
Tarih boyunca etnik köken ve inançlarından dolayı ayrımcılık, saldırı ve katliamlara uğrayan Êzîdîlerin dramı, savaştan kaçarak sığındıkları İsveç’te de sürüyor. İsveç Göçmen Dairesi, aralarında çocukların da bulunduğu Suriye’deki katliamlardan kaçan yüzlerce Êzîdî'yi, Ermenistan’a göndermeye hazırlanıyor.
Göçmen Dairesi yetkilileri, iltica talebinde bulunan Êzîdîlerin 'Suriye’den değil, Ermenistan’dan geldiklerini' iddia ediyor. 'Kanıt' olarak da, yapılan dil sınavlarında, Êzîdîlerin Rojava'da kullanılan Kurmancî'den daha farklı bir Kurmancî kullanmaları öne sürülüyor.
Uzman 2 şirket sınavı kabul etmedi
Dil sınavlarının ne kadar güvenli olduğu ise, tartışma konusu. Dil üzerinde uzmanlaşmış iki şirket, Êzîdîlerin Irak ve Suriye’de yoğun baskı altında ve köylerde izole edilmiş bir şekilde yaşadıklarını ve bu nedenle de kullandıkları dil hakkında bir sonuca varmanın oldukça güç olduğunu belirterek, Êzîdîlere dil sınavı yapmayı kabul etmiyor.
Şirketin raporlarına güvenilmiyor
Êzîdîlere dil sınavı yapan Sprakab adlı şirket ise, uyguladığı analiz yöntemlerinden dolayı yoğun eleştiriler alıyor. İngiltere Yüksek Mahkemesi, 'Şirketin verdiği raporlara güvenilemeyeceği için', raporlar temel alınarak ilticacıların yurt dışı edilemeyeceklerine karar verdi.
Tüm eleştirilere rağmen Göçmen Dairesi şirketin yaptığı dil sınavlarını temel alarak, Êzîdîlerin yurt dışı edilmelerine karar veriliyor ve kararlar genellikle İltica Mahkemesi tarafından onaylanıyor.
Dolma yapmayı bilmediği için!
Göçmen Dairesi’nin bu uygulamalarına maruz kalan uğrayan ailelerden biri de, İsveç’in güneyinde Hanaskog’da yaşamını sürdüren Khadr ailesi. 21 yaşındaki eşi geçirdiği travmalardan dolayı yatağa düşünce, eşi ve iki çocukluğunun sorumluluğunu 18 yaşındaki Jamila üstlenmiş. Jamila Suriye’de evlerine düzenlenen bir saldırı sırasında annesi ile en küçük çocuklarının çıkan yangında yanarak yaşamını yitirdiklerini, babasının Türkiye sınırında katledildiğini, eşi ve çocuklarıyla birlikte önce Türkiye ardından da İsveç’e geldiklerini söylüyor. İsveç’e iltica ettikten sonra aileye telefon aracılığıyla dil testi yapılmış ve bazı sorular yöneltilmiş.
Göçmen Dairesi, dil sınavı sonuçlarının ailenin Suriye’de konuşulan Kurmancî lehçesinden farklı bir lehçe kullandığını gösterdiğini ve Jamila’nın Suriye’nin geleneksel yemeği olan dolmanın nasıl yapıldığını bilmediğini gerekçe göstererek, ailenin Suriye’den değil Ermenistan’dan geldiğine kanaat getirmiş ve ailenin Ermenistan’a iade edilmesini kararlaştırıyor.
Nasıl konuştuklarını çözemiyorlar
Ahmet Beshir ve Leyla İbraim’le çocukları Emine ve Leyla da aynı akibete uğrayanlardan. Dil sınavı yapan Sprakab, ailenin Êzîdî ailenin Suriye’den değil, Ermenistan’dan geldiğine karar veriyor.
