- Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu’ndan Deniz Bakır, ‘evde kalın’ denilmesine rağmen sadece İstanbul’da 4 milyon işçinin işe gitmek zorunda bırakıldığını söyledi.
Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu'ndan Deniz Bakır, salgının toplumsal bir trajediye dönüşmemesi için dayanışma ağlarını örgütleyerek büyüteceklerini ifade etti.
Koranavirüsü salgınının yarattığı riskler ve çalışanların yüz yüze kaldığı sorunlara dikkat çekmek ve bu noktada çözüm geliştirmek amacıyla geçtiğimiz günlerde İstanbul, Ankara ve İzmir gibi yerlerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kentte Tüm Çalışanlar İçin Sağlık Platformu kuruldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, işçi ve memur sendikaları, akademisyenler, yazarlar, sanatçılar ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişi ve örgüt söz konusu platformda yer aldı.
Platform yürütücülerinden Deniz Bakır, duyarlı olan herkesin içerisinde yer alabileceği platformun amacı ve yürüteceği çalışmalar hakkında MA’dan Semra Turan’a konuştu. “Evde kalın” çağrısı yapanların bir yandan da “çarklar dönsün” diyerek işçileri çalıştırdığına dikkati çeken Bakır, yalnızca İstanbul’da 4 milyon işçinin işe gitmek zorunda kaldığını aktaran Bakır, “Durum böyle olunca salgın tüm toplumu çemberine alan bir riske dönüştü. Biz de bu sorunun böyle yönetilemeyeceğini ön görerek, işçileri emekçileri içine almayan salgınla mücadele politikasının hiçbir biçimde çözüm gücü olmayacağını gördük ve harekete geçtik” dedi.
Yaşamsal olmayan üretim
Bunun için de taleplerin yer aldığı 12 maddelik bir rapor yayınladıklarını hatırlatan Bakır, taleplerinin merkezinde, yaşamsal olmayan gıda ve sağlık sektörleri dışında üretimin derhal durdurulması ve üretimde durdurulmayan gıda ve sağlık sektöründeki çalışanlarında güvence altına alınmasının yer aldığını belirtti. Bakır, yine salgınla mücadelenin şeffaf yürütülmesini de raporlarında yer verdiklerini ifade etti.
Pratik bir hatın örgütlenmesi
Salgın sürecinde yaşanan sorunlara karşı örgütlenmeyi amaçladıklarını belirten Bakır, “İşçi ve emekçilerin sesini toplu bir şekilde çıkması önemlidir. Bu sesi ve talepleri öne çıkaran pratik bir hattı örgütlemeyi amaçlıyoruz” dedi. Çalışmalarının İstanbul’da yoğunlaştığı bilgisini de veren Bakır, “Her cuma günü sokaklarda taleplerimizi dilendirecek eylemler yapacağız. Mahallelerde çeşitli ses çıkarma eylemleri olacak. Önümüzdeki haftalarda 1 Mayıs çalışmasını örgütleyeceğiz. 1 Mayıs’ta salgınla mücadele taleplerini dillendireceğiz” şeklinde konuştu.
Dayanışma ağlarının önemi
İnsanlar gerçekten çok zor durumda olduğunu, salgının bir toplumsal trajediye dönüşmemesi için dayanışma ağlarını sürdüreceklerini vurgulayan Bakır, “Bu çapta bir sorunun dayanışma ağları üzerinden çözümü mümkün değil. Bunun için salgınla mücadele politikası değişmeli. Kaynaklar, emekçilerin yaşamını eksen alan biçimde düzenlenmeli” dedi. Halk sağlığı politikalarının devreye konulması gerektiğine işaret eden Bakır, şunları ekledi: “Böyle bir durum siyasi iktidarın vizyonunda yok. Bugüne kadar ki uygulamalar bunun göstergesi. Bu nedenle tüm emek güçleri ve dostları, kendi talepleri ile harekete geçmesi büyük önem taşıyor. Bir yandan birliğimizi büyütmeye, bir yandan taleplerimizi yaygınlaştırmaya çalışırken, bir yandan da gerekirse grev dahil üretimden gelen gücümüzü kullanmaya dönük bir süreci hayata geçirmeyi tartışacağız. 1 Mayıs bu bakımdan önemli olacak.” İSTANBUL