İsveç Devlet İstatistik Kurumu (SCB) göçmen kadınların durumuna ilişkin bir araştırma yaptı. Araştırma, özellikle de Türkiye'den gelen göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları Stockholm’un güneyinde Alby, Fittja, Hallundave Norsborg semtlerinde yaşayan kadınların % 15’inin tamamıyla kayıt dışı olduklarını gösterdi. Bu kadınlar hiçbir kurumdan ekonomik yardım almadıkları gibi okula da gitmiyor. Botkyrka Belediyesi, bu kadınların durumlarını mercek altına aldı. Yıllar süren araştırmaların ardından 'Görünmeyen Kadınlar'ın durumlarını bir rapor haline getirerek kamuoyuna duyurdu. Raporun yayımlanmasının ardından aynı sorunun Stockholm’un kuzeyindeki Rinkeby ve Tensta gibi göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları semtlerde de olduğu görüldü.
Stockholm’deki İşçi Eğitim Merkezi’nde, Eşitlik Bakanı Nyamko Sabuni, Sol Parti Milletvekili ve 'Ne Fahişe Ne de Boyun Eğen' adlı derneğin Başkanı Amineh Kakabaveh, Stockholm Belediyesi Sol Parti Grup Başkanı Ann-Margarethe Livh, raporu hazırlayan Botkyrka Belediyesi yetkilisi Vanja Möller ve İsveç Kadın Lobisi Başkanı Gertrud Åström’in konuşmacı olarak katıldıkları bir panelde 'Görünmeyen Kadınlar' ile banliyölerde yaşayan göçmen kadınların durumları tartışıldı.

En çok dışlanan kesim

Kakabaveh, 'Görünmeyen Kadınların' toplumun en fazla dışlanan kesimlerini oluşturduklarını dile getirdi. Ve bu kadınların durumları ele alınıp sorunları çözülmediği sürece eşitliğin sağlanması için adım atılamayacağını söyledi.Eşitlik Bakanı Nyamko Sabuni 'Görünmeyen Kadınların' göçmen kadınlarının karşı karşıya kaldıkları ayrımcılık ve dışlanmanın boyutlarını ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulundu. Yıllar boyu kurumların göçmen kadınların sorunlarının, göçmenlerin kollektif sorunları içinde ele aldıklarını, kadınları bireyler olarak ele almadıklarını ifade etti. Vanja Möller, Belediyelerinde 100 ülkeden 85 bin kişinin yaşadığını, göçmenlerin yaşadıkları semtlerin gelir düzeyleri en düşük olan yerleşim birimleri olduğuna dikkat çekti.


Ekonomik gelirleri yok
Belediyenin güneyinde yer alan yerleşim birimlerinde kadınların sadece % 45’inin çalıştığını, kadınlar arasında işsizliği azaltmak ve kayıt dışı kadınları dışlanmışlıktan kurtarmak perspektifiyle çalışma yürüttüklerini dile getirdi. 'Görünmeyen Kadınların' yüzde 30’nun lise, yüzde 20’sinin de yüksek okul mezunu olmalarına rağmen tamamen kayıt dışı olmalarını çok ciddi bir toplumsal sorun olarak değerlendirdi. Bu kadınların hiç bir ekonomik gelirleri olmadığı için toplumdan izole olduklarına ve sadece geldikleri etnik grupla ilişkileri olduklarını söyledi. Bu grupta yer alan kadınların oldukça heterojen bir yapıları olduğunu bazılarının İsveçce'yi hiç bilmezken diğer kesimin akıcı İsveçce konuştuklarını gözlemlediklerini ifade etti.

Yıpratıcı işlerde çalıştılar
Kadınların görünmez hale gelmelerinin pek çok nedeni olduğunu söyleyen Möller kadınların iş piyasasındaki ayrımcılığı, dışlanmalarının en büyük nedeni olarak gördüklerini dile getirdi. Kadınların bir kısmının daha önceleri iş güvenliği olmayan işyerlerinde ve kiralama şirketlerinde çalıştıklarını, bazılarının kötü çalışma koşullarından dolayı sağlık durumlarının bozulduğuna dikkat çekti. Eğitim düzeyleri düşük olan görünmeyen göçmen kadınlarının çoğunluğunun 1980’li yıllarda İsveç’e gelerek yıpratıcı işlerde çalıştıkları için sağlıklarını yitirdiklerini söyledi. Bu grupta yer alanların daha çok kendi ülkelerinden gelenlerin işyerinde çalıştıkları için İsveçceyi öğrenme ihtiyacı hissetmediklerini dile getirdi.
Möller 'Görünmeyen Kadınlar'la ilgili 'iş bulmak ve çalışmak istemiyorlar' şeklindeki suçlamaların gerçekleri yansıtmadığını, kadınların tamamını çalışmak istediklerini ancak iş bulamadıklarını dile getirdi. Kadınların iş bulamamalarının nedenlerini ise şöyle sıraladı. "İş piyasasında var olan ayrımcılık ve ırkçılık, bazı kadınların eğitim düzeylerinin düşüklüğü, daha önce iş yaşamlarının olmaması, yeterli ölçüde İsveçce bilmemesi, sağlıklı olmamaları."


İş Meydanı'nda insanlık dışı uygulama
Ann-Margarethe Livh, Hükümetin ve Stockholm Belediyesinin yürürlükteki politikalarının göçmenlerin dışlanmışlığını artırdığını belirtti, işsizleri baskı altına almak için 1930’lu yıllarda uygulanan zorla çalıştırmaya benzer yöntemlerin yürürlüğe konmasını eleştirdi. İssizlerin semtlerde 'İş Meydanı' adı verilen bürolarda olmaya ve haftada en az 30 iş aramaya zorlanmalarını insanlık dışı olduğunu, temel insan haklarıyla ve demokrasiyle bağdaşmadığını söyledi.
Hükümetin yürürlüğe koyduğu, çalışma yerine evde kalıp çocuklarına bakmak isteyen kadınlara ödediği 'bakım' yardımının amacının kadınları iş yaşamından koparmaya ve toplumdan izole etmeye yönelik bir politika olduğuna ve bu uygulamadan en fazla göçmen kadınlarının olumsuz etkilendiklerine dikkat çekti. 

ANF/STOCKHOLM