HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, Kürt sorunu çözülmeden diğer sorunların çözüme kavuşturulmayacağını belirterek, “Toplumsal uzlaşıdan, demokratik müzakereden, onurlu bir barıştan bahseden mesajlar gelmiştir. O yüzden diyoruz ki bu meselenin çözümü için Öcalan’a kulak verin” dedi.
AKP-MHP blokunu geriletme mücadelesinin, uzun soluklu; İstanbul seçiminin de önemli bir uğrağı olduğunu söyleyen HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, şunları altını çizdi: ”HDP olarak 23 Haziran’da da tüm halklarımızla, emekçilerle, kadınlarla birlikte YSK marifetiyle el konulmuş, çalınmış belediyeyi geri alma mücadelemizi sürdüreceğiz.”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu. AKP’nin her geçen gün militarizme dört kolla sarıldığını, yine her seçim öncesi olduğu gibi 23 Haziran seçimlerinden önce de sınır ötesi saldırı başlattığını kaydeden Eşbaşkan Temelli, ”Efrîn’de olduğu gibi, sivillere saldırılar var. Burada yaşayan halk göçe zorlanıyor, içeride anlatılan hikaye başka ama oraya gittiğinizde gerçeklik bambaşka. Efrîn’de yüz binlerce insanı yerlerinden yurtlarından ettiler, zeytinleri talan ettiler şimdi de Pençe Harekatı ile insanları yerlerinden yurtlarından ediyorlar. Pek çok sivil hava bombardımanından etkileniyor, hayatını kaybediyor. Bu kirli pazarlığına devam eden AKP kendisini de ifşa ediyor. İşte S-400 ne işe yarayacağı belli değil. Çözümsüzlüğün adı Kürt düşmanlığı. İçeride ve dışarıda Kürtlere karşı savaş politikaları ile bir çözümsüzlük politikasını sürdürmeye devam ediyorlar” dedi.
Öcalan çözümü hatırlatıyor
İktidarın savaş ısrarına karşı barış, demokratik çözüm ve müzakere demeye devam edeceklerini ifade eden Temelli, şunları söyledi: ”Sayın Öcalan’ın mesajları ile kamuoyu toplum buluşmuştur. Önemli mesajlardır. Tam da bu çözümsüzlüğe karşılık bir çözümü işaret eden, bir çözümü yeniden bize hatırlatan mesajlardır. 2013’ü bize işaret etmiştir. 2013’ten bugüne yapamadıklarımızla bizi yüzleşmeye davet etmiştir.
Kürt meselesi çözülmeden olmaz
Ülkede bir Kürt meselesi var. Kürt meselesinin çözümü olmadan diğer meselelerin çözümünün olmayacağını, geride bıraktığımız 4 yılda hep birlikte yaşadık. Bu meselenin çözümü muhatapları ile olur. Kürt meselesinin çözümünde bakacağınız muhatap Sayın Öcalan’dır. Hem 2 Mayıs hem 22 Mayıs’ta Ada’dan gelen mesajlar da bizim tezimizi doğrulamıştır. Toplumsal uzlaşıdan, demokratik müzakereden, onurlu bir barıştan bahseden mesajlar gelmiştir. O yüzden diyoruz ki; bu meselenin çözümü için Öcalan’a kulak verin, Öcalan ile konuşun. Kendisini demokratik siyasetin içinde gören tüm partilere, STK’lere bu çağrıyı yapıyoruz.
Bu iktidara rağmen mümkün
Biz ortak vatanımızda demokratik cumhuriyeti var etmek istiyorsak o zaman çözümün parçası olmak zorundayız. Bu iktidarın yaptırımlarına mahkum değiliz. Bu iktidara rağmen AKP-MHP faşist bloğuna rağmen demokratik çözümü demokrasi güçleri ile var edebiliriz, var edeceğiz de. Şimdi onurlu bir barışı inşa etmek zamanıdır. Şimdi demokratik cumhuriyeti inşa etme zamanıdır. O yüzden de demokrasi ittifakı diyoruz. O yüzden de herkesi demokrasi ittifakında buluşmaya çağırıyoruz.
