İsviçre Gündemi
İsviçre dışında başka bir Avrupa ülkesi yoktur ki iç politika gündemini büyük ölçüde ülkedeki yabancılar üzerine şekillendirsin. Ülke gündeminde her an, her gün göçmenlere yönelik ya tartışmalar ya da yasal önlemler tartışılıyor.
Türkiye’deki MHP’nin Kürt düşmanlığı üzerine şekillendirdiği politikaları misali, İsviçreli sağcı parti SVP’nin yabancı düşmanlığına endeksli siyaset stratejisi yabancıları sürekli ülke gündemine getirmektedir. SVP adete her hafta yeni taktik ve yöntemlerle yabancıları tartıştırmakta, ülkede ayırımcılık, ırkçılık ve yabancı düşmanlığını körüklemektedir.
Yurtdışında durduracaklar
Bu hafta da kamuoyu büyük ölçüde yabancıları tartıştı. İsviçre yabancılara karşı önlemlerini sınır ötesine taşıdı. Bundan sonra İsviçre yasadışı göçle mücadele önlemleri bağlamında yurdışındaki havaalanlarında kontroller yapabilecek. Söz konusu görevliler göçmenler İsviçre’ye ulaşmadan, evrakları, pasaportları vb. inceleyebilecek ve söz konusu kişiler hakkında İsviçre’ye gidip-gidemeyeceklerine karar verebilecekler.
İğneyle uyuşturacaklar
Elbette göçmen düşmanlığına ilişkin “yaratıcılık” bununla da sınırlı değil. SVP sınırdışı edilecek göçmenlere zoraki yatıştırıcı iğne enjekte edilmesini de buyurdu. Ceza hukuku profesörü Markus Schefer, İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) önerisini yasalara aykırı bulduğunu açıkladı. Ancak ülke, mültecileri adeta vahşi ve tehlikeli birer “hayvan” gibi sunarak uyuşturulmasını talep eden SVP’nin önerisini gündemine alıp tartışıyor. Karşı çıkan kesimlerin varlığına rağmen kamuoyu SVP’nin eğer isterse bunu bile yasallaştırabilecek gücü olduğuna inanıyor.
Basın kamplara özel izinle girebilecek
Sürekli ülke gündeminin 1 numarası haline getirilen, göçmenlere ilişkin basının artan ilgisine de yasak ya da kısıtlamalar gecikmedi. Göçmenler Dairesi Mülteci kamplarını ziyaret etmek isteyen gazetecileri özel izne tabi tutacağını açıkladı. Yani basın, bundan sonra kampları ancak özel izin alabilirse ziyaret edebilecek. Bu da keyfi uygulamaları, politik duruşuna göre izin verme ya da vermeme uygulamalarını arttıracak. Özetle İsviçre Avrupa’nın göçmen labaratuvarına dönüştürülmüş durumda. En akla gelmedik düzenlemeler, yaptırımlar önce bu ülkede denenmekte ya da uygulanmakta, alınan sonuçlar daha sonra diğer Avrupa ülkelerine taşırılmaktadır.
Yabancıların sürekli gündeme alınması, tartışılması, her kötülüğün kaynağı gösterilmesi İsviçrelileri insanı esas alan politikalardan gittikçe uzaklaşmasına da neden olmaktadır. Gittiçe egoistleşen, komşusu ile bile ilişki kuramayan, yaşamını iş ve ev arasında mekanikleştiren İsviçreliler, İsviçrelilere bile yabancılaşmaya başladı. İsviçre Avrupa’da en az organ bağışı yapılan ülkesi. Yılda en az 100 kişi zamanında bir organa sahip olamadığı için yaşamını yitirmektedir. Uzmanlar konunun gittikçe azalan insani özelliklerle de yakın ilişkisi olduğunu belirtmektedirler.
Referandum imzaları tamam
Elbette zayıf da olsa, insani ve evrensel değerleri savunanlar bulunmakta ve güçleri oranında seslerini yükseltmektedirler. Çeşitli siyasi parti, örgüt ve organizasyonların ağırlaştırılan iltica yasalarının iptal edilmesi için referandum girişimi gerekli olan 50 bin imzaya ulaştı.
Geçtiğimiz yıl aşırı sağcı parti SVP tarafından gündeme getirilen ve ‘İltica Yasaları’nı daha da ağırlaştıran düzenlemenin iptal edilmesi için İsviçre’de halk referanduma gidiyor. Yasanın halk oylamasına gidebilmesi için gerekli olan 50 bin imza toplandı. Komite imzaları teslim etti. Şimdi incelemeler sonucu çıkacak sonucu bekleyecek. Eğer onaylanırsa konu referanduma sunulacak. Referandumda İsviçre halkının sertleştirilen yabancı yasaların geri alınması talebine onay vermesi hayli zor gözüküyor.
İsviçre ‘düşmanlarına’ göz açtırmıyor