İşte helikopterden atılan köylü

- Helikopterden atılan 7 çocuk babası Servet Turgut’un (55) fotoğrafı, oğlu Hüseyin Turgut tarafından MA’ya verildi. Turgut, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tutulan babasının helikopterden atılmasının ve işkence görmesinin hastane raporunda da yer aldığını söyledi:
Van’da gözaltına alındıktan sonra işkence gördüğü ortaya çıkan Osman Şiban ve Servet Turgut’un, helikopterden atıldıkları hastane raporuyla kanıtlandı. Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban, olay günü askerlerin köy meydanında kendilerine diz çöktürüp ölümle tehdit ettiğini söyledi. Van Baro Başkanı Zülküf Uçar, yapılan vahşeti, “Bu 90’ların da ötesine geçmeye çalışan bir zihniyet. Hiçbir kelime bu zulmün karşılığı olamaz” sözleriyle ifade etti. HDP MYK da yazılı bir açıklama yaparak, 10 gün geçmesine rağmen hiçbir açıklama yapmayan hükümetin hesap vermesini istedi.
Van’ın Çatak ilçesinde Türk askerleri tarafından 11 Eylül’de gözaltına alınan ve iki gün sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde oldukları ortaya çıkan 8 çocuk babası Osman Şiban (50) ve 7 çocuk babası Servet Turgut’un (55) helikopterden atıldıkları belgelendi.
Epikriz raporuna ulaşıldı
İşkence gördüğü fotoğraflarla kanıtlanan, 17 Eylül’de normal servise alındıktan sonra önceki akşam taburcu edilen Osman Şiban’ın, hastane epikriz raporuna ulaşıldı. Raporda, Şiban’ın “Helikopterden düşme sonrası yaralanma” şikayetiyle Van Eğitim Araştırma Hastanesi’ne getirildiği belirtildi. Raporun şikayet bölümünde “Yoğun Bakım” başlığında “yüksekten düşme” belirtilirken, devamında “Yüksekten düşme sorası emniyet tarafından sağlık ekiplerine bildirilerek 112 tarafından acile getirilmiş” denildi.
Helikopterden düşme sonrası…
Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı E.B. imzalı raporun hikaye bölümünde, “yüksekten düşme” şikayetiyle acil servise getirildiği kaydedildi. Şiban’a yapılan müdahalelere yer verilen raporun devamında, “...hasta olay günü acil uzmanınca helikopterden düşme sonrası yaralanma sonrası acile getirildiği belirtilerek yerinde ekonsultasyon (tanı konulmak) istenmiştir. Hasta acilde görülmüştür” ifadelerine yer verildi. Raporla, görgü tanıklarının “Helikopterden atıldılar” bilgisi bir kez daha teyit edilmiş oldu.
Turgut yoğun bakımda
7 çocuk babası Servet Turgut’un (55) hastanedeki tedavisi ise sürüyor. Turgut’un hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Turgut’a dair hazırlanan darp raporunda, askerler tarafından önce özel bir hastaneye ardından Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğü, “İsimsiz hasta yüksekten düşme sebebiyle getirildi. Entübe hasta” notu yer almıştı. “Yüksekten düşme” bilgisinin, bilinçleri kapalı bir şekilde 2 kişiyi hastaneye getiren askerler tarafından verildiği belirtiliyor.
Aileleri yaşananları anlattı
İki yurttaşın ailelerinin hastane önünde bekleyişi sürerken, avukatları işkence uygulayanlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Şiban ve Turgut’un yakınları olayın yaşandığı günü anlattı.
Gördüğü işkence fotoğraflara yansıyan ve hafıza kaybı yaşayan Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban, kardeşinin Mersin’de esnaflık yaptığını ve yaz aylarında mahalleye geldiğini belirtti. Mahallede 6 ev olduğunu ve daha önce yetkililerden aldıkları izin üzerine mahallelerine dönüş yaptıklarını kaydeden kardeş Şiban, “Köye gideceğimizi söyledik. Onlar da hiçbir sıkıntı olmadığını ve köye dönüşlerin ‘serbest’ olduğunu söylediler. Her yıl Mayıs’ta köye gelip 5- 6 ay kalıyoruz. Bu sürede tarlalarımızı ekiyoruz. Kışa yakın Mersin’e gidiyoruz” dedi.
Meydanda diz çöktürdüler
Şiban, olay günüyle ilgili şunları söyledi: “Keşif sonrası askerler indirildi. O gün yaylalara gitmedik. Sadece Servet Turgut tarlasına gitti. Sonrasında helikopter köyün ortasına iniş yaptı ve askerler bizi çağırdı. Meydanda diz çöktürdüler. ‘Buraya terörist gelmiş’ dediler. Biz de ‘bilmiyoruz ve görmedik’ dedik. Kimlik istediler. Kimliklerimizi alıp, ‘Biz köyden gidene kadar burada diz çökeceksiniz, gittikten sonra ayağa kalkacaksınız’ dedi.”