Göçmen Dairesi’ne dil sınavı hizmeti veren iki şirketten biri olan Verified AB ise, Êzîdîlere dil sınavı yapmama kararı alıyor. Şirketin yetkililerinden Johan Franzen, etnik köken ile dilin birleşiminin Êzîdîler söz konusu olduğunda sorun oluşturduğunu, nasıl konuştuklarını tam olarak bilmedikleri için, nereden geldikleri konusunda bir karar vermelerinin mümkün olmadığını söylüyor.
Karara karşı kampanya başlatıldı
Göçmen Dairesi’nin Êzîdîleri Ermenistan’a iade etme kararları vermesi tepkilere yol açıyor. Küçük bir yerleşim birimi olan Hanaskog’da halk Khadr ailesinin Ermenistan’a gönderilmelerini engellemek için kampanya başlattı. Ailenin yurt dışı edilme kararının durdurulmasını talep eden imza kampanyasına şimdiye dek 3 bine yakın kişi katıldı. İnsan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütleri de Êzîdîler’in hiç bilmedikleri bir ülkeye iade edilmelerine tepki gösteriyor.
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz Êzîdî ve insan hakları örgütleri de, Göçmen Dairesi’nin Êzîdîlere yönelik tutumuna tepkili.
Çifte baskı görüyorlar
Bundan 4 yıl önce Êzîdîlerin dillerinin tartışıldığı bir konferansa konuşmacı olarak katılan Kürdistanlı aydın Aziz Alış, Suriye’deki Êzîdîlerin Kürt kimliklerini ve dini inançlarını korumak istedikleri için çifte baskı altında tutulduklarını, Kürtçenin Kurmancî lehçesini kullandıklarını ve Arapçadan etkilenmedikleri için lehçelerinin Suriye’de yaşayan diğer Kürtlerden biraz farklı olabileceğini söylüyor. Ama bundan dolayı Êzîdîlere, "Siz farklı konuşuyorsunuz bu yüzden Ermenistan’dan geliyorsunuz denilip, Ermenistan’a iade edilemelerini kabul edemeyiz" diyor.
Êzîdîlerin İsveç’teki örgütleri Yarsan Federasyonu’nun Başkanı Ali Khosravi, İran’da Kakai, Suriye’de Êzîdî ve İran’da Yarsan olarak adlandırılan halklarının 5 milyon civarında olduğunu hatırlatıyor ve Suriye’den gelen Êzîdîlerin Kurmancî lehçelerinin farklı olabileceğini söylüyor. Suriye’den gelen Êzîdîlerin durumlarının kapsamlı olarak incelenmesini talep ettiklerini ifade ediyor.
Soykırıma uğradılar
Kendisi de Rojavalı olan soykırım karşıtı insan hakları kuruluşu Kurdocide Watch CHAK Başkanı Azad Heydari, Suriye’deki Êzîdîlerini Serêkaniye civarındaki köylerde yaşadıklarını, insanlık dışı muamelelere tabi tutulduklarını söylüyor.
Bilinçsiz Müslüman Kürtlerin de, inançları farklı olduğu için Êzîdîlere baskı uyguladığına dikkat çeken Heydari, El Kaide bağlantılı grupların Êzîdîlere yönelik vahşice katliamlar düzenlediklerini belirterek, "Êzîdîler Ortadoğu’da, Hıristiyanlardan daha fazla soykırımına uğradı" diyor.
Êzîdîler Ortadoğu'nun Kızılderilileri
Suriye’de yaşayan Êzîdîlerin Kürtçenin Kurmanci lehçesini konuştuklarını ancak İslamlaşmayı reddettikleri için, Arapça'da yer alan bazı kelimeleri almak zorunda kalmadıklarını belirten Heydari, Êzîdîlerin duru Kürtçe konuştuklarını söylüyor.
Ortadoğu’daki Êzîdîleri, ABD’de yaşayan Kızılderililere benzeten Heydari, "Onlar bu barbar dünyada yok olmamanın mücadelesini veriyor" ifadesine yer vererek, dillerini korumaya çalıştıkları için, Suriye’den gelen Êzîdîlere haksızlık yapılamayacağını ve bunun kabul edilmemesi gerektiğini söylüyor.
ANF/STOCKHOLM