Son gelişmeler, uluslararası alanda ve Ortadoğu’da artık Kürtlerin hiçbir şekilde gözardı edilmeyeceğini gösteriyor. Ancak Kürtlerin nasıl muhatap alınacağı konusu tartışma konusu. Türkiye ise bir yol ayırımında.
25 Ocak’ta yapılması planlanan Cenevre-3 görüşmeleri, aynı cephede yer alan güçlerin kendi aralarındaki çelişkileri giderememeleri nedeniyle 29 Ocak’a ertelendi. Bu arada yaşanan diplomasi trafiği ise baş döndürüyor.
Temel çelişki ise Kürtler üzerine odaklanmış durumda. Kürtler son 4 yılda başta Rojava olmak üzere, Bakur ve Başûrê Kürdistan’da gösterdikleri olağanüstü irade ve ortaya koydukları çözüm projesi ile Ortadoğu’daki statükoları yıkarken, kaostan çıkmanın vazgeçilmez unsurlardan biri haline geldiler. Şimdiye kadar yapılan Cenevre-1 ve 2 ile Viyana, Riyad, Moskova, Kahire ve daha birçok ulusalararası ve bölgesel toplantılarda bu iradenin dışlanması nedeniyle sonuç alınamaması zaten herşeyi ifade ediyor.
Şimdi Cenevre-3’e gidilirken, bu gerçeklik daha fazla görülmüş olacak ki, temel gündemlerden biri Kürtler oldu. Yoğun trafiğin her aşamasında Kürtlerden söz edilir oldu. Ancak bir eldeki veriler gösteriyor ki Kürtler hala özgüçleri ve bölge halkları ile oluşturdukları ortak bağımsız iradeleri ile kabul görmüş değil.
Son gelişmeler, uluslararası alanda ve Ortadoğu’da artık Kürtlerin hiçbir şekilde gözardı edilmeyeceğini ortaya koydu. Ancak Kürtlerin nasıl muhatap alınacağı konusu tartışma konusu yapılıyor.
Ortadoğu denklemindeki aktörlerin başında gelen ABD ve Rusya gibi güçler Kürt iradesini tanıma değil, ama yanlarına alarak kullanma politikalarını izliyor. Türkiye, Arabistan ve İran gibi ülkeler de Kürtleri inkar ve iradesini yok etme politikalarını sürdürme, bu olmazsa da "köle Kürt’ü" görme gayretinde.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Yardımcısı Joe Biden 21 Ocak’ta Türkiye’ye gitti ve AKP ile CHP’nin yanı sıra HDP ile de görüşme gerçekleştirdi. Biden Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmede, Kürtler ile diyaloğa işaret etti. Biden ile Davutoğlu görüşmesinin ardından başbakanlık kaynakları "Başika’da mutabakat sağlandı" derken, ABD'li yetkililer, "Bu açıklama erken oldu" cevabını verdi. Aynı kaynaklara göre PYD konusunda da Biden’ın çabalarına rağmen Türkiye ile ABD arasında yakınlaşma sağlanamadı.
Aynı günlerde Türk ordusu mayın arama ve temizleme bahanesiyle Cerablus sınır kapısı üzerinden Suriye topraklarına girdi. Yaklaşık bin askerin bölgeye geçtiğini aktaran yerel kaynaklar, DAİŞ çeteleri ile hiçbir temasın sağlanmadığını aktardı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 29 Ocak’a sarkan Cenevre görüşmelerinde Kürtlerin PYD ile mutlaka temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'yi suçlayan Lavrov, "Suriye krizine çözüm bulunması için yapılması planlanan konferansa bir ülkenin ortaya attığı çekinceler engel oluyor" açıklamasında bulundu.
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Cenevre'de yapılacak barış görüşmelerine PYD'nin de davet edilmesi halinde, Türkiye'nin müzakereleri boykot edeceğini belirtti. Bura karşılık Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ise "Bu açıklamaların bir anlamı yok, çünkü zaten Türkiye katılmıyor" cevabını verdi.
Girişimlerinden sonuç alamadığı görülen Türkiye de 12 yıl aradan sonra MGK olağanüstü toplanıyor. Bu yazının yazıldığı dakikalarda toplantı halen yapılmamıştı, ancak görülen o ki Türkiye çok sıkıştığı bu ortamdan çıkmak için bir yol ayırımına gelmiş durumda. Ya Kürt iradesini tanıyacak ve diyaloğu geliştirecek, ya da bataklıkta boğulacak.
Bir tarafta bunlar yaşanırken, Rojava temsilcileri de ortaya çıkan iradenin tanınması ve muhatap alınmalarında israr ederken, şimdiye kadar izlenen ve oyalamanın ötesinde bir anlam ifade etmeyen herhangi bir adımı kabul etmeyeceklerini açıkça ifade ediyor.
PYD Eşbaşkanı Salih Müslim Kürtlersiz bir Cenevre’nin sonuçsuz kalacağına işaret ederken, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura’nın kişisel davet gönderdiği Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı Heysem Menaa da "Rojava ve Kürtlerin siyasal temsilcileri olmadan kişisel daveti kabul etmeyeceği" cevabını verdi.
Kürtler Cenevre’ye katılsın veya katılmasın, Ortadoğu’da temel aktörlerin başında geldiklerini artık herkes kabul ediyor. Düğümü çözecek olan Kürt iradesi olacaktır, ancak bunun da kolay olmayacağı, çetin bir mücadeleyi zorunlu kıldığı tartışma götürmez bir gerçeklik. Bu anlamda Arap olan Heysem Menaa’nın tavrının da halkların iradesi olarak görülmesi gerekiyor. Suriye üzerine 6 ay sürecek denilen görüşmelerin de bu mücadele ile geçeceği açıktır.