İkinci kez bastılar
Askerlerin akşam saatlerinde bir kez daha mahalleye geldiğini ifade eden Şiban, sonrasında yaşananları ise şöyle anlattı: “Servet Turgut’u köy meydanına getirdiler. Osman Şiban’nın kim olduğunu sordular. Osman da kendisini gösterdi. Osman’ı da Servet’in yanına götürdüler. Kimlik istedikten sonra ikisini de götürdüler. Arkalarından gittik. Yetkili birisi, bize silahı doğrultarak, ‘gelmeyin, gelirseniz sizi tararız’ dedi. Onlar köydeki tepeye götürdüler. Biz de Servet’in samanlığının bulunduğu yere gittik. Osman ve Servet’i yaka paça helikoptere attılar. Ayakkabıları ve şapkaları orada kaldı. Sonrasında haber alamadık. Köyde telefon şebekesi yoktu.”
İki gün sonra şebekenin çektiği bir yere gidip akıbetlerinin öğrenilmesi için yakınlarına haber verdiklerini dile getiren Şiban, “Biraz vakit geçtikten sonra haber verdiler. Durumları hiç iyi değil. İşkence ve aldıkları darbelerden dolayı her tarafları morluk içinde. Adaletsizce ve hukuksuzca muamele edildi” dedi.
Yaşam mücadelesi veriyor
Yoğun bakımdaki Turgut’un oğlu Hüseyin Turgut ise babasının hayati tehlikesinin sürdüğüne dikkati çekti. Köyün 90’lı yıllarda askerler tarafından boşaltıldığını hatırlatan Turgut, “Göç etmek zorunda kaldık. Mersin’e taşındık. Babam 2005’e kadar Mersin’de esnaflık yaptı. Babam sonradan Van’a geldi. Burada arazilerimiz var. 2015’e kadar arazilerimizde ekim yaptı ve hayvancılıkla uğraştı” diye konuştu. Babasının sağlık durumuna dair bilgi veren Turgut, şunları söyledi: “İşkence edilmiş ve helikopterden atıldığı hastane raporunda var. Göğüsün sağ tarafında 7, sol tarafında ise 4 kaburgası kırılmış. Beyinde 2 yerde ciddi kanama var, akciğerinde çok büyük yırtılmalar, yırtılmadan dolayı göğsünde kan toplanmış. Her iki gözündeki elmacık kemiklerinde kırılma, parmak, el, kol, ayakları ve tüm kemiklerinde kırılmalar var.”
90’ların ötesinde zihniyet
Van Baro Başkanı Zülküf Uçar ise 11 Eylül günü gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un ailelerinden birinin 13 Eylül’de kendilerine ulaştığını, irtibat halinde oldukları sırada ise karakoldan iki ismin hastanede yoğun bakımda oldukları bilgisi verildiğini anlattı. Bunun üzerinde barodan arkadaşlarının 14 Eylül’de konuya ilişkin savcılık makamıyla bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve iki isme dair gözaltı süresinin aynı gün itibariyle kaldırıldığını öğrendiklerini paylaşan Uçar, “Fakat hastanede fiili bir gözaltı hali devam etti. Ailelerden kimseyi yaklaştırıp görüştürmüyorlardı. Salı günü tekrar görüşme gerçekleştirdik savcılıkla. Hem aileleri hem de işkence vakasından kaynaklı iki re’sen soruşturma başlatıldığını öğrendik. Biz de dosyaya ilişkin şikâyet dilekçesi sunduk” dedi.
Hafıza problemi yaşıyor
Osman Şiban’ın hastaneden taburcu edildiğini fakat gördüğü işkenceden kaynaklı hafızasında ciddi problemler yaşadığını belirten Uçar, “Savcılık üç gün önce beyanlarını almak istediği fakat gördüğü işkenceden kaynaklı hafıza noktasında sorunlar yaşamasından kaynaklı alınacak beyanların sağlıklı olmayacağı kanaatiyle şimdilik beyanları ertelendi. Tabi bu soruşturmadaki en önemli husus Osman Şiban ve Servet Turgut’un beyanları olacak. Hastanede helikopterden düşme yazıldı, ki vücutlarında işkence izleri ve yüksekten düşme belirtileri var” diye konuştu.
