Enfal Katliamı’nın soykırım olarak kabul edilip edilmemesi tartışmaları İsveç’te 2007 yılından beri sürüyordu. Kimyasal silah ve bombaların kullanıldığı Enfal Katliamı, 2008 ve 2010 yılında, Sol Parti, Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve Çevre Partisi Yeşiller tarafından parlamentonun gündemine getirilmiş, ama iktidardaki partiler sorunun gündeme alınmasına yanaşmamıştı. Geçtiğimiz Ekim ayında ise İsveç Sosyal Demokrat İşçi Partisi üyesi 5 milletvekili tarafından konu yeniden gündeme getirilmişti. Parlamento Dış Politika Komisyonu’nun üzerinde durduğu ve soykırım olarak değerlendirdiği Enfal Katliamı’nı, İsveç Parlamentosu da geçen hafta gündemine aldı.  5 Aralık’ta Parlamento’da yapılan özel oturumda Enfal Katliamı oybirliğiyle soykırım olarak tanındı. Böylelikle İsveç, Irak’ın ardından Enfal’ı soykırım olarak kabul eden ikinci ülke oldu.

Sessiz kalanlar utansın

Oturumda söz alan Çevre Partisi Yeşiller Milletvekili Jabar Amin, Enfal sırasında 9 ay içinde 182 bin sivil Kürt’ün öldürüldüğünü ve yüzbinlercesinin sürgüne gönderildiğini söyledikten sonra yakılıp yıkılan Kürt yerleşim yerlerinin isimlerini teker teker saydı. Aradan geçen 25 yıla rağmen insanların kardeşlerini, çocuklarını, anne ve babalarını aramaya devam ettiklerine dikkat çekti. 9 ay içinde yüzbinlerce Kürt öldürürken Batılılar ve dünyanın Saddam’ın katliamlarına sessiz kaldığını hatırlatan Amin, bunun sessiz kalan tüm devlet, sivil toplum örgütü ve insanlar için utanç verici olduğunu söyledi.

Yeni soykırımlar olmasın diye

Oylama sonrasında görüştümüz Sosyal Demokrat İşçi Partisi Dış Politika Sözcüsü Urban Ahlin ve Sol Parti Dış Politika Sözcüsü Hans Linde ise “Kararın Kürtlerin mücadelelerini şidetle bastırmaya çalışan ülkelere verilen bir sinyal niteliğinde olduğu” söyledi. Ahlin, “Bu kararımız diğer ülkelerde bulunan otoriter liderlere eğer Saddam gibi katliamlar yaparlarsa bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacakları mesajını vermesi açısından önemli” dedi.
Hans Linde de Parlametonun aldığı kararın Kürt halkının acılarının paylaşılması ve yeni soykırımların önüne geçilmesi açısından önemli olduğunu, İsveç’te pratikte bunun yansımaları olacağını, okullarda bu konunun derslerde ele alınması gerekeceğini söyledi.
Çevre Partisi Yeşiller’in Dış Politika Sözcüsü Bodil Ceballos da kararın oybirliği ile alınmasının Parlamentoda yer alan partilerin Enfal’ın soykırım olduğundan kuşkuları olmadığını ortaya koyduğunu, bu kararın Kürtler için moral bir destek olduğunu ve İsveç’in Kürtlerin yanında yer aldığını gösterdiğini söyledi.

En korkuncu Halepçe

Kürtlere karşı kimyasal gazlar 1986-1988 yılları arasında Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen Enfal Katliam Harekatı’nda kullanıldı. En korkunç sonuçları ise bu harekat kapsamında 16 Mart 1988’de Halepçe’de ortaya çıktı. Enfal Katliamı’nda kimyasal gazların kullanıldığı, Human Rights Watch’in hazırladığı “Irak’ta Soykırı” kitabında (Aram Yayınları) bir tanığın şu anlatımlarıyla gözler önüne seriliyor: “Biz kimyasal olduğunu farketmedik. Sesi, sıradan bir top mermisi kadar yüksek değildi ve çürük elma ve sarmısak kokuyordu...”
Saddam Hüseyin, Halepçe Katliamı’nda Kürtlere karşı soykırım yaptığı suçlamasıyla da yargılanırken, başka bir katliam suçundan Duceyil Katliamı’nda, insanlığa karşı işlenen suçlardan mahkum edildi ve 2006’da asılarak idamına karar verildi.


MURAT KUSEYRİ / STOCKHOLM




Lahey’e Halepçe Anıtı dikilecek

Savaş suçlarının yargılandığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ev sahipliği yapan Hollanda’nın Lahey kentine “Halepçe Anıtı” dikilecek.
Saddam Hüseyin döneminde Halepçe’ye kimyasal atılarak katledilen binlerce Kürt’ü anmak için Lahey’e anıt dikilmesi istenmişti. Başvuru, geçtiğimiz Temmuz ayında Halepçe Anma Komitesi tarafından Lahey Belediyesi’ne yapılmıştı. Belediye, önceki gün başvuruyu kabul etti. Kararın alındığı toplantıya; Lahey Belediye Başkanı ile Halepçe Anma Komitesi’nin yetkilileri de katıldı. Belediye yetkilileri, Lahey’de yaşayan 10 bini aşkın Kürdistanlı’nın talebine saygı duyduklarını belirterek, anıtın yapılmasına onay verildiğini açıkladı. Halepçe Anıtı’nın önümüzdeki yıl Johan de Wittlaan sokağında, katliamın yıldönümünde yani 16 Mart’ta açılması bekleniyor. 

ANF/LAHEY