- DEM Parti, Adalet Bakanlığı önündeki basın açıklamasında, adaletsizliğe dair her yolun Adalet Bakanlığından, demokrasiye ve barışa dair de her yolun ise İmralı'dan geçtiğini ifade etti.
DEM Parti, Halkların Demokrasi Partisi (HDP) siyasetçilere yönelik 4 Kasım 2016'daki siyasi tasfiye darbesinin 10. yıl dönümü nedeniyle Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli'nin yanı sıra çok sayıda milletvekili de katıldı. Burada konuşan Sezai Temelli, Adalet Bakanlığına çağrı yaparak siyasi tutsakların bir an önce serbest bırakılmasını istedi. HDP'ye operasyonun yargının siyasete tarihteki en büyük müdahalesi olduğunu vurgulayan Temelli, "O günden bugüne ülkenin her yerini büyük bir adaletsizlik kaplamıştır. Artık buna son verme zamanı gelmiştir. Mahkemelerin siyasete müdahale etme anlayışından kurtarılması gerekiyor. İddianamenin içinde hiçbir delil yoktur ama bizim eşbaşkanlarımız ve arkadaşlarımız 10 yıldır cezaevinde. Mahkemeler hukuk tanımıyor, AİHM kararlarını tanımıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil" diye konuştu. Türkiye'nin 27 yıldır İmralı tecrit sitemi altında olduğunu ifade eden Temelli, "2016'daki siyasi darbenin de dayandığı referans buydu. İstisnayı hukuk anlayışıyla buralara kadar geldik ama şimdi bir sürecin içinden geçiyoruz, dolayısıyla dönüp geçmişi muhasebesini yapıp tüm bu sorunlardan kurtulmak için çok önemli bir fırsat var karşımızda" dedi.
İmralı kapıları açılsın
Barış Anneleri'nin Ankara'daki eylemleri ve görüşmelerine değinen Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Barışın bir an önce hayata geçmesi, tıkalı olan bütün yolların açılması için Ankara'dan büyük bir çağrıda bulundular. Adalet Bakanlığına geldiklerinde çok önemli bir mesaj da verdiler, 'Biz İmralı'ya gitmek istiyoruz. Sayın Öcalan ile görüşmek istiyoruz' dediler. Biz de istiyoruz. İçeride binlerce dilekçemiz var İmralı'nın kapılarının artık tamamıyla açılmasını istiyoruz, çünkü bu sürecin asıl aktörü, muhatabı Sayın Öcalan'dır. Dolayısıyla ortada bir müzakere varsa bu müzakerenin bir an önce demokratikleştirilmesi gerekiyor. Sayın Öcalan'ın yaşam ve çalışma koşullarının bir an önce özgürleştirilmesi gerekiyor ve bu sayede ancak demokratik bir müzakere sağlıklı ilerleyebilir. Anneler, İmralı'ya gitsinler, siyasetçiler İmralı'ya gitsinler, akademisyenler, gazeteciler toplumda bu meselelerle ilgilenen her kesim bu müzakerenin bir parçası olsun ki Türkiye özlemini duyduğu barışa kavuşsun. Nasıl ki adaletsizliğe dair her yol Adalet Bakanlığından geçiyorsa demokrasiye ve barışa dair de her yol İmralı'dan geçiyor."
Biz de bakanlığa soruyoruz
Gülistan Kılıç Koçyiğit ise Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın üzerinden iki yıl geçtiğini hatırlatarak, siyasi tutsakların serbest bırakılmamasının toplumda soru işaretlerine neden olduğunu vurguladı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla infazları yakılan siyasi mahpusların olduğu yerde, kayyum uygulamasında ısrar eden bu anlayışla nasıl olacak, diyorlar. Yargı eliyle siyaseti dizayn etme operasyonlarında vazgeçmeden nasıl olacak sorusunu soruyorlar. Biz de buradan AKP iktidarına ve onun Adalet Bakanı'na sormak istiyoruz. Hasta tutsakların cezaevinden salınmamasını, Adli Tıp'ın halâ siyasi saiklerle, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan mahpuslara cezaevinde kalabilir raporu vermesini nasıl değerlendirelim" diye sordu.
Güveni tesis edin
Adalet Bakanlığına, toplumun sürece güvenini sağlama çağrısı yapan Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları söyledi: "Yargının verdiği hukuksuz kararların arkasında durmayarak, AİHM kararlarını, AYM kararlarını hiçe sayan yargı mensuplarını ortaya koyarak bu sürece güveni tesis edebilirsiniz. Bu ülkede tutuklu ve hükümlü sayısı yarım milyona varmış durumda. Suçlu yaratan bir sistem. Konuşanı, yazanı, çizeni cezaevine koyuyorsunuz ama bir taraftan da bu ülkeyi belki 60 yıl belini doğrultamayacak şekilde ekonomik yapısına, toplumsal düzenine, adaletine darbe üzerine darbe yapıyorsunuz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu ülkede her hukuksuzluğun karşısında durmaya devam edeceğiz." ANKARA