Devleti aklayanlara yanıt
Baro Başkanı Uçar, “Hastane raporunda helikopterden düşme yazabilir, bu illa olayın böyle olduğu anlamına gelmiyor. Aileleri onları hastane götürdüğünde hastane yetkililerine böyle söylemiş olabilir” şeklinde yer alan yorumlar üzerinde de durdu. Bu yorumları maalesef üzülerek okuduğunu söyleyen Uçar, şunları ifade etti: “Bugün devlet 90’lı yıllardan kalma işkence yöntemleri ile yönetiliyor ama hala böylesi yorumlar var maalesef. Hastaneye yurttaşları götüren aileleri ya da diğer vatandaşlar değil. Onları hastaneye götüren doğrudan askerler. Dolayısıyla eğer hastane raporunda ‘helikopterden düşme’ diye bir ibare geçiyorsa, kuvvetle muhtemeldir ki bu beyanı veren onları hastaneye götüren askerlerdir.”
Hiçbir kelime karşılık gelmiyor
Yaşanan olayın toplumdaki kırılmayı daha da arttıracak bir durum olduğunu vurgulayan Uçar, nedenini ise “Bu bakış açısıdır. Yani iki insanı alıp, iki gün boyunca işkence ediyorsunuz. Bu 90’ların da ötesine geçmeye çalışan bir zihniyet. Hiçbir kelime bu zulmün karşılığı olamaz. Ülkenin geleceği açasından çok tehlikeli. Giderek nefretle ve sonu gelmeyen hukuksuzluklarla yönetilmeye başlandık. Bu durumun kabul edilebilir bir tarafı yok” sözleriyle açıkladı.
HDP MYK uyardı
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) da “Uyarıyoruz; bu insanlık dışı işkence ve suç pratiklerinizin altında kalırsınız” başlıklı bir yazılı açıklama yaptı. Hemen herkesi tehdit eden, herkesle mafya, çete diliyle konuşan iktidar temsilcilerinin, 90’lı yılları aratmayan bir suç rejimi dayattığı belirtilen açıklamada, ”Helikopterden atıldıkları hastane raporu ile apaçık belgelendi. Tek başına bu belge bile, kurumsallaştırılmak istenen işkence yönetiminin her türlü meşru ve evrensel hukuk karşısında yargılanması için yeterlidir. Ancak olayın üzerinden 10 gün geçmiş olmasına rağmen ne hükümet ne de yerel sorumlular tek bir açıklama yapmadı. Eğer bu suçlar doğrudan hükümetin talimatıyla gerçekleşmiyorsa, bu konuda hükümet derhal açıklama yapmalıdır. Aksi halde bu sessizlik, suçun itirafı ve kabulü olarak tarihe geçecektir” ifadelerine yer verildi.
Suçlarınızın altında kalacaksınız
Yaşanan suçların 1990’lı yıllarda Kürtlere yönelik işlenen her türlü insanlık dışı suçun devamı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi: “Bu ahlaksızlığa, işkencelere, düşmanlığa imza atan zavallıları uyarıyoruz; karşınızda saldırılarınızdan korkacak, özgürlük ve eşitlik taleplerinden geri adım atacak bir halk yok. Kürt halkını, özgürlük arayanları hiçbir katliam, hiçbir darbe durduramadı. Onların kötü birer taklidi olan sizin uygulamalarınız da durduramayacak. Sizse işkence ve suç pratiklerinizin altında kalacaksınız. Yapılan bu insanlık dışı suçların tek tek hesabını sormayı görev biliyoruz.” VAN
İşkence bir rejim yöntemidir
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) açıkladığı “İnsan Hakları İhlalleri Raporu”na göre, 2019 boyunca 440 yaşam hakkı ihlali, bin 447 işkence ve kötü muamele yaşandı.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Mayıs 2019’da “Yargı Reform Strateji Belgesi”ni “İşkenceye sıfır tolerans” sözleriyle tanıtmıştı. Bu sözlerden önce de sarf edilirken de sonrasında da işkence durmadı. İHD Amed Şubesi’nin hazırladığı “2010-2019 Yılları Arası İşkence ve Kötü Muamele Raporu”na göre, Kürt kentlerinde son 10 yılda 690 kişi işkence gördüğü iddiasıyla İHD’ye başvurdu. Yine verilerine göre, fiziksel şiddeti en fazla ve en yaygın biçimde kullanan kamu görevlileri sırasıyla infaz koruma memurları (yüzde 45), polisler (yüzde 39), jandarma (yüzde 10) ve korucular (yüzde 1) oldu.
Devlet güçleri eliyle Kürt kentlerinde gerçekleşen bu işkence ve kötü muamelenin yakın dönemdeki çarpıcı örnekleri Urfa’da gözaltına alınan köylülerin karakol bahçesinde ters kelepçeli şekilde yere yatırılması, Amed’de polis Atakan Arslan’ın hayatını kaybettiği olay sonrası fail M.E.C.’nin Emniyet’te işkenceye uğradığını gösteren fotoğraflarının paylaşılması ve siyasetçi Sevil Rojbin Çetin’in üzerine köpek saldırtılması açığa çıktı. Yapılan resmi açıklamaların tümünde açık kanıtlara rağmen işkence yalanlanmaya çalışılıp, failler korundu.







