
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, PKK ile Türk hükümeti arasında Kürt sorununun çözümü için müzakerelerin yeniden başlamasını istedi. İsveçli parlamenterler ise İmralı'nın Guantanamo'dan farksız olduğunu belirterek İsveç Hükümeti'nin Kürt sorununun çözümü ve tecridin kaldırılması için harekete geçmesini istedi.
Yeşiller, liberaller ve Sol Partili milletvekillerin talebi üzerine İsveç Parlamentosu'nda Kürt sorunundaki son durum tartışıldı. Geçtiğimiz hafta İsveç'i ziyaret eden Türk yetkililerinin cezaevlerinde sadece 4 gazeteci bulunduğunu söylediklerini aktaran Yeşiller Milletvekili Bodil Cebellos, Türkiye Gazeteciler Federasyonu'nun tutuklu gazeteciler listesindeki 91 gazetecinin neden cezaevinde yattıklarını bilmek istediğini belirterek, Carl Bildt'e "bunlar kriminal mi" sorusunu sordu. Saldırıların özellikle Kürt sorununu gündeme getiren medyaya yöneldiğini, tutuklu gazetecilerin çoğunun Kürt basında çalıştıklarına dikkat çeken Cebellos, bu gerçeğin Türk yetkililer tarafından inkar edildiğini ifade etti.
Ceballos, Dışişleri Bakanı Carl Bildt'e "Türkiye'de artan insan hakları ihlalleri ve sayıları 100'ü geçen tutuklu gazetecilerin durumunu Ankara hükümeti ve AB yetkilileriyle yaptığınız görüşmelerde gündeme getiriyor musunuz" şeklinde bir soru yöneltti.
Müzake süreci baltalandı
İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, gazetecilerin "anti-terör" yasasından dolayı tutuklandığına dikkat çekerek, Türkiye'de iyi reformların yapıldığını öne sürdü. Türkiye'de hukuk sisteminin yeniden düzenlenmesini ve anayasanın yenilenmesini isteyen Bakan Bildt, tıkanan AB üyeliği müzakerelerin de bir an önce başlaması gerektiğini söyledi. Bildt, cezaevindeki gazeteciler ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri Türk yetkililerle yaptıkları görüşmelerde gündeme getirdiğini aktardı.
PKK ve Türk yetkilileri arasında yapılan ve kamuoyunda 'Oslo görüşmeleri' olarak bilenen müzakere sürecinin "kötü niyetli güçler" tarafından baltalandığını kaydeden Bildt, iki tarafın yeniden masaya oturmasını talep etti.
Bakanın yanıtını yeterli bulmayan Yeşiller Milletvekili Bodil Ceballos ise "İsveç Hükümeti olarak nelerin yapıldığını sordum. Ancak Bakan Türkiye'deki reform sürecinden söz etti. Başkalarının ne yaptığı beni ilgilendirmiyor, beni İsveç Hükümeti ilgilendiriyor" şeklinde tepki gösterdi.
Kürt kimliği inkar ediliyor
AB üyeliği sürecinde Türkiye'yi destekleyen İsveç'in Kürt sorunu konusunda daha fazla çaba sarf etmesini isteyen Liberaller Partisi Milletvekilli Fredrik Malm ise şöyle konuştu: "Kürt sorunu ile insan hakları ihlalleri arasında güçlü bir bağ var ve bu yüzden öncelikle bu sorun çözülmeli. Ancak ileriye doğru küçük adımlar atılması gerekirken, geriye doğru büyük adımlar atıldı.
Türk devleti Kürt kimliğini ve dilini inkar ediyor. Şimdi de sizin haklarınız Anayasa'da yer almayacak, anadilinizde eğitim göremezsiniz, diyorlar. Buna itiraz edenleri de cezaevlerine atıyorlar."
Malm, gazetecilerin ve politikacıların yüksek güvenlikli cezaevlerine kriminal suçlularla birlikte tutulduğunu belirterek, İsveç Hükümeti'nin buna karşı tavır alması ve sessiz kalmamasını istedi.
İmralı'da Guantanamo uygulamaları
Sol Partili Emine Kakabaveh ise Öcalan'a yönelik 9 aydır devam eden tecride dikkat çekerek, "Öcalan'ın tutulduğu şartlar yeni Guantanamo'dur. Bir an önce içinde bulunduğu tecrit kalkmalı ve tutukluluk şartları iyileştirilmeli" diye konuştu. Öcalan'ın avukatları ile görüşmesinin engellenmesinin Türk yasalarına bile aykırı olduğunu ifade eden Kakabaveh, "Bu duruma göz yummamayız. Bakan Bildt, Öcalan'a uygulanan tecride karşı ne yapacağını açıklamalıdır" dedi.
Hıristiyan Demokrat Parti Milletvekili Desiree Pethrus da Türkiye'de sadece gazetecilerin değil, Kürt sorununu araştıran bilim insanlarının da iktidarın saldırılarına uğradığını kaydetti. Pethrus, Carl Bildt'e "Terörle mücadele bahenesiyle gazeteciler, politikacılar ve insanlarının tutuklanmasına karşı neden sesimizi yükseltmiyoruz" sorusunu yöneltti.
MURAT KUSEYRİ / STOCKHOLM