen hemşehrilerimiz, bazen de dairede yaşayıp dışarıda bulunan hemşehrilerimiz olabiliyor" diye konuştu. Gül, tahliye edilen vatandaşların AFAD'ın temin ettiği otelde konaklayacaklarını; enkazdan çıkarılan vatandaşların hayati tehlikelerinin olmadığını söyledi. Gül, çökme meydana gelen yapının çevresindeki riskli binaların da boşaltıldığını, alanı olabildiğince stabil hale getirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Soruşturma başlatıldı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, bir cumhuriyet başsavcı vekili ve bir cumhuriyet savcısı görevlendirildi.

Çöken binanın planlaması, inşası ve tadilatı süreçlerinde kamu görevlilerinin ihmali, kusuru ve sorumluluğunun olup olmadığını tespit etmek için 2 mülkiye müfettişi görevlendirdi.

İlave katlar çıkılmış

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan ise "Bina 1987 yılında yapılmış. Bodrum zemin ve üstündeki iki kat o günün mühendisliğiyle, o günün imar planları gereği doğru bir bina yapılmış fakat sonradan ilave katlar çıkılmış" dedi.

Depremi beklemeden

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, binalardaki çökmelerin, yapı güvenliğinin yalnızca deprem sırasında gündeme getirilecek bir konu olmadığını "bir kez daha gösterdiğini" söyleyen bir açıklama yaptı. Odanın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, yapı sağlığı izleme ve deformasyon ölçme sistemlerinin "bir an önce" kurulması çağrısında bulunuldu. TMMOB'un açıklamasına göre zemin koşulları, çevresel etkiler, binanın kullanım biçimi, yapıda sonradan yapılan değişiklikler ve zamanla oluşan deformasyonlar yapıların güvenliğini etkileyebiliyor. Oda, bu nedenle yapıların yalnızca inşaat sırasında değil, kullanım ömrü boyunca düzenli olarak kontrol edilmesi, ölçülmesi ve izlenmesi, risk tespit edildiğinde ise müdahale edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bin 238 'tabut bina'

Maltepe'deki çökmenin ardından kaçak yapılar, eksik ve kalitesiz malzeme kullanımı, dayanıksız kolonlar ile miadını doldurmuş yaşlı binalar kamuoyunda tekrar tartışma konusu oldu. Kent genelinde hiçbir sarsıntı olmasa dahi kendi ağırlığını taşıyamayarak yıkılma tehlikesi bulunan ve 'tabut bina' olarak adlandırılan yapı sayısının bin 238 olduğu belirlendi.

Konuya ilişkin Evrensel'e konuşan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Başkanı Selçuk Uluata, denetim mekanizmalarındaki boşluklara dikkat çekti. TÜİK verilerine dayanarak Türkiye ve İstanbul genelindeki konut stokuna ilişkin veriler paylaşan Uluata, "2020 TÜİK verilerine göre o dönem içerisinde toplamda 25 milyon konut var. Bunun 4 milyon 755 bini İstanbul'da bulunuyor. İmar barışından ise yaklaşık 320 bin İstanbul'da faydalanan konut sayımız var. Kritik olan nokta şu: 2000 öncesi İstanbul'da yapılan yapı sayısı 2 milyon 250 bin. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı da meclise verilen soru önergesinde İstanbul'da ufak bir depremde 600 bin konutun yıkılacağını düşünüyoruz diyor" dedi.

Uluata, 2018'de çıkarılan 'imar barışı' ile denetimsizlik alanının oluştuğunu vurguladı. İmar affına giren konutların statik sorumluluğunun 2024'te Anayasa Mahkemesi kararıyla kamusal bir görev olarak tanımlandığını belirten Uluata, belediyelerin kadro yetersizliği ve siyasi kaygılar nedeniyle performans analizlerini zorunlu kılmada geri adım attığını ifade etti. Uluata, binanın yıkılmasına yol açabilecek süreçle ilgili "Eğer bir yapının üzerinde kaçak bir eklenti varsa bunun ivedilikle belediyeye bildirilmesi gerekiliyor. Belediye de ilgili teknik görevlileriyle o yapıya gidip denetlesin. Şu anda yıkılan bina belki bu çerçevede denetlenmiş olsaydı böylesi bir olay yaşanmazdı" ifadelerini kullandı.

Her yıl ortalama 10-15 bina

İstanbul'da sıkça gündeme gelen deprem riskinin yanı sıra Kartal Yeşilyurt Apartmanı ve son yıllarda Küçükçekmece ile Bahçelievler'de yaşanan kendiliğinden çökme vakalarını anımsatan Uluata, İstanbul'da her yıl ortalama 10-15 binanın bu şekilde çöktüğüne dikkat çekti. Kamu eliyle kapsamlı bir envanter çalışması yapılması gerektiğini belirten Uluata, binalardaki “malzeme yorulmasının” da tespit edilmesi için çağrıda bulundu.Temel meselenin periyodik kontrol ve yapı güvenlik sertifikasının çıkartılması olduğunu vurgulayan Uluata, “Kiralama ve satın almada yapı güvenlik belgesi olmayan hiçbir işlem yapılmamalı. Belki insanlar dairelerini satamayabilir, belki kiralayamayabilir" diyerek can güvenliğinin her şeyin üzerinde olduğunu söyledi. İSTANBUL