Herkes katkı sunmalı
Eşit yurttaşlık temelinde, demokratik bir anayasa için çoğulculuğu gözeten, laik demokratik bir toplumu gözeten bir anayasa yapalım. Parlamento çatısı altında olan bütün milletvekillerinin sorumluluğudur ama sadece bu çatının altında sıkışmamalı. Her yerde, herkes buna katkı sunmalıdır. Gelin hep birlikte toplumsal barış için adım atalım. Demokrasi ittifakında buluşanlar mutlaka bu ülkede iktidar olacaktır, halkın iktidarını var edecektir. Evet bizim yolumuz budur, asla bu yoldan vazgeçmeyeceğiz. Dönen dönsün yolundan biz dönmeyiz.”
https://twitter.com/HDPgenelmerkezi/status/1138475981965017088ANKARA
İstanbul’daki kayyumu süpüreceğiz
https://twitter.com/HDPgenelmerkezi/status/1138436675389067264İstanbul’da 23 Haziran’da yapılacak seçimin önemli olduğunu belirten HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, aslında bu seçimin haklı bir gerekçesi olmadığını, YSK marifetiyle oluşturulan bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. AKP-MHP adayı Binali Yıldırım’ın nedense Amed’de kampanya yaptığını ‘Kürdistan mebusu’ dediğini, Kürtçe konuşmaya çalıştığını kaydeden Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Diyarbakır, Diyarbakır olalı böyle bir Kürtçe duymamış, bir kişi anlamış o da Mehdi Eker. Oysa 31 Mart’a giderken AKP Başkanı Erdoğan meydan meydan ‘defolun gidin, Kürdistan orada’ diye bağırıyordu. Her gün terörist ve defolun hakaretlerine maruz kaldık ama Allah’ın işine bakın geçen Çavuşoğlu’nu Kürdistan’da gördük, hem de Çavuşoğlu demokrasi şehitlerinin anıldığı törendeydi. Çavuşoğlu bilinmeyen bir dilde konuşulan bir yemin törenini izliyordu.
Kürtçe tabelaları söktüler
Biliyoruz, bu Meclis’te Kürtçe konuşulduğunda ‘bilinmeyen bir dil’ diye hakaret ettiniz. 3-5 oy ya da kirli pazarlıklarınız için hiçbir şey olmamış gibi Kürdistan diyorsunuz, Kürtçe konuşuyorsunuz, Kürtçe konuşanları saygı içinde dinliyorsunuz. Tam bunların konuşulduğu günlerde Tatvan ve Bitlis’te tabelalar iniyordu. AKP’nin belediye başkanlarının meşruiyetleri her zaman sorgulanacak. Bunlar seçilmediği, atandığı, hile ile orda oturdukları için de utanmadan o tabelaları indirebiliyorlar. Evet tam o günlerde belediye başkanları Tatvan’da, Bitlis’te Kürtçe tabelaları indirdiler. Tam o günlerde tabela Dersim olsun diyen belediye kararı, valilik tarafından engellendi. Birkaç kelime Kürtçe konuştunuz diye Kürt halkı nezdinde bir değeriniz, itibarınız olmayacak. Çünkü bu sözlerle Kürtçe konuşma girişimi samimiyetsizdir, çıkar amaçlıdır. Kürtçe seçim yatırımlarına, gündelik politikalara maske yapılacak bir dil değildir. Yapılması gereken Kürtçe anadilde eğitimin önünü açmaktır.
Amacımız AKP-MHP’yi geriletmektir
İşte İstanbul seçimleri böyle bir atmosferde sürüyor. Az bir süre kaldı İstanbul seçimlerine, hala bizim tavrımızı soranlar var. Her seferinde söyledik, ama ısrarla söylemeye devam edeceğiz. Bizim tavrımızı soranlara bir kez daha söyleyeyim; Nerede bir kayyum varsa onu süpürmeye devam edeceğiz. Duyduk ki İstanbul’da bir kayyum var, onu da süpüreceğiz. Algı yöneterek, akıl karıştırmaya çalışıyorlar. HDP’ye rağmen HDP’yi konuşuyorlar. HDP, ilkeli siyaset demektir. Bizim amacımız AKP-MHP blokunu geriletmektir. Bu, uzun soluklu bir mücadeledir. İstanbul seçimi bu mücadelenin önemli bir uğrağıdır. HDP olarak 23 Haziran’da da tüm halklarımızla, emekçilerle, kadınlarla birlikte YSK marifetiyle el konulmuş, çalınmış belediyelerimizi geri alma mücadelemizi sürdüreceğiz. Eğer İstanbul seçmeniyseniz buradan herkese sesleniyorum; nerede olursak olalım 23 Haziran’da İstanbul’da olalım, oyumuza, irademize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkalım.”
Kayyum sonrası memnuniyet
Kayyumlardan geri aldıkları kentlere gerçekleştirdiği ziyaretleri hatırlatan Temelli, “Kayyumları süpürdükten sonra ilk ziyaretimizdi. Halkımız, herkes çok mutlu, bir ferahlık bir temizlik gelmiş. Kayyumlar döneminde belediyelerin önünde beton bariyerler, zırhlı araçlar, silahlı güçler vardı. Güvenlik güçleri adı altında belediyelerimiz adeta ablukaya alınmış, garnizona dönüştürülmüştü. Bunlardan hep birlikte kurtulduk. Tabii yine de bu garnizon aklıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar” dedi.
Belediyeler önüne getirilen X-ray cihazlarına tepki gösteren Temelli, bir suçlu aranacaksa kayyumların peşine düşmeleri gerektiğini belirtti. Temelli, “Cizre’de de söyledim; bizden suçlu çıkmaz. Suçları bütün çıplaklığıyla ortada. Yapmış oldukları hırsızlıklar, talan hepsi ortada. Tüm bunlara rağmen halkımız eşbaşkanlarımız da meclis üyelerimiz de büyük bir moralle şevkle işlerinin başındalar” diye konuştu.
Klimayı bile çaldılar
https://twitter.com/HDPgenelmerkezi/status/1138447133483421698Kayyumların icraatlarına değinen Temelli, kayyumların hırsızlıkta, yolsuzlukta sınır tanımadığını ifade etti. Temelli, şu örneği verdi: “Daha önce anlatmıştım bizim bir Van ve halı hikayemiz var. Halı hala gelmedi ama Silopi’de halıdan daha ilgincini gördük. Ne olabilir diye düşüneceksiniz. Çok ilginç bir hikaye ile karşılaştık. Silopi’ye gittik hava 40 derece, salon hınca hınç dolu, klimalar çalışmıyor. Dedim herhalde bu kadar borç var, bizim belediye tasarruf ediyor. Başkana, ‘sen yak klimayı, serinleyelim’ dedim. ‘Açamayız, kayyum soğutma sistemini çalmış’ dedi. Klimayı götürmüşler. İdil’e geçtik, ‘belediye binası yok, kültür binasını belediyeye çevirdik, orada bir araya geleceğiz’ dediler. ‘Niye’ dedim. ‘Belediye binasını yıktılar’ dediler. Neden yıktılar? Arsayı çalmak için.”
Bunlar sanata düşmanlar
Sokağa çıkma yasakları sırasında yıkılan yerlerden biri olan Amed’in Sur ilçesini de ziyaret ettiklerini belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sur’da çocuk festivali vardı, ona katıldık. Kayyım döneminde bütün festivaller yasaklanmıştı, kültür sanat adına her şey yasak. Çünkü bunlar sanat ve kültür körü. Sanata düşmanlar. Ama Sur’a hayat gelmiş, çocukların sesi gelmiş, çok muhteşem bir konsere katıldık, çocuk korumuzun muhteşem konserine katıldık. Güzel şeyler de oluyor ama HDP ile oluyor.”
Yoksulluktan intihar ediyorlar
Yoksulluk ve işsizliğin giderek yaygınlaştığına dikkat çeken HDP Eşbaşkanı Temelli, şöyle konuştu: ”Bakın son üç yılda bu nedenden 100 insanımız intihar etmiş. Ataması yapılmayan 13 işsiz emekçi de intihar etmiş. Binali Yıldırım, seçim çalışmaları çerçevesinde bayramda Urfa’ya gitmiş. Bir işsiz yanına yaklaşıp iş istiyor. ‘Lafı zurna gibi uzatmayın, söylendi bakacağız’ diyor. İşte insana yaklaşımları bu. Hazine ve Maliye Bakanı ‘ekonomide en kötüsünü geride bıraktık’ diyor her hafta. Ben söyleyeyim; bu kabine meczuplar kabinesi. İçişleri Bakanına da söylemiştim, o kabul etmiş ve ‘evet ben meczubum’ demişti. Yakında Ekonomi Bakanı da kabul edecek.
Yargının halinin itirafıydı
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan ‘Yargı Reformu Stratejisi’nin, demokrasiden, hukuk devletinden ne denli uzaklaşıldığının itirafı olduğunu kaydeden HDP Eşbaşkanı Temelli, ”17 yıldır iktidarda olan bir parti ve onun başındaki insan yargı reformu strateji belgesini açıklıyor. Daha strateji belgesi aşamasındalar, reformu geçtik, hala bir strateji belgesi hazırlıyorlar. 17 yıl sonra bu belgeye baktığımızda aslında yargı konusunda ne denli içler acısı bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu hep birlikte izledik” dedi.
Kendisini yasanın, hukukun üstünde gören Cumhurbaşkanı ve bu mekanizmayı yaratan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne işaret eden Temelli, ”Herkese hakaret ediyor, kendisini eleştirdiğinizde ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret edemezsiniz’ diye dava açıyor. Bu maddeye dokunulmamış, buna dair bir şey yok. Bunu, tek adam reformu olarak nitelendirebiliriz” diye konuştu.
Gizli anayasa TMK kalkmadan
‘Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK), Kürtlere ve muhaliflere karşı uygulanan gizli bir anayasa olduğunu vurgulayan Eşbaşkan Temelli, şöyle devam etti: ”TMK kalkmadan bu ülkede bir yargı reformundan bahsetmek mümkün değildir. Eğer bu ülkede bugün toplumsal barış bu denli tahrip edildiyse bu TMK nedeniyledir. Çünkü bu kanun, toplumsal muhalefete, Kürtlere, demokrasi güçlerine karşı Demokles’in kılıcı gibi sürekli sallandırılmaktadır. Eğer gerçekten yargıda samimi reforma ihtiyaç duyuyorsanız, bakın bizim hazırlığımız var. İsteyin gönderelim, inceleyin. Bizim hazırlığımız toplumsal barış üzerinedir. Toplumsal barışı tahrip eden bütün düzenlemelerden bu ülkeyi kurtarmak üzerinedir.
Reform nasıl olur görün
Demokratik siyasetin önünün açılması, kürsü dokunulmazlıklarının sağlanması, demokratik siyasetten dolayı hiç kimsenin yargılanmaması üzerine hazırlanmış ve toplumsal barışı inşa edecek iddialı bir çalışmamız var. Evet alıp inceleyin reform nasıl olur değişim nasıl olur görün, katkı vermeye hazırız, hazırlığımızı yaptık bekliyoruz. Gelin Meclis çatısı altında müzakere edelim, toplumun beklentilerini bir an önce karşılayalım. Toplumun bu konuda beklentileri yüksektir. İhmal etmeyelim, cezaevlerinde hasta tutsaklar var, çocuklar var. Sendikal haklar yasaklı, grev yasaklı. Vicdani ret hakkı yok. Kadın katliamları almış başını gidiyor. Katilleri yargı koruyor. Yargıda hakim olan erkek egemen zihniyetin kırılmasına yönelik herhangi bir ifadeyi de biz bu belgede göremedik.
Zihniyet için Halfeti’ye bakın
Yargı reformunu konuştuğumuz bu süreçte hangi zihniyetin uygulandığını görmek için Halfeti’ye bakın. 54 insan Halfeti’de gözaltına alındı. Hiçbir mukavemet yok. Gözaltına alındılar ve işkenceye maruz kaldılar. Adeta 12 Eylül hafızası canlandı. Elektrik verildi, darp edildiler. Tecavüz ile tehdit edildiler, yani 12 Eylül cuntasının uyguladığı işkence yöntemlerini biz Haziran’ın ikinci yarısında Halfeti’de gördük. İşkence insanlık suçudur. İnsanlık onuru işkenceyi yenecektir. Bu iktidar işkenceci sıfatına da sahip olmuştur. Halfeti’de yaşanan bu meseleyi takip etmeye devam ediyoruz. Bu işkenceyi gerçekleştirenlerden, bu suçu işleyenlerden hesap soracağız.”