Ülkedeki her sorunun, her çıkmazın sorumlusu görülen, yabancılar üzerinden yapılan propagandalar sokaklarda da ırkçılığı tırmanışa geçirdi.
Yabancı karşıtı politikalarla geçen seçimlerde oylarını katlayan İsviçre Halk Partisi (SVP) bu yıl da aynı yöntemi izleyerek, oylarını daha da arttırmak peşinde. SVP, yabancı karşıtı söylemlerinin oylarını giderek arttırdığından emin bir şekilde, hükümet içindeki gücünün de arttırılmasını talep etmeye başladı.
Sokaklar, ‘İsviçre Coğrafyasına Yürüyen Kara Ayaklar’, ‘Suç İşleyen Yabancılar Dışarı’, ‘İsviçre’yi Gagalayan Kara Karga’ , ‘Farklı Renklerden Ellerin Uzandığı İsviçre Pasaportu’ gibi sayısız afişlerle dolu.

Ülke güvenliğini de tehdit ediyorlarmış
SVP’nin seçim propagandalarında yabancılar ülke güvenliğini de tehdit etmekle suçlanıyor. Neredeyse orduyu sokağa inmeye çağıran SVP, kendisine bağlı komisyonlarda “hangi konuların gündeme getirilmesi durumunda referandumlarda başarı sağlarız” çalışmaları da yaptırmış ve Komisyonlardan “yabancılar konusu” cevabını almış. SVP, İsviçre basınının önemli bir bölümünü de bünyesine katarak, yabancılar konusunu hem ülke seçimlerinin, hem ülke politikasının tek malzemesi yapmış durumda...
İsviçre’de yasal anlamda ayırımcılık ve ırkçılık yasak olmasına rağmen bu konunun daha çok kamusal alanda etkili olduğu da açıkça görülüyor. Yasal anlamda suç olan ırkçılık günlük hayatta ya da bireylerin özgülünde hiç birşey ifade etmiyor. Birey özel yaşamının tümünde ırkçılık ve ayırımcılığı yaşıyor. İş ve ev ararken göçmenlik ve ten rengi gibi özellikleri nedineyle sürekli ayırımcılık ve ırkcılığa tabi tutuluyor.

Düşmanvari bakışlar
SVP’nin göçmenler ve yabancıları seçim malzemesi yapması, işsizliğin, pahalılığın, ekonomik krizin, kriminal suçların tek sorumlusu göstermesi, SVP’ye oy veren yaklaşık yüzde 30’luk ve diğer sağ partilerin tabanı da eklendiğinde en az yüzde 50’lik bir seçmen kitlesinin sokaklarda yabancılara tek düşman gözüyle bakmasına da neden olmakta. Yabancıların her olumsuzluğun ve kötülüğün baş sorumlusu gösterilmesi seçmen kitlesinin yabancılara düşman gören partilere olan ilgisini arttırmaktadır.
Gittikçe artan yabancı düşmanlığı ve ayırımcılığın İsviçre siyasetini yönlendirmesi, politikaları belirlemesi nedeniyle İsviçre artık tarafsız ve hümanist bir ülke olma kimliğini de kaybediyor. Vatandaşlık koşullarının en ağır olduğu bir Avrupa ülkesi olma özelliği, sınırdışı ettiği ve tutukladığı yabancılara ölümle sonuçlanan müdahaleleri, özel ve iş hayatında yaşanan ırkcılık ve ayırımcılık, Avrupa Birliği ve BM komisyonlarından aldığı uyarılarla İsviçre artık “hümanist” ve “tarafsız” bir ülke görüntüsünden çok uzak duruyor.

Milli takımın yüzde 70’ni yabancı
İsviçre Milli Takımı son yıllarda başarılı sonuçlar alıyor. Milli Takım maçlarında her yer kırmızı beyaza bürünür. İsviçreliler, takımlarını desteklemek için stadyumları doldurur. Ulusallık ve milliyetçilik ivme kazanır. Irkçılığın büyük bir yükselişe geçtiği ülkede Milli Takımın yüzde 70’nin yabancı kökenli oyunculardan oluşması ise büyük bir paradoks olarak kalır.


ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH